Hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte kene hareketliliğinde yaşanan yükseliş, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vakalarını yeniden gündeme taşıdı.
Türkiye'de özellikle kene popülasyonunun yoğun olduğu bölgelerde hastalık riskine karşı vatandaşlara uyarılar yapılırken, tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar ile doğada zaman geçiren kişilerin daha dikkatli olması gerekiyor.
Virüs taşıyan kenelerin insanlara tutunmasıyla bulaşabilen KKKA, erken fark edilmediğinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Bu nedenle kene temasının ardından doğru müdahale edilmesi, belirtilerin takip edilmesi ve gerekli durumlarda sağlık kuruluşlarına başvurulması büyük önem taşıyor.
KKKA hastalığında erken müdahale önemli
Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vakalarında kene temasına karşı dikkatli olunması gerektiği belirtilirken, hastalığın görüldüğü bölgeler, risk grupları ve korunma yöntemleri hakkında önemli uyarılar yapıldı.
İstanbul Aile Hekimliği Derneği Bilim Komisyonu Üyesi Uzm. Dr. Selda Handan Karahan, kene tutunması sonrası doğru müdahalenin ve belirtilerin takip edilmesinin hastalıkla mücadelede önemli olduğunu ifade etti.

KKKA vakalarının görüldüğü bölgeler
İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Bilim Komisyonu Üyesi Uzm. Dr. Selda Handan Karahan, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vakalarının Kuzey Anadolu, İç Anadolu'nun kuzeyi ve Doğu Anadolu'nun kuzeybatısında görüldüğünü belirtti.
Özellikle Tokat, Sivas, Çorum, Yozgat, Erzincan ve Erzurum'da vakaların tespit edildiğini aktaran Karahan, risk grubunda öncelikle tarım ve hayvancılıkla uğraşanların, bu bölgelere kamp, piknik veya gezi amacıyla gidenlerin yer aldığını ifade etti.
Karahan, son olarak KKKA tanısı konulan hastaların kan ve vücut sıvılarıyla koruyucu ekipman kullanmadan temas etme olasılığı bulunan sağlık çalışanlarının da risk grubunda bulunduğunu söyledi.
İklim değişikliği kene sayısını artırabiliyor
Nem ve sıcaklık artışının kenelerin sayısında artışa ve aktif kalma sürelerinin uzamasına neden olabileceğini belirten Karahan, keneleri avlayan keklik, yabani tavuk ve bazı yabani kuş türlerinin çevresel ve iklimsel nedenlerle sayılarındaki değişimin de kene popülasyonunu etkilediğini ifade etti.
KKKA hastalığı kene tutunması ve temasla bulaşabiliyor
Karahan, hastalığın, virüs taşıyan kenenin insan vücuduna tutunmasıyla, KKKA ile enfekte hayvanların kan ve vücut sıvılarıyla koruyucu ekipman kullanılmadan temas edilmesiyle ve enfekte kişilerin kan ile vücut sıvılarıyla temas sonucu bulaştığını söyledi.
Her kene türünün risk taşımadığını belirten Karahan, ancak dış görünüşüne bakılarak bir kenenin enfeksiyon taşıyıp taşımadığının kesin olarak anlaşılamayacağını dile getirdi.

KKKA belirtileri ateş, halsizlik ve bulantıyla ortaya çıkıyor
Karahan, KKKA'nın ateş, baş ağrısı, halsizlik, aşırı yorgunluk, bulantı, kusma, gözlerde kızarıklık ve döküntü gibi belirtilerle ortaya çıkabileceğini ifade etti. Hastalık belirtilerinin temasın ardından ortalama 1 ila 3 gün içinde görüldüğünü, bu sürenin 9 güne kadar uzayabileceğini belirtti.
Karahan, kene tutunmasının fark edilmesi halinde kişinin keneyi doğru şekilde çıkaramıyorsa bir sağlık kuruluşuna başvurması ve kenenin burada çıkarılması gerektiğini söyledi.
Kene çıkarıldıktan sonra kişinin 10 ila 14 gün boyunca kendisini takip etmesi gerektiğini belirten Karahan, bu süreçte ateş, halsizlik, kas ağrısı ya da bulantı ve kusma gibi belirtilerden en az birinin görülmesi durumunda vakit kaybetmeden hekime başvurulması gerektiğini ifade etti.
Kene çıkarırken kolonya ve sıvı kullanmak tehlike oluşturuyor
Karahan, kenenin deriye en yakın noktadan, baş kısmına yakın yerden ince uçlu bir cımbız veya pensle kavranması gerektiğini belirtti.
Kenenin sağa sola çevrilmeden, dik şekilde ve tek hamlede, ezilmeden yukarı doğru çekilerek çıkarılması gerektiğini aktaran Karahan, çıkarma işleminin ardından tutunma bölgesinin alkol veya sabunlu suyla dezenfekte edilmesini önerdi.
Karahan, kenenin ise takip süresi boyunca 14 gün alkol içinde muhafaza edilmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca, "Kene üstüne kolonya veya sıvı dökmek, sigara basmak, keneyi çıplak elle ezmeye çalışmak tehlikelidir çünkü hayvan strese girdiğinde tüm salgılarını kusar ve eğer kene virüsü taşıyorsa kişiyi enfekte edecektir" uyarısında bulundu.
Karahan, KKKA için halen kesin bir tedavi bulunmadığını belirtti. Hastalara destekleyici tedaviler uygulandığını aktaran Karahan, damar içi pıhtılaşmayı önlemeye yönelik tedavilerle hastalığın ölüme yol açmasının engellenmeye çalışıldığını söyledi.
KKKA'da geç başvuru ölüm riskini artırabiliyor
Karahan, sağlık kuruluşuna geç başvurulmasının, trombosit sayısının 20 binin altına düşmesinin, karaciğer ve böbrek testlerindeki değerlerin hızla yükselmesinin ve hastalığın ilk günlerinden itibaren kanama görülmesinin ölüm riskini artırdığını ifade etti.
İleri yaştaki bireylerin, kronik karaciğer veya böbrek hastalığı bulunanların, bağışıklık sistemi baskılanmış hastaların ve kenenin yoğun görüldüğü kırsal bölgelerde yaşayan yaşlı nüfusun daha yüksek risk altında olduğunu belirtti.
Karahan, açık renkli giysilerin tercih edilmesi, uzun kollu üstler ile uzun paçalı kıyafetler giyilmesi ve pantolon paçalarının çorap içine sokulması gerektiğini söyledi.
Evcil hayvanlara uygun parazit tedavisinin uygulanmasının önemine işaret eden Karahan, doğaya çıkmadan önce kene önleyici spreylerin kullanılmasını ve doğa gezilerinin ardından vücutta kene bulunup bulunmadığının dikkatle kontrol edilmesini önerdi.

KKKA hakkında yanlış bilinen uygulamalar risk oluşturuyor
Karahan, her kene ısırığının KKKA'ya neden olacağı düşüncesinin toplumda gereksiz paniğe yol açtığını belirtti. Kenenin üzerine alkol veya başka bir sıvı dökülmesi halinde öleceği yönündeki inanışın da yanlış olduğunu ifade eden Karahan, bunun kenenin strese girerek virüsü kusmasına neden olabileceğini söyledi.
Kırım Kongo Kanamalı Ateşinde en önemli unsurun farkındalık ve zamanında müdahale olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Selda Handan Karahan, vatandaşların kene vücutlarına tutunduktan sonra 14 gün boyunca kendilerini takip etmelerini ve keneyi doğru şekilde çıkaramayacağını düşünen kişilerin müdahale etmeye çalışmak yerine en yakın acil servise başvurarak bir sağlık profesyonelinden destek alması gerektiğini ifade etti.



