Gazze Şeridi, pazar sabahına yine İsrail savaş uçaklarının bombardımanıyla uyandı. 10 Ekim’de sağlanan ve bölgeye nefes aldırması beklenen ateşkes, karşılıklı ihlal iddiaları ve bitmek bilmeyen saldırılarla fiilen işlemez hale geldi.
Filistin Kızılayı ve yerel sivil savunma ekiplerinden yapılan açıklamalara göre, saldırılar Gazze’nin her iki ucunu da vurdu:
Kuzeyde yerinden edilmiş ailelerin barındığı bir çadır kampına düzenlenen saldırıda en az 6 kişi yaşamını yitirdi. Güneydeki operasyonlarda ise 5 sivil hayatını kaybetti. Hava saldırılarından bağımsız olarak hastane çevresindeki silahlı çatışmada bir kişi daha hayatını kaybetti.
İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) ise saldırıların "Hamas’ın ateşkes ihlallerine yanıt" olduğunu savundu. IDF, bir tünelden çıkan militanların hedef alındığını ve "terör noktalarının" vurulduğunu ileri sürdü.
Ateşkesin bilançosu: 600 ölü
Hamas yönetimindeki Gazze Sağlık Bakanlığı, 10 Ekim’den bu yana geçen yaklaşık dört aylık "ateşkes" sürecinde İsrail saldırıları sonucu hayatını kaybedenlerin sayısının en az 600'e ulaştığını bildirdi. Her iki tarafın da birbirini ateşkesi bozmakla suçladığı süreçte, insani kriz ve açlık tehlikesi de kritik seviyeye ulaştı.
Washington'da "Barış Kurulu" toplanıyor
Saldırılar devam ederken, ABD Başkanı Donald Trump’ın öncülüğünde hayata geçirilen "Barış Kurulu" planı için geri sayım başladı. BM Güvenlik Konseyi yetkisiyle kurulan ve aralarında Türkiye’nin de bulunduğu tahmin edilen kurulun, 19 Şubat'ta Washington’da bir araya gelmesi bekleniyor.
Trump’ın Gazze Planı neler içeriyor?
Kurul üyesi ülkelerin, Gazze’nin yeniden inşası için 5 milyar doların üzerinde taahhütte bulunduğu açıklandı. Gazze’de teknokrat bir Filistin hükümetinin kurulması hedefleniyor. Bölge güvenliğini sağlamak amacıyla binlerce personelden oluşacak bir "Uluslararası İstikrar Gücü"nün (ISF) devreye girmesi planlanıyor.
Donald Trump, "Barış Kurulu"nun tarihin en önemli uluslararası yapısı olacağını savunurken, Hamas’a "acil ve tam silahsızlanma" çağrısını yineledi. Ancak sahadaki tırmanan şiddet, 19 Şubat’taki zirve öncesi barış umutlarını gölgelemeye devam ediyor.





