129 kadın ve LGBTİ+ örgüt, tribünlerden Leyla Zana’ya yönelik cinsiyetçi ve ırkçı küfürler nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Açıklamada ayrıca Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) ceza kararına yönelik eleştiriler de yer aldı.
"TFF’nin bu ciddi saldırı karşısındaki tavrını da kabul etmiyoruz"
Açıklamada, TFF’nin Bursaspor’a küfürlü tezahürat gerekçesiyle 16 bin TL, merdiven boşluklarının boş bırakılmaması gerekçesiyle 211 bin TL ceza verdiği hatırlatıldı. Örgütler, bu durumun kadın onurunu hedef alan saldırının hafife alındığını gösterdiğini belirtti:
“Biz kadınlar sadece saldırıyı değil, TFF’nin bu ciddi saldırı karşısındaki tavrını da kabul etmiyoruz.”
Saldırının diğer maçlarda da devam ettiği vurgulandı
16 Aralık 2025’te Bursaspor-Somaspor maçında taraftarların Leyla Zana’ya yönelik cinsiyetçi ve ırkçı sözler sarf ettiği belirtilen açıklamada, saldırının sonrasında diğer maçlarda da devam ettiği vurgulandı. Örgütler, hukuki sürecin başlatıldığını ve saldırganların tespit edilmesini talep ettiklerini ifade etti.
Suç duyurusu 8 ilde eş zamanlı gerçekleştirildi
Kadın ve LGBTİ+ örgütleri adına yapılan açıklamada, suç duyurusunun 8 ilde eş zamanlı gerçekleştirildiği belirtilerek, Leyla Zana’ya yönelik küfürlerin "ırkçı ve cinsiyetçi bir zihniyetin ürünü" olduğu ifade edildi. Açıklamada, "Leyla Zana herhangi bir isim değil; Kürt siyaseti, kadın kimliği ve anadili mücadelesi açısından sembol bir isim olduğu vurgulandı.
Kadın ve LGBTİ+ örgütlerinden talepler
Açıklamada, "Bir kadının onurunu hedef almanın merdiven boşluklarına oturmaktan daha hafif bir mesele olarak görülmesini kabul etmiyoruz. Hakaret suçtur. Halkı, bir kadının kimliği ve bedeni üzerinden kin ve düşmanlığa tahrik etmek suçtur. Nefret ve ayrımcılık suçtur" ifadeleri kullanıldı.
Küfürlü saldırılara katılan kişilerin tespit edilmesi, tekrarının önlenmesi, ilgili kulüplere yönelik caydırıcı yaptırımlar uygulanmasını ve TFF ile Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın konuyu ciddiyetle ele alması istenen açıklamada, saldırıların "barış arayışının sürdüğü" bir dönemde, Kürt kadın siyasetçi kimliğiyle sembol olan Leyla Zana'yı hedef almasının tesadüf olmadığı belirtildi.

