Gazeteciler Cemiyeti’nin “9. Köy” projesi kapsamında düzenlenen, Gazeteci Zeynep Gürcanlı’nın moderatörlüğünü yaptığı, “Gazetecilik Ölüyor mu?” konulu söyleşinin konukları deneyimli gazeteciler Faruk Bildirici ve Murat Yetkin oldu. İletişim fakültesi öğrencileri ile çok sayıda konuğun izlediği söyleşide, gazeteciliğin geleceği, siyasi baskılar, dijitalleşme ve mesleğin dönüşümü kapsamlı biçimde ele alındı. Deneyimli gazeteciler, mesleğin ölmediğini ancak “iki taraflı baskı altında” ciddi bir kırılma yaşadığını da dile getirdiler.

Söyleşinin açılışında konuşan Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu üyesi ve 9. Köy Projesi’nin yürütücüsü Gazeteci Zeynep Gürcanlı, 35 yıllık gazetecilik deneyimine sahip olduğunu, salonda da çok sayıda deneyimli gazeteci bulunduğunu belirterek, mesleğin geleceğine ilişkin kaygıların ortaklaştığını ifade etti.

Cemiyet Söyleşi 2

“Gazetecilik iki taraflı baskı altında”

Gazetecilerin, bir tarafta sahiplik yapısı ve hükümet baskıları, diğer tarafta dijital platformların baskısı olmak üzere adeta bir tost gibi iki taraflı baskı altında sıkıştırıldığına vurgu yapan Gürcanlı, ama tüm bu baskılara rağmen inatla gazetecilik yapıldığının da altını çizdi. Gürcanlı, “Türkiye’de gazeteciler üzerindeki baskıyı anlatırken, halen hapiste olan gazetecileri anmadan geçemeyiz. Sadece yaptıkları haberler nedeniyle cezaevinde olan meslektaşlarımız, Merdan Yanardağ, İsmail Arı ve Alican Uludağ var. Sadece yaptıkları haberler nedeniyle hapisteler. Bu da baskının en somut göstergelerinden biri” diye konuştu.

“Gazetecilik ölmüyor, kabuk değiştiriyor”

Gürcanlı’nın ilk sözü verdiği duayen gazeteci, medya ombudsmanı Faruk Bildirici de konuşmasına, tartışmanın merkezindeki soruya doğrudan yanıt vererek, “Ben gerçekten bu mesleğin öldüğünü düşünmüyorum. Gazetecilik ölmüyor, kabuk değiştiriyor” diye başladı.

Gazeteciliğin tarihsel süreç boyunca sürekli dönüşüm geçirdiğini vurgulayarak, kendi meslek hayatından örnekler veren Bildirici; “Ben 1 Haziran 1980’de gazeteciliğe başladım. Kendimi şanslı bir kuşaktan sayıyorum. Çünkü daktiloyla başladım, telex gördüm, çağrı cihazlarını gördüm, ilk cep telefonlarını gördüm ve şimdi bilgisayarlar, tabletler, dijital araçlarla habercilik yapıyoruz” diye konuştu.

Cemiyet Söyleşi Faruk Bi̇ldirici 1Hep gazetecilik yaptıklarını ama araçlarının, mecralarının değiştiğini dile getiren Bildirici şunları anlattı:

“Bu araçlar bilgiye ulaşmayı hızlandırdı, kolaylaştırdı. Mecralar değişti ama gazeteciliğin özü değişmedi. Gazetecilik ölüyor mu sorusu bana geçmişte sorulan başka soruları hatırlatıyor. Özel televizyonlar çıktığında ‘sinema ölüyor mu?’ deniyordu. Herkes elinde cep telefonuyla fotoğraf çekerken ‘foto muhabirliği bitti mi?’ sorusu soruluyordu. Ama bunların hiçbiri ortadan kalkmadı.

“Haber alma ihtiyacı ortadan kalkacak mı?”

Önemli olan araçlar değil, o araçları nasıl kullandığımızdır. Bizim mesleğimizin özü insanlara bilgi vermek, haber vermek ve bunu kamu yararına yapmaktır.

Ben şu soruyu soruyorum, ‘İnsanların bilgi alma ihtiyacı bitecek mi? Haber alma ihtiyacı ortadan kalkacak mı? Buna ‘evet’ demek mümkün değil. O halde gazetecilik de var olmaya devam edecek.”

Gazeteciliğin var olmaya devam edeceğini ama bunun da nasıl olacağını bilmediğini ifade eden Bildirici, “Çünkü teknoloji çok hızlı değişiyor. Bir dönem tabletler çıktığında PDF gazeteciliğin yaygınlaşacağını düşündük. Gazeteler dijital abonelik sistemlerine yöneldi. Ama sonra cep telefonları büyüdü, insanlar haberleri doğrudan telefonlarından okumaya başladı ve o model geriledi. Yani araçlar değiştikçe, mecralar değiştikçe haberciliğin biçimi de değişiyor. Bu değişimin nereye gideceğini kestirmek de zor” diye konuştu.

Cemiyet Söyleşi Faruk Bi̇ldirici2

“Ak Parti haberciliği öylesine sıkıştırdı ki”

Türkiye açısından bakıldığında politik nedenlerin de olduğunu belirten ve iktidarın baskılarına, medyayı sıkıştırmasına atıf yapan Bildirici, “AK Parti haberciliği öylesine sıkıştırdı ve bağımlı hale getirdi ki, bazı gazeteciler dijital mecralara yönelmek zorunda kaldı” dedi.

Dijital mecraların belki patronaj açısından bağımsız olduğunu ancak bu platformlarda da gazeteciliğin özgürce yapılamadığını, tam bir özgürlüğün olmadığını kaydeden Bildirici, “Patronlardan bağımsızsınız ama algoritmalara, platform kurallarına bağımlısınız. Üstelik gelir modeli de onların kontrolünde” dedi.

“Gazetelerin tirajları yerlerde sürünüyor”

Ana akım medyanın büyük ölçüde yok olduğunu bunun yerine kutuplaşmış bir medya yapısının ortaya çıktığını, örneğin son yaşanan okul saldırılarında bile ortak değerler üretilemediğini ve bu konuda bile ortak bir dil oluşturulamadığını dile getiren Bildirici, öte yandan dergilerin yok olduğunu, gazetelerin tirajlarının da yerlerde süründüğünü örnekleriyle anlattı. Bir dönem yüz binler satan gazetelerin bugün on binler seviyesinde, hatta gerçek rakamların daha da düşük olduğunu aktaran Bildirici, Türkiye’nin binden fazla yerleşim yerine artık gazete gitmediğini, gazete bayilerinin olmadığını sözlerine ekledi. Bildirici, televizyonlarda da haberlerden kaçış olduğunu, prime time kanalların haber üzerinden reyting rekabeti yapamadıklarını da ifade etti.

Basılı medyanın para kazanamadığını, reklam gelirlerinin düştüğünü, büyük bir finansman sorunu yaşandığını dile getiren Bildirici, abonelik üzerinden bir sistemin de tam anlamıyla yapılamadığını söyledi. Bildirici, iktidar medyasının kamu kaynaklarıyla ayakta durabildiğini ama muhalif medyanın ciddi ekonomik zorluklar içinde olduğunu ifade ederek, “Tiraj yok, reklam yok, abonelik sistemi yeterince gelişmiş değil. Bu da istihdamı etkiliyor. Gazeteciler işsiz kalıyor. Türkiye’de yüzün üzerinde iletişim fakültesi var. Her yıl binlerce mezun veriliyor ama bu mezunların çalışacağı mecra yok” dedi.

Cemiyet Söyleşi 4

“Bu heyecan sürdüğü sürece gazetecilik de sürecek”

“Bu sadece Türkiye’ye özgü bir durum da değil. Dünyada da medya kuruluşları küçülüyor, işten çıkarmalar artıyor” diyen Bildirici şunları ifade etti:

“Dijital mecralar bir çıkış gibi göründü ama orada da ciddi sorunlar var. Gelir modeli oturmuş değil, telif hakları yeterli değil, algoritmalar belirleyici.

Ama tüm bunlara rağmen umut veren şeyler de var. Sahada genç gazetecileri görüyorum. Bir genç bana, ‘İş bulamıyorum ama haberciliği seviyorum, haber yapmaya devam ediyorum. Nere isterse oraya veriyorum haberimi’ demişti. Bu heyecan sürdüğü sürece gazetecilik de sürecektir.”

Cemiyet Söyleşi Murat YetkinMurat Yetkin: “Eskiye dönüş yok”

Türkiye'nin 'İkinci 500 Sanayi Kuruluşu' açıklandı: Zirvede Teksan Jeneratör yer aldı
Türkiye'nin 'İkinci 500 Sanayi Kuruluşu' açıklandı: Zirvede Teksan Jeneratör yer aldı
İçeriği Görüntüle

Gazeteci Murat Yetkin ise konuşmasına, “Romantizme gerek yok, eskiye dönüş diye bir şey yok. Romantizmi bırakmak lazım” sözleriyle başladı.

Gazeteciliğin hem Türkiye’de hem de dünyada köklü bir dönüşümden geçtiğini vurgulayarak, “eskiye dönüş” beklentilerinin gerçekçi olmadığını belirten Yetkin, mesleğin yaşadığı krizin yalnızca yerel değil küresel bir nitelik taşıdığını da şöyle anlattı: “Bir gün sabahleyin Faruk’la telefonda konuşuyorduk. O sırada X kanalında bir haber düştü. Amerikalı bir gazeteci, Reuters’ın önemli bir başkentte büro şefiymiş. Diyor ki: ‘Çok şanslıyım, şimdi taksi şoförü olarak iş bulabildim.’ Arkadaşlar, romantizme filan hiç gerek yok. Ciddi söylüyorum, eski güzel günler diye bir şey yok. Gelecek güzel günler olabilir ama eskiye dönüş diye bir şey yok.”

“Kitle iletişimi çözüldü”

Gazeteciliğin tarihsel gelişiminin teknolojiyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirten Yetkin, bu dönüşümün yeni olmadığını, ancak bugün daha radikal bir aşamaya ulaştığını ifade etti. Kırım Savaşı’ndan itibaren iletişim teknolojilerinin savaş ve siyaset üzerindeki etkisini anlatan Yetkin, “Kitle iletişiminin dünya siyasetine yön vermeye başladığı olay 1853-1856 Kırım Savaşı’dır. Telgrafın kullanılmasıyla bir gazeteci haberi günler öncesinden geçmeye başlıyor ve hükümet düşüyor. Sonra fotoğraf geliyor, Birinci Dünya Savaşı’nı etkiliyor. Radyo İkinci Dünya Savaşı’nın propaganda aracı oluyor. Televizyon Vietnam’da belirleyici oluyor. 90’larda Körfez Savaşı canlı yayın savaşıdır. Şimdi ise başka bir aşamadayız” dedi.

Mevcut medya düzeninin fiilen çöktüğünü ancak bunun henüz tam olarak kabul edilmediğini dile getiren Yetkin, “Aslında çoktan öldü de cenazesi kaldırılmadı kitle iletişiminin. Kitle iletişimi çözüldü, kitle iletişimi sizlere ömür. Gazetecilik de onun bir parçasıydı. Şimdi bu model dağılıyor. Ama yerine ne geleceğini henüz bilmiyoruz” ifadelerini kullandı.

Cemiyet Söyleşi 3

“Toplum biçimiyle gazetecilik de değişiyor”

Haber alma ihtiyacının da sanıldığı gibi doğal ve değişmez bir olgu olmadığını öne süren Yetkin, bu ihtiyacın modern toplumla birlikte ortaya çıktığını şöyle ifade etti: “Haber alma ihtiyacı ezelden beri var olan bir şey değildir. Onun adı dedikodudur. Haber alma ihtiyacı şehirleşmeyle, iş bölümüyle ortaya çıkmıştır. Sanayi toplumunun bir ürünüdür. Şimdi o toplum biçimi değişiyor, dolayısıyla gazetecilik de değişiyor” dedi.

Gazetecilik mesleğine yönelik romantik yaklaşımları eleştiren Yetkin, bu alanın çoğu zaman yanlış tanımlandığını belirterek, “Bizim işimiz ulvi bir meslek değildir, sanat da değildir. Biz gayet sanayi üretimi yapıyoruz. Ham maddesi var, işlenmesi var, üretimi var, dağıtımı ve pazarlaması var. Medya bir üretim sektörüdür. O yüzden yaşanan dönüşüm de bir üretim modelinin değişimidir” diye konuştu.

“Eski güzel günler diye bir şey yok”

Geçmişteki gazetecilik ortamına dair nostaljik anlatılara da değinen Yetkin, o dönemin koşullarının artık tamamen geride kaldığını şöyle ifade etti. “Geniş haber merkezleri, siyasetçilerin gelip rahatça konuştuğu ortamlar, kulis üzerinden yürüyen gazetecilik… Bunların hiçbiri geri gelmeyecek. ‘Eski güzel günler’ diye bir şey yok. Genç arkadaşlar özellikle buna kapılmasın.”

Yetkin, gazeteciliğin geleceğine ilişkin belirsizliğin yalnızca Türkiye’ye özgü olmadığını da vurguladı. Uluslararası bir toplantıda dünyanın farklı ülkelerinden medya yöneticileriyle bu konunun tartışıldığını belirten Yetkin, ortaya çıkan sonucu şöyle aktardı: “İngiltere’de bir çalıştay yapıldı. Amerika’dan, Rusya’dan, farklı ülkelerden yayın yönetmenleri vardı. Üç gün boyunca gazeteciliğin geleceğini tartıştık. Sonuç ne çıktı biliyor musunuz? Belli değil. Gerçekten belli değil. O yüzden romantizme hiç gerek yok. Eskiye dönüş olmayacak, yenisine bakmak zorundayız.”

“Değişim kaçınılmaz”

Konuşmasında dijital platformların yükselişine de değinen Yetkin, bu araçların henüz kalıcı bir model oluşturmadığını düşündüğünü belirterek, “YouTube’lar vesaireler geçiş teknolojileri. Asıl model henüz ortaya çıkmadı. Ama değişim kaçınılmaz. Biz de buna uyum sağlamak zorundayız” ifadelerini kullandı.

Cemiyet Söyleşi

“Yankı odaları” ve güven krizi

Söyleşinin soru cevap bölümünde, internet ve sosyal medyanın yarattığı “yankı odaları” da tartışıldı. Bildirici, insanların yalnızca kendi görüşlerini destekleyen içeriklere yöneldiğini belirterek, “İnsanlar sadece kendi seslerini duymak istiyor. Bu da gazeteciliğin etkisini zayıflatıyor” uyarısı yaptı.

Gazeteciliğe duyulan güvenin düşmesinde meslek içi hataların da etkili olduğunu vurgulayan Bildirici: “Gazeteciliğin kalitesi düştü. Doğrulamadan yapılan haberler güven kaybına yol açtı” dedi.

“Alternatif mecra yok”

Bir soru üzerine, YouTube gibi platformların gazetecilik için yeni alanlar açtığı ancak bu mecraların da güvencesiz olduğunu belirten Murat Yetkin, “Alternatif yok. Şu anda yok. Fişi çekseler, iletişim başka yöntemlere döner” dedi.

Kaynak: Fotoğraflar: Ayşe Gültekin