Fon krizi kapsamında yürütülen soruşturma sürerken, olayın arkasında yabancı istihbarat servislerinin bulunduğu ve bunun hükümete yönelik bir darbe girişimi olduğu yönündeki iddialar iktidar cephesinde yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.

AKP'li Şamil Tayyar, krizle ilgili ortaya atılan iddialara tepki göstererek, “Fon krizinin arkasında ABD varmış, İsrail varmış. Hükümete darbe planıymış. Bunları geçin, milletin aklıyla alay etmeyin” ifadelerini kullandı.

Tayyar’ın bu sözleri, iktidara yakınlığıyla bilinen Yeni Akit yazarı Ali Karahasanoğlu’nun tepkisini çekti. Karahasanoğlu, köşe yazısında Tayyar’ı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “dış güçler” söylemiyle alay etmekle ve Erdoğan’ı devirmeye yönelik bir tutum sergilemekle suçladı.

Şamil Tayyar ise Karahasanoğlu’na sosyal medya üzerinden alaycı bir ifadeyle karşılık verdi. Tayyar, “Akit’in bilge yazarı Ali Karahasanoğlu da topa girdiğine göre pes ediyorum. 2.17 milyar liralık işlemi hanımefendinin haberi olmadan dış güçler yaptı. Fon soruşturmasındaki 217 şüpheli son gece Türkiye’ye gizlice sokuldular. Mevzu benim için kapanmıştır” dedi.

Tartışmaya Yeni Şafak yazarı Aydın Ünal da katıldı. Ünal, kaleme aldığı yazıda fon krizinin arkasında yabancı istihbarat örgütlerinin bulunduğu iddiasına karşı çıktı. Ünal, “Başından sonuna kadar her şey doğal. İç ya da dış mihraklar yok. Bu bir darbe girişimi de değil. Ama bu sel durdurulmazsa, işte o zaman bir darbe girişimine dönüşebilir” ifadelerini kullandı.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'dan “AKP'ye geçersen işçi çıkaracak mısın?” sorusuna yanıt
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'dan “AKP'ye geçersen işçi çıkaracak mısın?” sorusuna yanıt
İçeriği Görüntüle

Oktay Saral’dan “dış güçler” iddialarına tepki

İktidar çevresindeki tartışmanın büyümesinin ardından Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, sosyal medya hesabından yedi maddeden oluşan bir açıklama yaptı.

Saral, süreci sulandıran ve kamuoyunda kafa karışıklığına yol açan açıklamalardan kaçınılması gerektiğini vurgularken, “dış güçler” iddialarının Millî İstihbarat Teşkilatı’nı zan altında bıraktığını söyledi.

Saral, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Bir taraf meseleyi ‘dış güçler’ söylemine bağlayarak Millî İstihbarat Teşkilatımızı zan altında bırakmaya çalışıyor. Diğer taraf ise çeyrek asırlık AK Parti teşkilatını ve milyonlarca mensubunu, birkaç kişinin yaptığı iddia edilen yanlışlarla aynı kefeye koymaya çalışıyor. Bu yaklaşım ne hakkaniyetlidir ne de siyasi gerçeklikle bağdaşmaktadır.”

Saral, soruşturma kapsamında adı geçen kişilerin eylemlerinin AKP’nin tamamına mal edilmemesi gerektiğini belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gerekli iradeyi ortaya koyacağını ifade eden Saral, sürecin hukuk ve devlet mekanizmaları tarafından yürütülmesi gerektiğinin altını çizdi.

Hazine ve Maliye Bakanlığı’na “bilgi boşluğu” uyarısı

Açıklamasında kamu kurumlarının iletişim politikasını da eleştiren Saral, özellikle Hazine ve Maliye Bakanlığı ile ilgili bürokratların süreç boyunca daha aktif olması gerektiğini belirtti.

Kamuoyunun zamanında bilgilendirilmemesinin ekonomik güven açısından sorun oluşturabileceğine dikkat çeken Saral, şu çağrıyı yaptı:

“Başta Hazine ve Maliye Bakanlığımız olmak üzere ilgili resmî kurumlarımız ve bürokratlarımız bu süreçte daha aktif olmalı, kamuoyunu düzenli ve açık biçimde bilgilendirmelidir. Ekonomik güvenin en temel şartı, belirsizliğin ortadan kaldırılmasıdır.”

Saral ayrıca, kurumların açıklama yapmamasından kaynaklanan bilgi eksikliğinin siyasi tartışmalara alan açtığını savundu. Bu kapsamda, “Yönetimde ben olsam çözerim” söylemiyle kendisini çözümün adresi olarak gösteren siyasi aktörlere de tepki gösterdi.

Saral, “Resmî açıklamaların gecikmesi, bilgi boşluğu oluşturulması ve bu boşluğun ‘Yönetimde ben olsam çözerim’ diyerek kendisini kurtarıcı ilan eden siyasi fırsatçılara bırakılması kabul edilemez.” dedi.

“Kurumlar görevini yapsın” mesajı

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı, soruşturmanın siyasi hesaplaşmaya dönüştürülmemesi gerektiğini de vurguladı. Hukuk, denetim ve devlet mekanizmalarının kendi görevlerini yerine getirmesi gerektiğini belirten Saral, hiç kimsenin soruşturmanın yerine geçerek peşinen hüküm vermemesi gerektiğini ifade etti.

Saral açıklamasının sonunda sürecin kapsamı ne olursa olsun devletin gerekli adımları atacağı mesajını verdi. Saral, konunun yalnızca siyasi bir tartışma olmadığını, aynı zamanda vatandaşın devlete, ekonomiye, piyasalara ve adalete duyduğu güvenle ilgili olduğunu belirtti.

Açıklamanın tamamında Saral şu ifadeleri kullandı:

“Yaşanılan fon krizi ile alakalı süreci sulandırmaya, zihinleri bulandırmaya ve piyasaları belirsizliğe sürükleyecek açıklamalara artık son verilmelidir. Böylesine ciddi bir süreçte herkes sorumluluğunun gereğini yerine getirmeli, kamuoyunun güvenini zedeleyecek söylemlerden uzak durmalıdır.

Bir taraf meseleyi “dış güçler” söylemine bağlayarak Millî İstihbarat Teşkilatımızı zan altında bırakmaya çalışıyor. Diğer taraf ise çeyrek asırlık AK Parti teşkilatını ve milyonlarca mensubunu, birkaç kişinin yaptığı iddia edilen yanlışlarla aynı kefeye koymaya çalışıyor. Bu yaklaşım ne hakkaniyetlidir ne de siyasi gerçeklikle bağdaşmaktadır.

AK Parti, milyonlarca insanın emek verdiği büyük bir siyasi harekettir. Bu büyük yapı içerisinde art niyetli davranan, kişisel çıkar peşinde koşan kim varsa Cumhurbaşkanımız, bugüne kadar olduğu gibi gereken iradeyi ortaya koyacaktır.

Bırakın kurumlar görevini yapsın. Hukuk, denetim ve devlet mekanizmaları kendi işini yapsın. Hiç kimse soruşturmanın yerine geçerek hüküm vermesin; hiç kimse de süreci kendi siyasi hesabına alet etmesin.

Ancak bununla birlikte süreç mutlaka şeffaf yürütülmelidir. Başta Hazine ve Maliye Bakanlığımız olmak üzere ilgili resmî kurumlarımız ve bürokratlarımız bu süreçte daha aktif olmalı, kamuoyunu düzenli ve açık biçimde bilgilendirmelidir. Ekonomik güvenin en temel şartı, belirsizliğin ortadan kaldırılmasıdır.

Resmî açıklamaların gecikmesi, bilgi boşluğu oluşturulması ve bu boşluğun “Yönetimde ben olsam çözerim” diyerek kendisini kurtarıcı ilan eden siyasi fırsatçılara bırakılması kabul edilemez.

Süreç nereye giderse gitsin, kime uzanırsa uzansın; devletimizin gereğini yapacağından kimsenin şüphesi olmasın.

Çünkü mesele yalnızca siyasi bir tartışma değil; vatandaşın devlete, ekonomiye, piyasalara ve adalete olan güven meselesidir!”

Kaynak: T24