Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu’nda kabul edildi. Kamuoyunda geniş yankı uyandıran düzenleme, doğum yapan kadınların toplam izin süresini 24 haftaya çıkarırken babalık iznini ise 10 günle sınırlı tutuyor. Kadın örgütleri ise sürecin başından itibaren teklife karşı çıktı.
Hükümetin doğum oranlarını artırmak amacıyla hazırladığı düzenlemeye göre, kadın memura doğumdan önce 8, doğumdan sonra 16 hafta olmak üzere toplam 24 hafta süreyle analık izni verilecek. Ancak beklenen doğum tarihinden 8 hafta öncesine kadar sağlık durumunun çalışmaya uygun olduğunu tabip raporuyla belgeleyen kadın memur, isteği halinde doğumdan önceki 2 haftaya kadar kurumunda çalışabilecek.

"Kadınlar iş bulmakta daha çok zorlanacak"
Düzenlemenin kadınların istihdamdan kopmasına neden olacağını savunan Kadın ve Mücadele Derneği Başkanı Hikmet Molu, işverenlerin mevcut 16 haftalık süreyi bile kadınları işe almamak için bir bahane olarak kullandığını söyledi. Molu, bu artışın kadınları sosyal yaşamdan ve üretimden uzaklaştırarak eve kapatma politikasına hizmet ettiğini ifade etti.
Babalara ayrılan sürenin yetersiz olduğunu ve bakım yükünün tamamen kadına bırakıldığını dile getiren Molu, "İşverenler zaten kadınları işe almak istemiyor; mülakatlarda kadınlara özel hayatlarıyla ilgili sorular soruyor, evlenmeyi, çocuk yapmayı düşünüp düşünmediklerini soruyorlar. Babaların 10 günlük izin süresi tabii ki çok az. Kadın tek başına doğuruyormuş gibi bir algı var. Babalar bu işin neresinde? 24 hafta gerçekten işveren açısından da büyük bir iş kaybı. Zaten kadınlara iş yerlerinde, karar alma mekanizmaları içinde, ücret politikalarında ikinci sınıf muamelesi yapılıyor. Bu, iktidarın kadını eve kapatma politikasının bir sonucudur. Kadınlar iş bulma konusunda daha da zorlanacak" şeklinde konuştu.

"Doğum oranları bu yöntemle artmaz"
Ekonomik şartların çocuk sahibi olma kararındaki en büyük etken olduğunu vurgulayan Hikmet Molu, bu tarz yöntemlerin doğum oranlarını artırmayacağını belirtti. Molu, kadınların işsiz kalma kaygısı nedeniyle çocuk fikrinden tamamen uzaklaşabileceği uyarısında bulundu.
Geçim sıkıntısının nüfus politikaları üzerindeki doğrudan etkisine dikkat çeken Molu, "İnsanlar ancak kendi karnını doyuruyor, bir çocuğun maliyetini kaldıracak bütçeleri yok. Kadınlar işe giremeyeceklerini düşündükleri için böyle bir uygulama olduğunda çocuk yapmaktan tümden vazgeçecekler. Bunun çaresi bu değil, aksine negatif etki yapacak bir uygulama olabilir" ifadelerini kullandı.




