Türkiye'de kredi borçlarının geri ödenmesine ilişkin son veriler, bireysel borçlulukta yaşanan sorunları yeniden gündeme taşıdı. BDDK verilerine göre 2 Ekim 2026 itibarıyla ihtiyaç kredilerinde takibe dönüşüm oranı yüzde 6,75'e ulaştı. Böylece 2014 yılından bu yana tutulan verilerde en yüksek seviye kaydedildi. Kredi kartı borçlarında da takip oranının bankacılık sektörü ortalamasının üzerinde olması dikkat çekti.
![]()
KREDİ BORÇLARINDA SON DURUM: TAKİP ORANI YÜZDE 6,75'E YÜKSELDİ
BDDK verilerine dayanan son değerlendirmeler, ihtiyaç kredilerinde geri ödeme sorunlarının arttığını gösterdi. Takibe dönüşüm oranı, 2 Ekim itibarıyla yüzde 6,75'e yükselerek daha önce kaydedilen en yüksek seviyeyi geride bıraktı.
İhtiyaç kredilerinde önceki zirve, 2016-2017 döneminde yüzde 6,66 ile görülmüştü. Takip oranı ilerleyen yıllarda gerilerken 2022-2023 döneminde daha düşük seviyelere inmişti. Son veriler, söz konusu oranın yeniden yükselerek önceki rekoru aştığını ortaya koydu.
![]()
KREDİ KARTI BORÇLARINDA DA TAKİP ORANI YÜKSELDİ
Kredi borçlarındaki ödeme sorunları yalnızca ihtiyaç kredileriyle sınırlı kalmadı. Bireysel kredi kartlarında takibe dönüşüm oranı da yüzde 5,7 seviyesine ulaştı.
Aynı dönemde bankacılık sektörünün genel takip oranı yüzde 3,2 olarak gerçekleşti. İhtiyaç kredilerindeki yüzde 6,75'lik oran, sektör ortalamasının iki katından fazla olurken kredi kartlarındaki takip oranı da genel seviyenin üzerinde kaldı.

KREDİ BORCU TAKİBE DÜŞERSE NE OLUR?
Kredi borcunun takibe düşmesi, bankanın tahsil edemediği alacağı belirli koşulların oluşması üzerine takip sürecine alması anlamına geliyor. Ancak bir kredi taksitinin birkaç gün gecikmesi, borcun doğrudan yasal takibe geçtiği anlamına gelmiyor.
Tüketici Kredisi Sözleşmeleri Yönetmeliği kapsamında, birbirini izleyen en az iki taksitin ödenmemesi halinde banka, gerekli sözleşme şartları mevcutsa borcun tamamının ödenmesini talep edebiliyor. Bunun için tüketiciye en az 30 gün süre verilmesi gerekiyor.
Ödeme sorununun devam etmesi halinde yasal takip ve icra işlemleri gündeme gelebiliyor. Gecikme faizi ve diğer yasal giderler de borcun toplam maliyetini artırabiliyor.

KREDİ FAİZ ORANLARINDA SON DURUM NE?
Kredi borçlarının yanı sıra bankaların uyguladığı faiz oranları da ekonomi gündeminde yer alıyor. 9 Ekim'de yayımlanan ve 2 Ekim haftasına ilişkin verileri aktaran değerlendirmeye göre, ihtiyaç kredilerinde yıllık ağırlıklı ortalama faiz oranı yüzde 62,03 seviyesinde gerçekleşti.
Aynı haftada konut kredilerinin yıllık faiz oranı yüzde 41,87, taşıt kredilerinin faiz oranı ise yüzde 45,05 oldu. Ticari kredilerde faiz oranı yüzde 53,07 olarak kaydedildi.
Bu oranlar bankacılık sektörünün yıllık ortalama faiz göstergelerini yansıtıyor. Vatandaşlara sunulan aylık kredi faizleri ise bankaya, kredi tutarına, vadeye ve müşterinin risk durumuna göre değişebiliyor.
KREDİ YAPILANDIRMA NEDİR, BORCU OLANLAR NE YAPABİLİR?
Kredi yapılandırma, mevcut kredi borcunun ödeme koşullarının banka ile yeniden belirlenmesi anlamına geliyor. Yapılandırma kapsamında ödeme takvimi, vade ve taksit tutarı ilgili mevzuat ve bankanın değerlendirmesi doğrultusunda değişebiliyor.
Bununla birlikte her kredi borcu için otomatik yapılandırma hakkı bulunmuyor. Bankalar, başvuruları müşterinin ödeme durumu, mevcut borcu ve yürürlükteki düzenlemeler çerçevesinde inceliyor.
Borçlarını ödemekte zorlanan tüketiciler, gecikme süresi uzamadan bankalarıyla görüşerek kullanılabilecek ödeme seçenekleri hakkında bilgi alabiliyor. Yapılandırmanın toplam geri ödeme tutarını artırabileceği de dikkate alınması gereken unsurlar arasında bulunuyor.
KREDİ BORÇLARINDAKİ ARTIŞ NE ANLAMA GELİYOR?
İhtiyaç kredilerinde takip oranının yüzde 6,75'e ulaşması, bankaların bu kredi grubunda tahsil etmekte zorlandığı alacakların payının yükseldiğini gösteriyor. Söz konusu oran, kredi kullanan vatandaşların yüzde 6,75'inin takibe düştüğü anlamına gelmiyor.
BDDK verileri, hem ihtiyaç kredilerinde hem de bireysel kredi kartlarında takipteki alacak oranlarının bankacılık sektörünün genel ortalamasını aştığını ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemlerde açıklanacak veriler, kredi geri ödemelerindeki eğilimin devam edip etmediğini gösterecek.




