CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, 833 kurultay delegesinin olağanüstü kurultay talebine ilişkin imzaların CHP Genel Merkezi’ne teslim edildiğini açıkladı. Emir, parti tüzüğüne göre salt çoğunluğun üzerinde bir imza toplanması halinde kurultayın zorunlu hale geldiğini vurguladı.
“Genel başkanın seçeneği kalmıyor, kurultay şart”
Emir, CHP tüzüğünün açık olduğunu belirterek, "Şu anda olağanüstü kurultay talep eden, 37. Kurultay delegelerimizden 1000 delegemiz var. 1000 delegemiz duruma müdahale etmiştir. Partimizin saray eliyle, yargısal operasyonlarla kayyum eline verilerek kurultaysız bırakılmasına, adeta felç edilmesine ve böylesine bir karmaşanın içerisine sürüklenmesine itiraz etmiştir. 'Dur' demiştir, müdahale etmiştir. Herkes bilmelidir ki Cumhuriyet Halk Partisi'nin sahibi millettir. Kurultay üyelerimizdir, kurultay delegelerimizdir. Herkesin kurultay delegelerimizin bu talebine kulak vermesi gerekir" dedi.
Parti tüzüğünün amir hükümlerinin son derece açık olduğunu vurgulayan Emir, tüzüğün 48. maddesini hatırlatarak, "Salt çoğunluktan bir fazla kurultay delegesi eğer 'kurultay yapılsın' diye usulüne uygun olarak başvuruda bulunmuşsa artık genel başkanın elinde bir seçenekli durum söz konusu değildir, 45 gün içerisinde kurultayı toplamak zorundadır" ifadelerini kullandı.
"İstanbul delegeleri sürece dahil edilmedi"
İstanbul İl Kongresi hakkında verilen tedbir kararına dikkat çeken Emir, İstanbul delegelerinin imza sürecine dahil edilmediğini ancak buna rağmen İstanbul’dan da 170 delegenin irade beyanında bulunduğunu söyledi:
“Kurultay yapılmazsa seçime girilememe riski var”
Emir, Siyasi Partiler Kanunu kapsamında kritik bir tarihe işaret ederek, kurultayın yapılmaması halinde CHP’nin seçimlere katılamama riskiyle karşı karşıya kalabileceğini ifade etti:
"6 yıl süresi dolan 20 Temmuz söz konusu olduğunda Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçime girememe tehlikesi doğmaktadır. Dolayısıyla buradaki herhangi bir gerekçenin, mücbir sebep vesaire, bir hukuki tartışma yaratılabilir ama herhangi bir gerekçenin kanunda yazan amir hükmün üstüne çıkamayacağını öngörüyorsa o halde Cumhuriyet Halk Partisi'ne bu kötülüğü yapamayız. Cumhuriyet Halk Partisi'ne umut veren milyonları seçimde partisiz bırakamayız. Yapacağınız ilk ve tek şey derhal kurultaydır"
“Tedbir kararı kurultaya engel değil”
Yönetimin "tedbir kararı olduğu için olağanüstü kurultay yapamayız" yönündeki gerekçesinin hiçbir hukuki altyapısı bulunmadığını savunan Emir, 36. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararının iyi okunması gerektiğini söyledi. Mahkemenin kararında kurultay yapılamayacağına dair hiçbir cümle olmadığını, aksine mevcut yönetimi sadece kurultay yapmak üzere tedbiren göreve getirdiğini ifade eden Emir, "Kararın hiçbir yerinde, hiçbir cümlesinde 'Tedbirle gelindiği için olağanüstü kurultay yapılamaz.' demediği gibi aslında tedbirle gelindiği için tek yapması gereken olağanüstü kurultaydır. Yine de o mahkeme kararına baktığınızda sonuç olarak 38. Kurultay'ı kabul etmediğini, 37. Kurultay'daki mevcut genel başkan, parti meclisi ve yüksek disiplin kurulunu göreve tedbiren getirdiğini söylemiştir. Ne yapmak üzere getirmiştir? Kurultay yapmak üzere getirmiştir. Bunda hiçbir tereddüt yoktur" dedi.
"Peki bunlar bir çırpıda olacaksa savunma hakkı nerede kaldı?"
MYK'nın tüzüğü açıkça çiğneyerek, Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) kararını ve milletvekillerinin savunma hakkını beklemeden işlem yaptığını söyleyen Emir, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Peki bunlar bir çırpıda olacaksa o yargılanma hakkı, savunma hakkı nerede kaldı? Hani adalet yürüyüşü yapmıştık birlikte? Hani AKP'nin tek adam rejimine karşı mücadele etmiştik hep birlikte? Hani Türkiye'ye demokrasiyi getirecektik, hani güçlendirilmiş parlamenter rejimi getirecektik? Bir milletvekilinin savunma hakkına dahi saygı duymadan, onu Yüksek Disiplin Kurulu'na Parti Meclisi'nin sevk etmesi açık hükmünü dahi görmezden gelerek üyeliğini düşürmek nedir Allah aşkına? Bu kadar kanun bilmezseniz, bu kadar usulden koparsanız, bu kadar partinin evlatlarına kastederseniz bu partiyi nereye götüreceksiniz?
Dokuz arkadaşımızın üyeliğinin tedbirli olarak düştüğü aynı zamanda Meclis'e de bildirildi. Meclis her zaman yaptığı gibi baktı, bu kişilerin üyelikleri disiplin süreçlerine söz konusu olduğu için —çünkü MYK kararına bakın, 'Ben Yüksek Disiplin Kuruluna tedbirli olarak gönderdim' diyor, Yüksek Disiplin Kurulu kararı yok ortada— şimdi bunu Meclis'e de yazıyor. Meclis bakıyor, bu milletvekili MYK tarafından Yüksek Disiplin Kurulu'na tedbirli olarak gönderilmiş. Peki hukuki mi? 'Oraya bakmam' diyor bizim Meclis'imiz, 'Çünkü o değerlendirme benim dışımda, ben mahkeme değilim. Ben bana gelen yazıya bakarım'. Bana göre doğru değil, çünkü açıkça çiğnenmiş. Bakıyor, bu kişiler hala üyeler, üyelikleri devam ediyor ama tedbirden dolayı üyeliğe bağlı hakları kullanamıyorlar, yani komisyon üyelikleri bunun bir örneği. Ama bu kişilerin üyelikleri devam ediyor çünkü ortada bir karar yok. Şimdi, karar olmadan Yüksek Disiplin Kurulu daha dosyayı görmemiş, önüne gitmemiş, değerlendirmemiş. Yani MYK kendi başına hem Yüksek Disiplin Kurulu olmuş hem oradaki savunmaları aldım varsaymış hem kararı vermiş hem de kesinleştirmiş hem de Yargıtay'a bildirmiş. Burada bir tane mantık var mı, bir tane doğru var mı arkadaşlar? Olacak iş midir?"




