Zeynel Lüle, bugün hakim karşısına çıkacak olan tutuklu gazeteci İsmail Arı’yı Sincan Cezaevi’nde ziyaret etti. Ziyaretin ardından T24'teki köşesinde cezaevi gözlemlerini aktaran Lüle, Türkiye'de mesleki faaliyetleri nedeniyle demir parmaklıklar ardında tutulan basın mensuplarının durumunu eleştirdi.
"Demir kapı sesi hâlâ kulaklarımda"
Cezaevinden ayrılırken yaşadığı insani ve mesleki sorgulamayı köşesine taşıyan Zeynel Lüle, bir gazetecinin asli görev alanının sokaklar ve haber merkezleri olması gerektiğini hatırlatarak duygularını şu sözlerle paylaştı:
"Dün Sincan Cezaevi'nden ayrılırken en son duyduğum şey ağır demir kapının kapanma sesiyle birlikte defalarca bu soruyu kendime sordum. 'Bir gazetecinin cezaevinde ne işi var?'... Demir kapı sesi hâlâ kulaklarımda... Belki de bu yüzden eve döndüğümden beri başka hiçbir şeyi düşünemiyorum. Aklımda o deli soru, kulaklarımda demir kapının gürültüsü... Bir gazetecinin çalışma masası yerine demir ranzaya, haber kaynakları yerine yüksek duvarlara, sokaklar yerine tel örgülere mahkûm edilmesini hiçbir vicdan kabul edemez, etmemeli. Bir insanın özgürlüğünün elinden alınmış olması zaten ağır bir şeydir. Ama bu kişi gerçeğin peşinden gitmeye çalışan bir gazeteciyse, ağırlığı daha da büyüyor. Çünkü gazetecilik suç değildir."
"Cezaevleri yalnızca içeridekileri değil dışarıdakileri de cezalandırıyor"
TGC yönetimi olarak daha önce Silivri Cezaevi’nde Merdan Yanardağ ve özgürlüğüne kavuşan Alican Uludağ gibi isimleri de ziyaret ettiklerini belirten Lüle, tutuklama kararlarının topluma etkisini şu cümlelerle özetledi:
"Tutuklama kararları hukuk diliyle anlatılıyor. Dosyalar, klasörler, suçlamalar, savunmalar... Oysa cezaevinin kapısından içeri girince gözler başka bir şey görüyor. Bir dosya değil, bir insan görüyor. Annesini özleyen bir evlat... Çocuğunu özleyen bir baba... Arkadaşlarını özleyen bir dost... Yarım bırakılmış bir hayat... Eksilmiş bir günlük hayat... Cezaevleri yalnızca içeridekileri değil, dışarıdakileri de cezalandırıyor. Bekleyen aileleri... Kaygıyla duruşma gününü sayan yakınları... Telefon sesine irkilen insanları... Ve meslektaşlarını... Hem üzgün hem de öfkeliyim."
"Mesele ülkenin demokrasi ve özgürlük meselesidir"
Yazısında yargı mekanizmasının muhalif sesleri bastırmak üzere bir enstrüman olarak kullanılmaması gerektiğine vurgu yapan Lüle, meselenin bireysel bir hak ihlalinden öte anayasal bir rejim sorunu olduğunu şu ifadelerle savundu:
"Bir gazetecinin yaptığı haberler nedeniyle özgürlüğünden mahrum bırakılması, hangi hukuki gerekçeyle açıklanırsa açıklansın, vicdanlarda derin yaralar açıyor. İsmail Arı'nın karşısında otururken aklımdan geçen şey şuydu: Bir ülkede gazeteciler haberleri nedeniyle cezaevine giriyorsa, mesele artık yalnızca bir gazetecinin meselesi değildir. O ülkenin demokrasi meselesidir. O ülkenin hukuk meselesidir. O ülkenin özgürlük meselesidir. Elbette mahkemeler karar verir. Elbette hukuk işler. Ama hukuk, eleştiriyi cezalandıran, sorgulamayı suç gibi gösteren, muhalif sesleri baskı altına alan bir araca dönüştüğünde toplumun adalet duygusu da yara alır."
"Gazeteciliğin görevi zaten rahatsız etmektir"
Kamu gücünün denetlenmesinde basının oynadığı rolü "alkışlamak değil sorgulamak" olarak tanımlayan usta gazeteci, tahliye beklentisini dile getirerek yazısını şu sözlerle tamamladı:
"Bugün Türkiye'de birçok gazeteci iktidarı eleştirdiği, kamu gücünü sorguladığı, rahatsız edici gerçekleri ortaya çıkardığı için hedef haline geliyor. Asıl sorun da burada başlıyor. Çünkü gazeteciliğin görevi zaten rahatsız etmektir. Gazetecilik alkışlamak için değil, sorgulamak için vardır. Bu yüzden bir gazetecinin demir parmaklıkların ardında tutulduğu her gün, yalnızca onun özgürlüğünden değil, toplumun nefes alan demokratik alanından da bir parça eksiliyor... Bugün 5 Haziran. İsmail Arı'nın duruşması görülecek. Ben bu satırları yazarken aklımda hukuk tartışmalarından çok daha insani bir beklenti var. Bir insanın özgürlüğüne kavuşması. Bir gazetecinin yeniden haberlerinin başına dönebilmesi... Merdan Yanardağ'ın da özgürlüğünü bekliyorum."
Yazının tamamını okumak için tıklayınız.





