Adalet Bakanlığı’nın vatandaşların avukat desteği almadan dava dilekçesi hazırlayabilmesine imkân tanıyacak yapay zekâ destekli bir sistem üzerinde çalıştığını duyurması, hukuk dünyasında yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Adalet Bakanı Akın Gürlek tarafından açıklanan proje kapsamında, vatandaşların dava konusunu sisteme yazması halinde yapay zekânın örnek dilekçeler hazırlaması ve süreç hakkında yönlendirmelerde bulunması hedefleniyor. Bakanlık bu adımı adalete erişimi kolaylaştıracak bir uygulama olarak değerlendirirken, hukukçular ise sistemin yaratabileceği risklere dikkat çekiyor.

Tartışmalar sürerken Türkiye genelinde 78 baro da ortak bir açıklama yayımlayarak projeye ilişkin kaygılarını kamuoyuyla paylaştı. Aralarında Ankara, İstanbul, İzmir, Diyarbakır, Antalya, Bursa, Adana ve Konya barolarının da bulunduğu barolar, "Savunma hakkı yapay zekâya devredilemez" başlıklı açıklamalarında, yapay zekâ destekli hukukî süreçlerin savunma hakkını zayıflatmaması gerektiğini vurguladı. Açıklamada, avukatlık mesleğinin yargının kurucu unsurlarından biri olduğu hatırlatılarak, vatandaşların avukat yardımı olmaksızın yapay zekâ üzerinden hukukî destek almasına imkân tanıyan uygulamaların savunma hakkının özüne müdahale niteliği taşıyabileceği belirtildi. Barolar ayrıca, "Savunma makamının teknolojik araçlar gerekçe gösterilerek zayıflatılmasına karşı mücadelemizi sürdüreceğiz" mesajını verdi.

Konuya ilişkin 24 Saat'e konuşan Av. Dr. Arzu Ongur ise yapay zekânın adalete erişimi kolaylaştırabilecek önemli bir araç olduğunu ancak hukuki temsilin, savunma stratejisinin ve mesleki değerlendirmenin yerini alamayacağını söyledi.

Avukat Arzu Ongur.jpg

“Hukuki bilgiye erişim ile hukuki temsil aynı şey değil”

Yapay zekâ destekli sistemlerin hukuka erişimi artırabileceğini belirten Ongur, hukuki temsil ile hukuki bilgiye erişimin birbirinden farklı kavramlar olduğuna dikkat çekti:

“Hukuka erişimin kolaylaştırılması, çağdaş hukuk devletinin temel hedeflerinden biridir. Yapay zekâ destekli dilekçe sistemleri, özellikle ekonomik nedenlerle hukuki destek almakta zorlanan bireyler açısından önemli bir fırsat sunmaktadır. Ancak hukuki bilgiye erişim ile hukuki temsil aynı kavramlar değildir.

Bir dava dilekçesi, yalnızca form doldurmaktan ibaret değildir. Olayın hukuki niteliğinin doğru kurgulanması, delillerin stratejik şekilde sunulması ve sürecin öngörülerek doğru bir hukuki strateji belirlenmesi gerekir. Bu nedenle yapay zekâ, hukuka erişimi artırabilir; ancak nitelikli hukuki savunmanın yerini alamaz. Amaç, avukatın yerini almak değil, bireyin haklarını daha bilinçli kullanmasına yardımcı olmaktır. Aksi durumda telafisi güç sonuçlar doğabilir.”

“Vatandaş farkında olmadan kendi aleyhine delil sunabilir”

Yapay zekânın dava süreçlerinde strateji kuran bir aktöre dönüşmemesi gerektiğini vurgulayan Ongur, vatandaşların istemeden kendi aleyhlerine delil oluşturabileceklerini ifade etti.

“Bu risk son derece gerçektir. Hukukta bazen söylenen kadar söylenmeyen de önem taşır. Vatandaş, haklı olduğunu düşünerek paylaştığı bilgilerin ileride kendi aleyhine delil veya ikrar niteliği taşıyabileceğini öngöremeyebilir.

Bu nedenle yapay zekâ sistemleri, hukuki bilgi sağlamak ve usule ilişkin yönlendirme yapmakla sınırlı kalmalıdır. Dava stratejisi oluşturmak, delil zamanlamasını belirlemek veya taraf menfaatini maksimize edecek taktikler geliştirmek avukatlık mesleğinin özüdür. Yapay zekâ bilgi sunabilir; ancak savunma stratejisi kuran bir aktöre dönüşmemelidir.”

“Mahkemelerin yükünü azaltabileceği gibi artırma riski de var”

Sistemin doğru tasarlanması halinde yargı süreçlerine katkı sağlayabileceğini belirten Ongur, standart şablonların yeni sorunlar doğurabileceği uyarısında bulundu:

İzmir Seferihisar’da narkotik operasyonu: 3 şüpheli gözaltına alındı
İzmir Seferihisar’da narkotik operasyonu: 3 şüpheli gözaltına alındı
İçeriği Görüntüle

“Doğru tasarlanmış bir sistem, belirli ölçüde iş yükünü azaltabilir. Eksik başvuruların önlenmesi, temel usul hatalarının azaltılması ve doğru yargı yolunun belirlenmesi açısından fayda sağlayabilir.

Ancak standart şablonlara dayanan ve somut olayın özelliklerini yeterince analiz edemeyen sistemler, tersine yeni sorunlar doğurabilir. Aynı kalıptan çıkan çok sayıda dilekçe, hukuki temeli zayıf dosyaların artmasına neden olabilir. Bu nedenle amaç dava sayısını artırmak değil, hukuki süreci daha verimli ve sağlıklı hale getirmek olmalıdır. Özellikle alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri bakımından yapay zekânın daha işlevsel bir rol üstlenebileceği kanaatindeyim.”

“Kesin sonuç tahminleri hak arama özgürlüğünü etkileyebilir”

Yapay zekânın dava sonuçlarına ilişkin olasılık sunmasının etik tartışmaları beraberinde getireceğini söyleyen Ongur, kesin sonuç tahminlerinden kaçınılması gerektiğini belirtti:

“Yargı süreci yalnızca istatistiksel olasılıklardan ibaret değildir. Aynı hukuki konuda dahi olayın özellikleri, deliller ve yorum farklılıkları sonucu tamamen değiştirebilir.

‘Davayı kazanma ihtimaliniz yüzde 30’ gibi ifadeler, bireyi hak arama özgürlüğünden caydırabilir ya da gerçekçi olmayan beklentilere yöneltebilir. Bu nedenle yapay zekâ, kesin sonuç tahminleri yerine risk analizi ve genel bilgilendirme sunmalıdır. Nihai değerlendirme hâkime, dava açma kararı ise bireyin özgür iradesine aittir. Bu noktada uzman hukukçuların rolü kritik önem taşımaktadır.”

“En büyük risk hassas verilerin kötüye kullanılması”

Kişisel verilerin korunmasının sistemin en kritik başlıklarından biri olduğunu ifade eden Ongur, güçlü güvenlik mekanizmalarının zorunlu olduğunu söyledi:

“En büyük risk, son derece hassas verilerin merkezi sistemlerde toplanması ve kötüye kullanılmasıdır. Boşanma davalarından ticari uyuşmazlıklara kadar geniş bir yelpazede, kişisel ve gizli bilgiler söz konusu olacaktır.

Bu nedenle sistemler, yalnızca KVKK ile sınırlı kalmayan, daha ileri düzeyde veri koruma mekanizmalarıyla donatılmalıdır. Verilerin anonimleştirilmesi, açık rıza süreçlerinin şeffaf yürütülmesi, bağımsız denetim mekanizmalarının kurulması ve üçüncü kişilerle paylaşımın kesin olarak engellenmesi zorunludur. Adalete erişim hakkı ile mahremiyet hakkı birlikte korunmalıdır.”

“Yapay zekâ avukatın rakibi değil, yardımcısı olabilir”

Teknolojinin meslekleri ortadan kaldırmaktan çok dönüştürdüğünü vurgulayan Ongur, avukatlık mesleğinin gelecekte daha stratejik bir rol üstleneceğini söyledi:

“Teknoloji, meslekleri ortadan kaldırmaktan çok dönüştürür. Avukatlık mesleği de bu dönüşümden payını alacaktır. Rutin işlemler otomasyona devredilebilir; ancak hukuki analiz, strateji geliştirme, müzakere ve kriz yönetimi gibi insan odaklı alanlar daha da önem kazanacaktır.

Geleceğin avukatı; yalnızca mevzuata hâkim değil, aynı zamanda teknolojiyi etkin kullanan, veri analiz edebilen ve müvekkiline stratejik yol haritası sunabilen bir profesyonel olacaktır. Yapay zekâ, doğru kullanıldığında avukatın rakibi değil, verimliliğini artıran bir yardımcıdır. Ancak adaletin özü, her zaman insan muhakemesi ve etik değerlere dayanacaktır.”

“Amaç yalnızca hız değil, adalet olmalı”

Ongur, yapay zekâ destekli sistemlerin adalete erişimi güçlendirme potansiyeline sahip olduğunu ancak hukuki temsil ve adil yargılanma hakkının teknolojiye devredilemeyeceğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:

“Yapay zekâ destekli dilekçe sistemleri, adalete erişimi güçlendirme potansiyeline sahiptir. Ancak hukuki temsil, savunma stratejisi ve adil yargılanma hakkı gibi temel unsurların teknolojiye devredilemeyeceği açıktır. Hukukta amaç yalnızca hız değil; aynı zamanda adaletin doğru, güvenilir ve hakkaniyetli şekilde tecelli etmesidir. Bu ise insan aklı, vicdanı ve etik değerlerin rehberliğinde mümkündür.”

Muhabir: Nur Yıldız