Türkiye gazetesi tarafından gündeme getirilen haber detaylarına göre, LGBTİ+ bireylerin haklarına ve ifade özgürlüğüne yönelik kısıtlamalar içeren yasal düzenlemelerin yeniden TBMM gündemine taşınması bekleniyor. Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan ve daha önce 11. Yargı Paketi’nden tepkiler üzerine çekilen bu taslakta, aile kurumunun korunması ve "cinsiyetsizleştirme" akımlarıyla mücadele edilmesi temel gerekçe olarak gösteriliyor.

CHP'nin Hatay'daki iki örgütünden toplu istifa
CHP'nin Hatay'daki iki örgütünden toplu istifa
İçeriği Görüntüle

Yaş sınırının 25'e yükseltilmesi planlanıyor

Düzenleme kapsamında, mevcut kanunda 18 olan cinsiyet geçiş operasyonu başvurusu için yaş sınırı 25'e yükseltilirken, başvuru sahiplerinin evli olmaması ve Sağlık Bakanlığı onaylı tam teşekküllü hastanelerden uzun süreli bir gözlem süreci sonunda heyet raporu alması zorunlu kılınıyor. Mahkeme izni olmaksızın gerçekleştirilecek her türlü tıbbi müdahale için hem operasyonu yapanlara hem de yaptıranlara hapis cezaları öngörülürken, yurt dışında yapılacak operasyonların da hukuki yaptırım kapsamına alınması planlanıyor.

Tören düzenlenmesine 4 yıla kadar hapis

Taslakta Türk Ceza Kanunu değişikliğiyle, doğuştan gelen biyolojik cinsiyete ve genel ahlaka aykırı tutumları alenen teşvik eden, öven veya özendiren kişilere üç yıla kadar hapis cezası getirilmesi hedefleniyor. Aynı cinsiyetteki kişilerin nişan veya evlenme töreni düzenlemesi halinde ise ilgili kişilerin dört yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabileceği belirtiliyor.

Hak savunucuları, Türk Tabipleri Birliği ve uluslararası hukuk örgütleri, söz konusu maddelerin sadece LGBTİ+ topluluğunu değil, aynı zamanda bu alanda faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarını, gazetecileri ve sağlık hizmetlerine erişim hakkını da doğrudan hedef aldığını vurguluyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin benzer yasakların "ahlak ve aile" gerekçeleriyle meşrulaştırılamayacağına dair bağlayıcı kararları bulunmasına rağmen, düzenlemenin yasalaşması halinde Türkiye'deki ifade özgürlüğü ve temel yaşam hakları üzerindeki baskının artmasından endişe ediliyor.

Kaynak: Türkiye