Görevden alınan CHP Ankara İl Sekreteri Yüksel Işık, CHP Ankara İl Başkanlığı binasına polis eşliğinde girilmesi ve sonrasında yaşanan gerginliğe ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.
"Seçilmiş bir yönetimiz, mücadelemizi sürdüreceğiz"
17 Haziran’da görevden alındıklarını ancak sürece karşı hukuki ve siyasal mücadelelerini sürdürdüklerini belirten Işık, mahkemenin kendilerine yönelik doğrudan bir kararı bulunmadığını savundu.
İl binasındaki olayların yaşandığı geceye dair değerlendirmelerde bulunan Yüksel Işık, şu ifadeleri kullandı:
"Biz seçilmiş bir yönetimiz ve butlan kararı veren mahkemenin bize dair herhangi bir kararı yok. Buna rağmen butlan yönetimi, 17 Haziran’da bizi görevden aldı. O tarihten itibaren partililik kültürümüze yakışır bir ağırbaşlılıkla bir yandan siyasal faaliyetlerimizi sürdürüp, diğer yandan demokrasi nöbetimizi tuttuk. Genel Başkanımız Özgür Özel’in, ‘ya bir yol bulacağız ya da bir yol açacağız’ söylemine uygun Ankara’da ‘Özgür Özel İletişim Ofisi’ çalışmalarımızda sona gelmiştik. Halk bizimle. Halkın bizimle olmasından rahatsız olmuş olacaklar ki bodyguardlarla birlikte bir gece yarısı baskınıyla ‘baba ocağımız’ın kapısına dayanmışlar. Nöbetteki arkadaşlarımız, dışarıdaki yabancı tiplerden kuşkulanıp, Güvenpark’a inince polis eşliğinde ve çilingir marifetiyle kapının kilidini değiştirip içeri girmişler. Baskını haber alan yol arkadaşlarımızın gelmesiyle oluşan kalabalığın dirençli duruşuyla polis, butlancıları il binasından çıkardı. Ardından polis karakoluna gidip, durumu anlatıp, şikâyetlerimizi bildirdik."
"Bizim derdimiz bina değil, parti tüzüğünün gereğinin yapılması"
Yürütülen sürecin meşruiyet taşımadığını iddia eden Işık, taleplerinin olağanüstü kurultay toplanması yönünde olduğunu vurgulayarak açıklamasını şöyle tamamladı:
"Partisinin binasına polis yardımıyla giren, bodyguardlar aracılığıyla parti üyelerini binadan attıran bir yönetimin meşru olması olanaklı mı? Nitekim meşru olmadıklarının kendileri de farkındalar ki gece yarısı baskınıyla il binamıza girmişler. Daha önce söylediğimiz gibi bizim derdimiz bina değil; biz, evrensel hukukun ışığında, parti tüzüğümüzün gereğinin yapılması için başlatmıştık demokrasi direnişimizi. Bir an önce olağanüstü kurultay yapılması talebimizi dile getirmiştik. Onların tek derdi ise 103 yıllık partiyi ele geçirip, iktidara payanda yapmak. 17 Haziran’dan beri koruduğumuz ne koltuk ne de bu binadır. Binalar gelir geçer; biz burada kaldığımız süre boyunca, partimizin iradesine sahip çıkmak için simgesel bir direniş sergiledik. Seçilmiş Ankara Örgütümüz de, Ankaralı her yurttaş da, tepeden tırnağa baba ocağına sahip çıkmak için bugüne kadar direndi. Bundan sonra da aynı kararlılıkla mücadelemizi sürdüreceğiz ve günü geldiğinde baba ocağımıza geri döneceğiz."




