3 ilde narkotik operasyonu: 5 şüpheli gözaltına alındı
3 ilde narkotik operasyonu: 5 şüpheli gözaltına alındı
İçeriği Görüntüle

2 Temmuz 1993’te yaşanan ve 33 aydın ile 2 otel görevlisinin hayatını kaybettiği Sivas Katliamı davasında, yerel mahkemeler firari sanıklar yönünden zamanaşımı kararı vermişti.

Ana davada 2012 yılında, dosyası ayrılan son firari sanıklar hakkında ise 2023’te yine zamanaşımı gerekçesiyle davanın düşmesine karar verildi.

AYM süreci 12 yıldır devam ediyor

Katliamda yakınlarını kaybeden aileler, 2012’de verilen zamanaşımı kararını 2014 yılında Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşıdı.

Başvuru ilk kez 2021’de gündeme alınsa da inceleme ertelendi. Dosya 2024’te Genel Kurul’a sevk edildi ancak ek rapor süreci nedeniyle henüz karara bağlanmadı.

“Adalet arayışı uluslararası yargıya taşınıyor”

Mağdur aileler adına avukatlar, AYM sürecinin uzaması nedeniyle dosyayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıdı.

Konuya ilişkin avukatlardan yapılan yazılı açıklamada; “Tarihimizin en ağır insanlık trajedilerinden biri olan Sivas Katliamı davasında, ulusal yargı mekanizmalarının adaleti tesis etmekte tamamen yetersiz kalması ve yargısal sürecin bir oyalama aracına dönüşmesi üzerine, adalet arayışımızı uluslararası yargı zeminine taşıyoruz. Sivas davası dosyası, yaşanan yapısal hak ihlallerinin tespiti ve evrensel hukukun gereğinin yapılması amacıyla AİHM’e götürülmektedir” denildi.

“Cezasızlık politikası uygulanıyor”

Açıklamada, davanın 33 yıldır sonuçlanmaması “cezasızlık politikası” olarak nitelendirildi.

Firari sanıkların yakalanmaması ve yargı sürecinin uzaması eleştirilirken, zamanaşımı kararlarının adaletin önüne engel oluşturduğu savunuldu.

Dosyanın 33 yıldır derdest durumda olduğu belirtilen açıklamada; “Otuz yılı aşan bu süre zarfında faillerin korunması, firari sanıkların yakalanmaması ve yargılamanın bilinçli bir şekilde sürüncemede bırakılması, cezasızlık politikasının sistematik bir şekilde uygulandığını açıkça ortaya koymuştur. Türk yargısı, toplumun vicdanında kanayan bu açık yarayı kapatmak yerine zamanaşımı kararlarıyla adaletin önüne set çekmiştir. Ulusal düzeyde adalet umudunu bağladığımız AYM süreci ise Türk hukuk tarihi adına bir başka mağduriyet ve gecikme vesikası haline gelmiştir. AYM’nin bu kabul edilemez suskunluğu ve dosyayı karara bağlamaktan imtina etmesi, iç hukuk yollarının artık fiilen tüketildiğinin ve etkisizleştiğinin en somut kanıtıdır” ifadeleri kullanıldı.

“İnsanlığa karşı suç”

Açıklamada Sivas Katliamı için “insanlığa karşı suç” ifadesi kullanıldı.

Aileler, devletin yaşam hakkını koruma yükümlülüğünün zaman aşımı ile ortadan kalkmayacağını belirterek adalet mücadelesini sürdüreceklerini açıkladı.

Açıklamada şunlar kaydedildi:

"Devletin kendi vatandaşlarının yaşam hakkını koruma ve katliamın arkasındaki gerçek sorumluları açığa çıkarma yükümlülüğü zamanın geçmesiyle ortadan kalkmaz. 33 yıldır süregelen bu hukuksuzluğa ve adalet saraylarının koridorlarında inşa edilen cezasızlık zırhına karşı teslim olmayacağız.

Anayasa Mahkemesi’nin karar veremediği ve adaleti askıya aldığı bu noktada, AİHM’e yapacağımız başvuru; sadece geçmişin faillerini yargılatma mücadelesi değil, aynı zamanda Türkiye’de insan haklarının, hukukun üstünlüğünün ve evrensel adalet ilkelerinin yeniden tesisi için atılmış tarihi bir adımdır. İnsanlığa karşı işlenen bu suçun unutturulmasına ve hukuken örtbas edilmesine izin vermeyeceğimizi, adalet yürüyüşümüzü uluslararası alanda da aynı kararlılıkla sürdüreceğimizi tüm kamuoyuna saygıyla duyururuz."

Kaynak: Haber merkezi