Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, kamu personeline verilen disiplin cezalarının affedilmesi talebiyle konfederasyon genel merkezinde bir basın toplantısı düzenledi. Karagöz, devlet memurlarının sicil dosyalarındaki disiplin kayıtlarının temizlenmesine yönelik en son yasal adımın 2006 senesinde atıldığına dikkat çekerek Meclis'e ivedi düzenleme çağrısında bulundu.

"20 yıldır çıkarılmayan sicil affı ertelenemez bir ihtiyaçtır"

Mevcut disiplin cezalarının memurların mesleki hayatlarında ciddi engeller oluşturduğunu belirten KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:

"Mevcut cezalar görevde yükselmenin önünü tıkamakta, idari görevleri engellemekte, tayin ve atamalarda ayrımcılığa zemin hazırlamaktadır. Kamu çalışanları üzerinde bir baskı unsuru haline gelen bu durum karşısında, 20 yıldır adım atılmayan sicil affı artık bir temenni değil, kaçınılmaz bir zorunluluktur."

Geçmişteki yasal düzenlemelere atıfta bulunan Karagöz, aradan geçen süreçte mağduriyetlerin kronikleştiğini belirterek şöyle konuştu:

"Siyasi iktidar, o dönem yürürlüğe giren 5525 sayılı Kanun ile kendi döneminden önce verilen cezaları sıfırlamıştı. Ancak aradan geçen yaklaşık 20 yıllık süreçte kamu personel rejimi defalarca değiştirilip disiplin yaptırımları daha da ağırlaştırılmasına rağmen, emekçilerin yaşadığı kronik mağduriyetleri bitirecek yeni bir sicil affı düzenlemesi bir türlü gündeme alınmadı."

"Sendikal haklar ve örgütlenme özgürlüğü hedefte"

Ülkedeki kamu görevlilerinin büyük bir kısmının sicilinde en az bir disiplin cezasının yer aldığını ileri süren Karagöz, temel demokratik ve anayasal hakların kullanımının soruşturma gerekçesi yapıldığını savundu. Karagöz, duruma dair şu doğrudan tespitte bulundu:

"Çünkü günümüzde en temel demokratik ve anayasal hakların kullanımı bile birer soruşturma gerekçesine dönüştürülmüş durumda. Bir basın açıklamasına katılmak, sendikal eylemlerde yer almak, iş bırakma kararlarına uymak, sosyal medyada görüş paylaşmak ya da hukuka aykırılıklara ses çıkarmak; idari ve adli soruşturmaların doğrudan hedefi haline gelmektedir. Oysa sendikal faaliyetlerde bulunmak anayasal bir haktır. Grev hakkı, iş bırakma eylemleri, demokratik tepkiler ve örgütlenme özgürlüğü hiçbir hukuki metinde suç olarak tanımlanamaz."

Disiplin mekanizmasının çalışanları "zapturapt altına almak amacıyla" bir araç olarak kullanıldığını iddia eden Karagöz, son dönemde konfederasyon üyelerinin karşı karşıya kaldığı hak ihlallerinden örnekler paylaştı:

Bursa Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü'nde Müdür yardımcılığı yapan KESK’e bağlı SES üyesi Hasan Toprak’ın, gazeteci olan kızının imza attığı bir haberin ardından bazı medya organları tarafından hedef gösterilerek görevden uzaklaştırıldığı aktarıldı. Bursa'da Konfederasyonun aldığı iki günlük iş bırakma kararına katılan dört KESK üyesi hakkında hızla soruşturma açıldığı belirtildi. Suriye Rojava’da IŞİD ve HTŞ militanları tarafından katledilen bir kadının saç örgüsüyle verilen poza tepki göstermek amacıyla sosyal medyada saç örgüsü görseli paylaşan Şırnak'taki Eğitim Sen'den üç, SES'ten bir şube yöneticisinin açığa alındığı ve ihraç talebinde bulunulduğu kaydedildi. Adana'da 6 Ekim 2015’te 10 Ekim Barış Mitingi’ne çağrı amacıyla düzenlenen basın açıklaması sırasındaki arbede gerekçe gösterilerek aralarında sendika üyelerinin de bulunduğu 11 kişiye hapis cezası verildiği anımsatıldı.

"Uluslararası raporlarda Türkiye son sıralarda"

Türkiye'nin Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) raporlarında işçi ve sendikal haklar bakımından dünyanın en kötü durumdaki 10 ülkesi arasında listelendiğini söyleyen Karagöz, liyakat sisteminin zarar gördüğünü belirterek şu eleştiride bulundu:

"Bugün kamu kurumlarında liyakat ve ehliyet rafa kaldırılmış; sadakat, iktidara yakın olmak ya da mevcut politikaları sorgusuz sualsiz uygulamakla eş değer hale getirilmiştir. Bu cezalar görevde yükselme sınavlarında önünüze engel olarak çıkıyor, idari kadrolara atanmayı imkansızlaştırıyor, tayin ve görevlendirmelerde ayrımcılığa yol açıyor, maddi kayıplar doğuruyor ve çalışanın üzerinde sürekli bir Demokles'in kılıcı gibi sallanıyor."

Karagöz ayrıca, Olağanüstü Hal (OHAL) KHK’ları ile ihraç edilenlerden haklarında herhangi bir yargısal süreç bulunmayan ya da davaları lehlerine sonuçlanan kamu emekçilerinin de görevlerine iade edilmesini sağlayacak yasal bir düzenlemenin kaçınılmaz olduğunu ifade etti.

Özel, yeni parti için tarih verdi: Siyasi kuruluş milletimizle birlikte Ağustos, Eylül'de
Özel, yeni parti için tarih verdi: Siyasi kuruluş milletimizle birlikte Ağustos, Eylül'de
İçeriği Görüntüle

Bakan Işıkhan ile sicil affı talebiyle görüşme gerçekleştirildi

Geniş kapsamlı sicil affı yasasının belirli suçlar hariç tutularak ivedilikle Meclis'e getirilmesini talep eden Karagöz, talebinin sınırlarını ve attıkları adımları şu sözlerle özetledi:

"Cinsel saldırı, çocuk istismarı, kadına yönelik şiddet ve yüz kızartıcı suçlar istisna tutulmak kaydıyla, kamu personeline verilen tüm disiplin cezalarının bütün hukuki sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılmasını ve sicillerden tamamen silinmesini sağlayacak geniş kapsamlı bir sicil affı yasası ivedilikle Meclis'e getirilmelidir. Tekrar ediyoruz; 20 yıldır çıkarılmayan sicil affı artık bir talep olmanın ötesinde, ertelenemez bir ihtiyaçtır."

KESK’in bu doğrultuda bir imza kampanyası yürüttüğünü ve Meclis'teki muhalefet partileriyle temas kurduğunu açıklayan Karagöz, 7 Nisan 2026 tarihinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ile gerçekleştirdikleri yüz yüze görüşmede bu talebi doğrudan bakana ilettiklerini belirtti ve TBMM'yi af çıkarma yetkisini zaman kaybetmeden kullanmaya çağırdı.

Kaynak: Anka Haber Ajansı