Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, son günlerde hakkında yürütüldüğünü belirttiği tartışmalara ilişkin sosyal medya hesabından kapsamlı bir açıklama yaptı. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı, belirli çevreler tarafından organize edildiğini savunduğu bir algı çalışmasını dikkatle takip ettiğini ifade ederek, bunun kimi zaman gazete manşetleriyle kimi zaman da sosyal medya paylaşımlarıyla gündeme taşındığını belirtti.
Başkan Yavaş, belediye yönetimini devraldığı ilk günden bu yana kamu kaynaklarını titizlikle koruma sözü verdiğini ve bu anlayıştan taviz vermeden görevini sürdürdüğünü vurguladı. Belediyenin bütçesini Ankaralıların emaneti olarak gördüklerini dile getiren Yavaş, kaynakları gereksiz projelere değil, doğrudan vatandaşın ihtiyacına yönelik hizmetlere ayırdıklarını kaydetti. Ayrıcalıklı kesimlere sağlanan uygulamalara son verdiklerini belirten Yavaş, hizmet anlayışlarında oy oranına değil, ihtiyaç önceliğine göre hareket ettiklerini ifade etti.
Başkan Yavaş, şunları kaydetti:
"Öncelikle şunu herkes bilsin: Göreve geldiğimiz ilk günden bu yana milletin emanetine namusumuz gibi sahip çıkacağımızı söyledik. Aynı kararlılıkla yolumuza devam ediyoruz. Ankara halkının parasını kendi cebimizdeki para gibi koruduk. Çöp projelere değil, halkın gerçek ihtiyaçlarına yatırım yaptık. Rant düzenine son verdik. Belirli zümrelere sağlanan ayrıcalıkları kaldırdık. 'Kim daha çok oy verdiyse oradan başlarım' anlayışını değil, 'İhtiyaç neredeyse oradan başlarım' anlayışını benimsedik.
"Türkiye’de örnek gösterilen belediye olduk"
İhaleleri canlı yayınlamaya, Sayıştay raporlarımızı kamuoyuyla paylaşmaya, meclis oturumlarımızı şeffaf biçimde yayınlamaya devam ediyoruz. Bütçemizi kalem kalem Ankaralı hemşehrilerimize anlatıyoruz. Şeffaflık, yolsuzlukla mücadele ve mali disiplin politikalarımız sayesinde uluslararası alanda ödüller aldık, finansal güvenilirlik notlarımızla Türkiye’de örnek gösterilen belediye olduk.
Şimdi ise yürüyen adli süreçler üzerinden bir algı operasyonu yapılmak isteniyor. Nisan 2019’dan bu yana hakkımda 100’ün üzerinde şikayet yapılmıştır. Bu dosyaların büyük bölümünde ifadem dahi alınmamıştır. Danıştay’da ise iki dosyam bulunmaktadır: Bunlardan biri Dodurga bölgesinde imar rantına karşı duruşumuz nedeniyle, diğeri ise kamuoyunda 'konser soruşturması' olarak bilinen süreç kapsamında, denetim görevimi yerine getirmediğim iddiasıyla açılmıştır.
"Saklayacak hiçbir şeyim yok"
Benim dönemimde en küçük bir iddia olduğunda iç teftişi başlatan da dosyayı savcılığa götüren de yine benim. Kendi dönemimde dahi yanlışa göz yummadım, yummam. Benim kendimden en ufak şüphem yok. Çünkü saklayacak hiçbir şeyim yok.
Şunu açıkça söylüyorum: Ben yetkiyi Türk Milleti’nden aldım. Ankara halkı da memnuniyetini yüzde 60’ın üzerinde oy vererek gösterdi. Nedeni de hayata geçirdiğim halka dokunan projelerim ve şeffaf oluşumdur. Hâl böyle iken; kimse bizi siyasi operasyonların ve itibarsızlaştırma çabalarının bir figüranı yapamaz.
"Bugün algı yapanlar şunu unutmasın: Adalet bir gün herkese lazım olur"
Bizim dayanağımız ne makamdır ne güçtür. Bizim dayanağımız milletimizin vicdanıdır. Akşam çocuğuna yemek yapabilen annenin duasıdır. Evinin ihtiyaçlarını karşılayabilen babanın huzurudur. Tarlasında alın teriyle toprağa tohum eken çiftçinin umududur. Öğrencinin içtiği sıcak çorbadır. Garibanın kapatılan veresiye defteridir. Eczanede 'borcunuz kapandı' denildiğinde yüzü gülen hastanın sevincidir.
Hiçbir baskı, hiçbir itham, hiçbir siyasi hesap bizi doğru bildiğimiz yoldan alıkoyamaz. Bugün algı yapanlar şunu unutmasın: Adalet bir gün herkese lazım olur."




