Kutlamanın kökeni, İsviçre Konfederasyonu'nun 1291 yılında kurulmasına ve kuruluşun 600. yıl dönümünün ilk kez kutlandığı 1891 yılına dayanıyor. İsviçre Milli Günü, 1899'dan bu yana her yıl 1 Ağustos'ta kutlanıyor.
Yapay zeka alanında iş birliği mesajı
Büyükelçi Guillaume Bertrand Scheurer, davetin açılış konuşmasında yapay zekanın önemine dikkat çekerek, “Uluslararası Cenevre, yapay zekanın insanlığa hizmet edecek şekilde şekillendirilmesi amacıyla hükümetleri, iş dünyasını, akademik çevreleri ve sivil toplumu bir araya getiren küresel bir yapay zeka yönetişimi merkezi haline geldi” dedi. Haziran 2027'de düzenlenecek Cenevre Yapay Zeka Zirvesi'ne doğru ilerlerken, büyükelçiliğin Türk ortaklarla birlikte “Cenevre'ye Giden Yol” başlıklı bir dizi etkinlik başlattığını belirten Scheurer, bu adımlarla inovasyon ekosistemlerini birbirine bağlamayı ve küresel yapay zeka tartışmalarını birlikte şekillendirmeyi amaçladıklarını kaydetti.

Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu'nun 100. yılı
İsviçre'nin bugün Türkiye genelinde faaliyet gösteren 200'den fazla şirketiyle Türkiye'deki altıncı büyük yabancı yatırımcı olduğunu belirten Scheurer, Türkiye ile İsviçre arasında her gün gerçekleştirilen 31 doğrudan uçuşun yılda 2,7 milyondan fazla insanı Zürih, Basel ve Cenevre'deki havalimanlarına taşıdığını kaydetti. Türkiye'nin, İsviçre kanunlarından doğrudan esinlenen Medeni Kanun ile Borçlar Kanunu'nu kabul etmesinin bu yıl 100. Yılını doldurduğunu hatırlatan Scheurer, bu hukuki mirasın iki ülke arasındaki güven ve iş birliğinin kalıcı bir sembolü olmaya devam ettiğini söyledi.
Bozay: Ticaret hacmi 18 milyar dolara ulaştı
Türkiye ile İsviçre arasındaki ilişkilerin 19. yüzyıla, Osmanlı İmparatorluğu'ndan Türkiye Cumhuriyeti'ne geçiş dönemine kadar uzandığını belirten Bozay, Lozan Antlaşması ve Montrö Sözleşmesi gibi Türkiye'nin kuruluşu ve egemenlik haklarıyla ilgili belgelerin İsviçre şehirlerinde imzalandığını hatırlattı. İsviçre ile ilişkilerin tarihine bakıldığında, 1912 yılında İsviçre Lokomotif ve Makine Fabrikası (SLM) ile yapılan ve Hicaz Demiryolu Projesi için 10 lokomotif inşasını kapsayan sözleşmenin demiryolu taşımacılığı alanındaki uzun süreli iş birliğinin ilk adımını oluşturduğunu belirten Bozay, bugün Kalkınma Yolu, Orta Koridor ve Hicaz Demiryolu gibi bağlantısallık projelerinin bu iş birliğini yeni bir boyuta taşıyacağını söyledi.
İkili ticaret hacminin 2025 yılında yaklaşık 18 milyar dolara ulaştığını belirten Bozay, İsviçre'den Türkiye'ye yapılan doğrudan yatırımların son 20 yılda 5 milyar doları aştığını kaydetti. Bozay, İsviçre'de yaşayan yaklaşık 200 bin kişiden oluşan Türk toplumuna da değinerek, bu toplumun iki ülke arasındaki bağların vazgeçilmez bir bileşeni olduğunu belirtti.
Demirköz: Hiçbir tekno-otokrata boyun eğmemeliyiz
Konuşmaların ardından ODTÜ İVMER Müdürü ve Birleşmiş Milletler Uluslararası Bağımsız Bilimsel Yapay Zeka Kurulu üyesi Prof. Dr. Melahat Bilge Demirköz'ü kürsüye davet eden Büyükelçi Scheurer, Demirköz'ü “İsviçre-Türkiye iş birliğinin en iyi örneklerinden biri” olarak tanımladı ve kendisine Tell Ödülü'nü takdim etti.
Parçacık fiziğinde maddenin aşırı hızlarda çarpışması sonucu ortaya çıkanları incelediklerini belirten Demirköz, Birleşmiş Milletler Yapay Zeka Paneli'nde ise hızla ilerleyen teknolojinin insani değerlerle karşılaştığında doğuracağı sonuçları anlamaya çalıştıklarını söyledi. Bilim ve yapay zekada nerede durulduğunun, geleceğe hangi açıdan bakıldığımıza bağlı olduğunu vurgulayan Demirköz, “Bilim diplomasisi, teknolojinin yönümüzü belirlemesine izin vermekle değil, insani değerlerin, merakın ve uluslararası iş birliğinin ufka ilişkin bakışımızı belirlemesini güvence altına almakla ilgilidir” dedi.
Guillaume Tell'e de gönderme yapan Demirköz, “Hiçbir valinin şapkasına ya da hiçbir tekno-otokrata boyun eğmememiz, her zaman elmayı vurmaya çalışmamız ve asla, asla bir haberciye ihtiyaç duymamamız gerektiği konusunda Guillaume Tell'in de bizimle aynı fikirde olacağını hayal etmek isterim” ifadelerini kullandı.

Resepsiyonda, İsviçre'nin geleneksel üflemeli çalgılarından biri olan alphorn ile gerçekleştirilen canlı performans, davetliler tarafından ilgiyle dinlendi. Konuşmasında bu geleneksel iletişim aracına atıfta bulunan Scheurer, alphornun yüzyıllar boyunca dağlar ve vadiler arasında insanları birbirine bağlayan basit ama güçlü bir araç olduğunu belirtti.







