Silivri'de devam eden İBB davasında duruşmaların gece yarılarına kadar sürdüğünü belirten Ekrem İmamoğlu, yazısında dava sürecinde yaşananları, savunma hakkının kısıtlanmasını ve Türkiye'nin siyasal geleceğine ilişkin değerlendirmelerini aktardı.
"En basit soruların bile sorulmadığı bir yargı rezaleti"
Duruşmalarda dinlenen sanık ve tanıkların ifadelerine değinen İmamoğlu, mahkeme heyetinin ve savcılığın temel soruları sormaktan kaçındığını savundu:
"Duruşmanın son sanığı savunması boyunca adımı defalarca kullandı, hakkımda iddialar sıraladı. Benim dikkatimi ise sorulmayan bazı basit sorular çekti. Mahkemenin sanığa sormasını bekledim: 'Ekrem İmamoğlu’nu tanıyor musun? Hiç görüştünüz mü? Aranızda herhangi bir irtibat oldu mu? Bu söylediklerini hangi somut bilgiye veya belgeye dayandırıyorsun?' Bekledim. Sorulmadı. Ne iddia makamı sordu ne de mahkeme heyeti. Bunun adı, saatlerce benim hakkımda konuşan bir insana benimle hayatında bir kez olsun görüşüp görüşmediğinin dahi sorulmadığı bir yargı rezaleti.
Savcılık aşamasında şantaj ve tehdit yoluyla ifade vermeye ikna edilenleri, duruşmalarda ifadeleri tel tel dökülenleri görmek ve gerekeni yapmak mahkemenin görevidir. Burada hakikat ve adalet aranmıyor, Türkiye’nin geleceğine kast edecek şekilde kurgulanmış çirkin bir senaryo sergileniyor. Bütün deliller açıklansın, tanıklar dinlensin; ben de dinleyeyim, sorayım, cevap vereyim."
"Neden konuşmamdan bu kadar rahatsız oluyorsunuz?"
Mahkeme salonunda konuşmasının sınırlandırılmaya çalışıldığını ifade eden İmamoğlu, geçmişteki tarihi cezaevlerini hatırlatarak şu değerlendirmede bulundu:
"Adımı bir 'suç örgütü' iddiasının merkezine yerleştirmek isteyenler, o iddiaların tartışıldığı mahkeme salonunda benim mümkün olduğunca az konuşmamı istiyor. Ekrem İmamoğlu’nu yargılamak istediğiniz mahkemede neden Ekrem İmamoğlu’nun konuşmasından bu kadar rahatsız oluyorsunuz?
Erdoğan’ın adaletsizliğinin sembolü olmuş bir yapıyla övünüyorlar. Demokrasiyi, demokratik seçimleri, laik ve sosyal devleti Silivri’de yok etmeye çalışıyorlar. Yassıada’da, Diyarbakır’da, Mamak’ta, Ulucanlar’da, Pınarhisar’da yok olmayan demokrasi, Silivri’den de güçlenerek çıkacaktır."
"YENİ Parti değişimin ve milletin iktidar yolculuğunun en güçlü çatısıdır"
Yazısının son bölümünde Türkiye'nin ekonomik ve toplumsal sorunlarına dikkat çeken İmamoğlu, YENİ Parti çatısı altında yürütülecek mücadelenin önemini vurguladı:
"Cumhuriyet, adalet ve demokrasi mücadelesi Türkiye’de değişimin önünü açacaktır. Büyük bir değişimin öncüsü olacak YENİ Parti’nin, bu büyük yolculuğunda Cumhuriyet, demokrasi ve adalet meşalesini taşıyacak en güçlü çatı olduğuna inanıyorum. İçinden geldiğimiz gelenek ve mücadele bilinciyle, değişime ve yeniliğe dair kararlılığımızla büyük bir mücadelenin ve milletin iktidar yolculuğunun merkezi olacağına bütün milletimizin de yürekten inanmasını istiyorum.
Pusulamızı doğru görürsek karmaşayı değil uzlaşıyı, çatışmayı değil barışı ve huzuru, yoksulluğu değil zenginliği yakalarız. Cumhuriyeti, adaleti ve demokrasiyi ancak güçlü bir çatının altında vereceğimiz mücadeleyle kazanabilir ve millet olarak hep birlikte yeni bir şafağa uyanırız."




