CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, partisinin Eskişehir’de düzenlediği “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitingi için bir mesaj paylaştı. İmamoğlu mesajında, iktidarı şu sözlerle eleştirdi:
“İktidar, casusluk hikâyelerini özgür medyayı susturmak ve Merdan Yanardağ gibi ülkesini seven, muhalif aydınları ve gazetecileri baskı altına almak için kullanıyor. Kim onlar? Koltuklarını korumak için milletten alamadıkları meşruiyeti yabancı güçlerden dilenenler; kendi çıkarları uğruna ülkemizin stratejik avantajlarını, doğal kaynaklarını ve nadir elementlerini yabancılara peşkeş çekenler.”
İmamoğlu, iktidarın şimdi de Eskişehir’in nadir element rezervlerine göz diktiğini belirterek, “Onlar sandıktan ve milletten kaçıyor; biz ise sandığa ve millete koşuyoruz” dedi.
İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi soruşturmalarından 218 gündür tutuklu olduğu Silivri Cezaevi'nden vatandaşlara seslendi. İmamoğlu, CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz tarafından okunan mektubunda şu ifadeleri kullandı:
“Bütün devlet imkanlarıyla karşıma dikildikleri 3 seçimde de onları yenip, hemşerilerimin helal oylarıyla İBB Başkanı olmamı hazmedemeyenler, 2019’dan bu yana bir gün boş durmadılar. Her gün yeni iftiralar, soruşturmalar, davalarla benden kurtulmaya çalışıyorlar. Yargıyı alet ettikleri kumpaslarla, tehdit ve şantajlarla, mafyatik yöntemlerle Ekrem İmamoğlu’nu milletin gönlünden silmeye uğraşıyorlar. Hırs ve kinden o kadar kontrollerini kaybettiler ki şimdi de 2019 İstanbul seçimlerinde İstanbulluların iki kere ortaya koyduğu iradeyi, bir casusluk faaliyetinin neticesi gibi göstermeye çalışıyorlar. 15,5 milyon oyla cumhurbaşkanlığına aday olmamdan, casusluk hikayeleri uydurmaya kalkıyorlar.
“Kim siyasi rakibini ortadan kaldırmaya çalışıyorsa, asıl o ülkesine, milletine düşmanlık ediyordur”
İktidar, casusluk hikayelerini özgür medyayı yok etmek ve Merdan Yanardağ gibi ülkesini seven, muhalif aydınları, gazetecileri susturmak için kullanıyor. Kim onlar? Koltuklarını korumak için, milletten alamadıkları meşruiyeti yabancı güçlerden dilenenler; kendi çıkarları uğruna ülkemizin stratejik avantajlarını, doğal kaynaklarını, nadir elementlerini yabancılara peşkeş çekenler...
Kim bir başkasını kendi çıkarları için iftiralarla, kumpaslarla casus ilan ediyorsa, asıl o milleti ve devleti aleyhine çalışıyordur. Kim siyasi rakibini ortadan kaldırmaya, milletin iradesini baskı altına almaya çalışıyorsa, asıl o ülkesine, milletine düşmanlık ediyordur. Bu iftiraları kurgulayanlar, bu iftiralarına yargıyı alet edenler, bu iftiralara yargıda, medyada alet olanlar; günü gelecek, bu yaptıklarının hesabını hem hukuk önünde hem milletin karşısında ödeyecekler. Hem bu dünyada hem ahirette hesap verecekler.
"Onlar sandıktan, milletten köşe bucak kaçıyor”
Onlar yolun sonunda, ama biz yolun başındayız. Onlar sandıktan, milletten köşe bucak kaçıyor, biz ise sandığa, millete koşuyoruz. Hep birlikte, canla başla, umutla cesaretle, yılmadan hedefe yürüyoruz. Çünkü bu yolun sonunda sadece iki seçenek var: Ya hep birlikte, omuz omuza vereceğiz, Cumhuriyetimize, demokrasimize, hak ve hürriyetlerimize sahip çıkacağız ya da her geçen gün daha da artan, herkesi hedef alan bir büyük zulüm ve istibdat altında kalacağız. Ya milletin kanını emen bir avuç insanı evlerine gönderip huzura ve refaha, bolluğa ve berekete kavuşacağız ya da yokluk ve yoksulluğa, haksızlık ve adaletsizliğe mahkûm kalacağız. Bunun orta yolu yoktur.
“Ülkesinden umudu kesip yönünü yurtdışına çeviren gençlerin ahını alanlar, yolun sonuna geldiler”
İktidarda kalabilmek için, uluslararası güçlere her türlü tavizi verenler, ormanlarımızı, derelerimizi, madenlerimizi yabancılara peşkeş çekenler, şimdi de Eskişehir’in nadir element rezervlerine gözlerini dikenler, yolun sonuna geldiler. Kazandığı parayla geçinemeyen, borçlanmadan yaşayamayan on milyonlarca dar gelirlinin, işçinin, esnafın, çiftçinin, emeklinin ahını alanlar, yolun sonuna geldiler. Ülkesinden umudu kesip yönünü yurtdışına çeviren gençlerin ahını alanlar, yolun sonuna geldiler. Ekonomik ve toplumsal hayattan dışlanan, şiddet karşısında çaresiz bırakılan, maruz kaldıkları eşitsizlikleri sorgusuz sualsiz kabul etmeleri beklenen kadınların ahını alanlar, yolun sonuna geldiler."




