Türkiye’de her yıl 10 Ocak’ta kutlanan Çalışan Gazeteciler Günü, artık sadece bir kutlama değil; gazeteciler için hak, özgürlük ve dayanışma günü haline geldi. Gazetecili meslek örgütleri, ekonomik güvencesizlik, yoğun iş yükü, düşük ücretler ve siyasi baskılar nedeniyle 10 Ocak’ın eskisi gibi bir bayram olarak kutlanamadığını vurguluyor. Gazeteciler Cemiyeti, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Türkiye Gazeteciler Sendikası ve DİSK Basın-İş, bu günün artık meslektaşların sorunlarını gündeme getirdiği, dayanışmayı güçlendirdiği ve hak mücadelesi verdiği bir gün olarak anlam kazandığını belirtiyor.

Nazmi Bilgin-5

Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Bilgin: "Korku, Cemiyet kapısından içeri girmeyecek”

Gazeteciler Cemiyeti Bakanı Nazmi Bilgin “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü” ve Gazeteciler Cemiyeti'nin kuruluşunun 80. yıl dönümü nedeniyle yaptığı açıklamada, Türkiye'de mevcut ekonomik şartlar ve hukuki durum nedeniyle 10 Ocak'ı kutlamanın imkansız hale geldiğini söyledi.

"Mevcut şartlarda 10 Ocak bayram değil, dayanışma günüdür"

Gazetecilerin büyük çoğunluğunun asgari ücret ve altında geliri olduğu, mesleğin istihdam açısından en sıkıntılı dönemini yaşadığını, iş bulabilen gazetecilerin ise çok az ücretle, çok uzun saatler çalışmak zorunda kaldıklarını vurgulayan Bilgin, "Bu ağır çalışma koşullarında, çalışan gazeteciler gününü kutlamak içimize sinmiyor. Mevcut şartlarda 10 Ocak gazeteciler için bir bayram değil, bir dayanışma günüdür. Gazeteciler Cemiyeti de kurumsal olarak bu dayanışmanın en güzel örneklerinden biridir" diye konuştu.

10 Ocak tarihinin aynı zamanda gazetecilerin çalışma şartlarını ve özlük haklarını belirleyen ve eski adıyla 212 sayılı kanun olarak bilinen Basın İş Kanunu’nun uygulamaya konulmasının yıl dönümü olduğuna dikkat çeken Bilgin, şöyle konuştu:

"Çalışma şartlarının iyileştirilmesi ve yasal güvenceye alınmasının yıl dönümü gazetecilerin bayramı olarak kutlanıyor. Ancak bir dönem meslektaşlarımız için bayram olan 10 Ocak’lar ağır ekonomik koşullar ve gazetecilere yönelik keyfi cezalandırmalar nedeniyle kutlanamaz hale geldi. Bugün matem gününe dönüşmüş durumdadır. Binlerce gazeteci bu özel güne anlamını veren Basın İş Yasası uyarınca sigortası yapılmadan, kimi günde 13 saatten fazla çalışmaya zorlanmakta, buna karşılık asgari ücret ve altında maaş almakta. Gazetecilik mesleği dip noktaya gelmiştir."

Gazetecilerin tüm bu şartlara rağmen mesleklerine sahip çıkmaya devam ettiklerini, halkın nitelikli ve doğru haber alabilmesi için çabaladıklarına dikkat çeken Bilgin, "Gazeteciler, bu zor şartlar altında mesleklerini onurla yapmaya devam ederken, bir de yargı sopasıyla karşı karşıyalar. Sadece yazdıkları haberler nedeniyle pek çok gazeteci demir parmaklıklar altında tutuluyor. Uzun tutukluluk süreleri gazeteciler için cezaya dönüştürülmüş durumda. Gazeteciler Cemiyeti olarak, yazdıkları haberler nedeniyle işlerini kaybeden, haber verdikleri için haksız hapis cezalarıyla karşı karşıya olan meslektaşlarımızın yanındayız, yanında olmaya devam edeceğiz" diye konuştu.

"Atatürk'ün çizdiği yolda, tüm yurtta mesleğimizi geliştirmek için çalışmaya devam edeceğiz"

Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Bilgin, Çalışan Gazeteciler Günü olan 10 Ocak’ın aynı zamanda Gazeteciler Cemiyeti'nin kuruluş yıl dönümü olduğunu da hatırlatarak şunları söyledi:

"Cemiyetimizin 80'inci kuruluş yıl dönümünde aşmamız gereken pek çok engelle mücadele ediyoruz. Ancak engeller ve sorunlar ne kadar büyük olursa olsun, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği yolda, gerek güzel Türkiye'mizin her köşesinde, gerekse uluslararası alandaki ortaklarımızla gazetecilik mesleğini geliştirmek için çalışmaya devam edeceğiz."

"Avrupalı gazetecilere ev sahipliği yapacağız”

Uluslararası alanda da gazetecilik mesleğinin saldırı altında olduğuna dikkat çeken Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Bilgin, "En belirgin örnek, Gazze'deki Filistinli meslektaşlarımızın hedef gösterilerek İsrail tarafından öldürülmeleridir. Bunu en sert şekilde kınıyoruz. Gazetecilerin küresel düzeyde mesleklerini yapmaları için uluslararası alandaki ortaklarımızla mücadeleye devam ediyoruz. Gazeteciler için uluslararası alanda adalet istiyoruz. Gazetecilerin öldürülmesi emrini veren İsrailli yöneticilerin bir gün mutlaka uluslararası adalet önünde hesap vermeleri gerektiğini haykırıyoruz" dedi.

Gazeteciler Cemiyeti'nin mesleki dayanışmayı geliştirmek için yaptığı çalışmaların uluslararası alanda da dikkat çektiğini vurgulayan Bilgin, Gazeteciler Cemiyeti'nin haziran ayında, üyesi olduğu Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ) Genel Kurulu'na ev sahipliği yapacağını da ifade etti. Bilgin, "Bu toplantı, hem uluslararası alanda gazetecilerin karşılaştığı sorunları meslektaşlarımızla tartışıp çözüm üretmek, hem de dayanışmayı arttırmak için büyük bir fırsat olacak" ifadelerini kullandı.

"Korku, Cemiyet kapısından içeri girmeyecek”

Gazeteciler Cemiyeti'nin 80 yıldır ilkelerini koruyarak, gazetecilik mesleğini geliştirmek için mücadele verdiğini hatırlatan Bilgin, "Cemiyet kurulduğu günden bu yana ortaya koyduğu ve uğruna büyük mücadele verdiği ilkeler hiç değişmedi, değişmeyecek. 80 yıldır bu çatının altında her türlü siyasi görüşten meslektaşlarımız ve dostlarımız bulundu. Bu kurumdan içeri iki şey hiç girmedi: korku ve Atatürk düşmanları" diye konuştu.

Çgd Başkanı Kıvanç El

ÇGD Başkanı El: “10 Ocak artık hak mücadelesi günü”

Çağdaş Gazeteciler Derneği Başkanı Kıvanç El, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü değerlendirirken şu ifadeleri kullandı:

“Gazeteciler için kutlanacak gün ne yazık ki artık kalmadı. Eskiden sansürün kaldırılışını bayram olarak kutlardık, şimdi ise 10 Ocak sadece haklarımız için mücadele günü haline geldi. İfade özgürlüğünün temeli anayasa ve çalışma koşullarıdır; ama anayasa uygulanmıyorsa, gazetecinin özlük hakları korunmuyorsa, basın özgürlüğü de ağır darbe alıyor.

Gazetecilik, emek yoğun ve sömürünün en başta olduğu mesleklerden biridir. Meslektaşlarımız, yoğun çalışma ve saat baskısı altında, ağır stresle mücadele ediyor; karşılığında çoğu zaman asgari ücret veya yakınında ücretler alıyor. Kapanan kurumlar, düşük ücretler, gözaltılar, soruşturmalar ve tutuklamalar mesleğimizi adeta bir kafes içine alıyor.

Bunu çözmenin yolu, basın meslek örgütlerinin bir araya gelip taleplerimizi yüksek sesle dile getirmesidir. Bazı kazanımlarımız oldu, bazı konularda ise hâlâ eksikler var. Gazetecilik mesleği kamuoyunda tartışmalı hâle geldi; siyasi angajman meslek güvenimizi zedeliyor. Güvence olmadığında insanlar örgütlenmekten çekiniyor ve mesleğimiz çürümeye başlıyor.

Temel taleplerimiz çok açık: Sendikasız, güvencesiz ve yoksulluk sınırının altında kimse çalışmamalı. Çalışma koşullarımız güvenceye alınmalı, işsizlik baskısı sona ermeli, yıpranma hakkı yeniden düzenlenmeli, haftalık çalışma süresi sınırlandırılmalı. Basın meslek örgütleri ve Basın İş Kanunu bu çerçevede yeniden ele alınmalı. Biz bu taleplerin arkasındayız ve ortak mücadeleyi sürdürmeye kararlıyız.”

Tgs Genel Başkanı Gökhan Durmuş

TGS Genel Başkanı Durmuş: “Toplumun sorunlarını gündeme taşıdığımız gibi gazeteciliğin sorunlarını da taşımalıyız”

Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Gökhan Durmuş, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nün Türkiye’de artık kutlanan bir gün olmaktan çıktığını vurguladı. Durmuş, bunun en temel nedeninin basın sektöründe patronların ve hükümetlerin etkisiyle gazetecilerin büyük çoğunluğunun güvencesiz ve sendikasız çalışmak zorunda bırakılması olduğunu belirtti.

Durmuş, gazeteciliğin tarihinin hiçbir döneminde olmadığı kadar yoksulluk ve işsizlik kıskacı altında olduğunu ifade etti. Türkiye’de basın sektöründe işsizliğin ülke ortalamasının neredeyse iki katı olduğunu ve üniversitelerden mezun olup işe giremeyen gençlerin bu rakamlara dahil olmadığını söyleyen Durmuş, eskiden bayram olarak kutlanan 10 Ocak’ın bugün sadece gazetecilerin sorunlarını dile getirdiği bir gün haline geldiğini aktardı.

Durmuş, geçtiğimiz yıllardaki gazetecilik mesleğine yönelik sistematik saldırılara dikkat çekerek, “Kimi zaman sahipliği ele geçirme, kimi zaman bireysel olarak gazetecilere yönelik tutuklamalar, kimi zaman ise yargılama tehditleri ile ülkedeki basın ve ifade özgürlüğü yok edildi. Gazetecilik mesleğinin itibarına yönelik kullanılan dil ve ayrıştırıcı söylemler bizleri derinden etkiledi” ifadelerini kullandı.

Ülkedeki politik bölünmüşlüğün basın meslek örgütlerini de etkilediğini söyleyen Durmuş, her ilde birden fazla meslek örgütü bulunmasının ortak mücadeleyi zorlaştırdığını belirtti. Durmuş, yan yana gelip ortak mücadele eden örgütlerin sayısının artmasıyla sorunların çözümünün de mümkün olduğunu vurguladı.

Temmuz gıda enflasyonu açıklandı: Karpuz ucuzladı, kuru soğan zamlandı
Temmuz gıda enflasyonu açıklandı: Karpuz ucuzladı, kuru soğan zamlandı
İçeriği Görüntüle

Durmuş, ortak mücadele vurgusu yaparak, “Gazeteciler ülkenin aynası gibidir; toplumun sorunlarını gündeme taşırlar. Aynısını kendi mesleğimiz için de yapmak zorundayız. Basın ve ifade özgürlüğü, işsizlik, güvencesiz çalışma, düşük ücret dayatmaları ve sendikasızlık sorunlarını sürekli gündeme taşımalı ve ortak mücadele ederek çözmeliyiz” dedi.

Di̇sk Basın İş Genel Başkanı Turgut Dedeoğlu-1

DİSK Basın-İş Genel Başkanı Dedeoğlu: “10 Ocak yalnızca geçmişi anmak için değil, geleceği inşa etmek için bir milat olmalı”

DİSK Basın-İş Genel Başkanı Turgut Dedeoğlu, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nün ekonomik güvencesizlik, baskı ve sansür ortamı nedeniyle artık bir bayram değil, hak ve özgürlük mücadelesi günü haline geldiğini belirtti. Dedeoğlu, gazeteciler için gerçek anlamda kutlanacak bir günün, ancak sorunların azaldığı ve gazeteciliğin özgür ve güvenceli şekilde yapılabildiği bir ortamda mümkün olabileceğini söyledi. O güne kadar 10 Ocak’ın daha çok anma, direniş ve “asla vazgeçmeme” günü olarak anlam kazandığını vurguladı.

Dedeoğlu, Türkiye’de gazetecilerin mesleki bağımsızlığını ve ifade özgürlüğünü tehdit eden en temel sorunun medya sahiplik yapısı olduğunu, ana akım medyanın büyük bölümünün siyasi iktidarın kontrolü altında olduğunu söyleyerek, “Sendikalar olarak çoğunlukla muhalif veya bağımsız gazetecileri temsil ediyoruz. Ana akım medyadaki iktidar yanlısı yayın organlarında çalışan ve oto-sansür uygulayan geniş kitleye ulaşamıyoruz” dedi.

Sendikaların bugün daha çok direnişi örgütlemek, dayanışmayı sağlamak ve gelecekte özgür gazetecilik için bir zemin oluşturmakla yetindiğini söyleyen Dedeoğlu, Türkiye’de demokratik hukuk devleti standartlarının, bağımsız yargının ve çoğulcu medya yapısının güçlenmesinin sendikaların etkisini artırabileceğini ifade etti.

Dedeoğlu, gazetecilik örgütlerinin performansını değerlendirirken ülkedeki baskı atmosferinin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, “10 Ocak günleri, yalnızca geçmişi anmak için değil, geleceği inşa etmek için bir milat olarak yeniden anlamlandırılmalı” diye konuştu.

Basın Gazetesi .Jpeg

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nün tarihçesi

Türkiye’de her yıl 10 Ocak’ta kutlanan Çalışan Gazeteciler Günü, basın çalışanlarının hak mücadelesi ve emeklerinin hatırlanmasına adanmış özel bir gündür. Bu günün kökeni, 1961 yılında kabul edilen 212 sayılı Kanun ile gazetecilerin çalışma koşulları ve haklarının yasal güvenceye kavuşturulmasına dayanır.

4 Ocak 1961’de Resmi Gazete’de yayımlanan bu yasa; gazetecilerin yazılı iş sözleşmesi, ücret güvencesi, kıdem ve sosyal haklar gibi temel haklarını güvence altına alıyordu. Ancak bu düzenleme bazı medya patronları tarafından protesto edildi.

Dönemin dokuz büyük gazete sahibi (Akşam, Cumhuriyet, Dünya, Hürriyet, Milliyet, Tercüman, Vatan, Yeni İstanbul ve Yeni Saba) 212 sayılı Kanun ile Basın İlan Kurumu’na ilişkin 195 sayılı düzenlemenin mesleğe zarar vereceğini ileri sürerek ortak bir bildiri imzaladı ve gazetelerini üç gün boyunca yayımlamamaya karar verdi. Bu gelişme basın tarihine “Dokuz Patron Olayı” olarak geçti.

Bu boykot süresince gazeteciler, kendi haklarını ve basın özgürlüğünü savunmak için bir araya geldi. İstanbul Gazeteciler Sendikası öncülüğünde, 11–13 Ocak 1961 tarihleri arasında “Basın” adlı bir gazete yayımlanarak okurlara ulaşmaya devam edildi. Bu gazete, üç günlük boykot boyunca hem haber akışını sürdürdü hem de gazetecilerin dayanışma ve direnişini simgeledi.

Bu tarihi olayın ardından, 10 Ocak “Çalışan Gazeteciler Bayramı” olarak kutlanmaya başlandı. 1971’de yaşanan askeri müdahale sonrası günün adı “Çalışan Gazeteciler Günü” olarak değiştirildi.

Bugün 10 Ocak, basın çalışanlarının toplumsal rolleri, çalışma koşulları ve mesleki haklarının önemi üzerinde düşünmek ve gazeteciler arasındaki dayanışmayı bir kez daha hatırlamak için bir vesiledir.

Muhabir: Tolga Çifci