Partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenleyen BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, kamuoyunda çerçeve yasa olarak bilinen, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'ne ilişkin konuştu.

"Hiçbir terör örgütü mensubunun affedilmesi kabul edilemez"

BBP Genel Başkanı, "Büyük Birlik Partisi, kuruluşundan bu yana terör ve terörle mücadele meselesinde değişmeyen bir çizgi izlemiştir" diyerek, şunları kaydetti:

"Birinci ilke devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü tartışma konusu yapılamaz. Anayasa’nın ilk dört maddesi, üniter devlet yapısı, tek bayrak, tek dil, tek vatan ve tek millet anlayışı partimiz açısından müzakereye kapalıdır. İkinci ilkemiz terörle ve teröristle müzakere edilmez. Devlet otoritesi hiçbir surette pazarlık konusu yapılamaz. Devletin ceza politikası, bir terör örgütünün fiili tercihine göre şekillenemez. Üçüncü ilkemiz şehit ve gazi hukuku dokunulmazdır. Şehit ailelerinin, gazilerimizin ve terör mağdurlarının adalet beklentisi, hiçbir siyasi hedefin gerekçesi olamaz. Kurşun sıkmış, bomba patlatmış hiçbir terör örgütü mensubunun affedilmesi kabul edilemez. Dördüncü ilkemiz ceza adaletinin caydırıcılığı korunmalıdır. Partimiz, kişilere karşı işlenen suçlar bakımından dahi af düzenlemelerine öteden beri karşıdır; terör suçları bakımından bu karşıtlık evleviyetle geçerlidir. Beşinci ilkemiz hukuk devleti ve yargı bağımsızlığı esastır. Yürütmenin yargısal süreçler üzerindeki etkisini artıran her düzenleme, hangi siyasi amaca hizmet ederse etsin, partimiz açısından sakıncalıdır. Altıncı ilkemiz fesih ve nedamet, koşulsuz ve doğrulanabilir olmalıdır. PKK ve bütün türevleri resmen feshedildiğini, tamamen silahsızlandığını, Türkiye ve bölge coğrafyasındaki bütün yapılanmalarını tasfiye ettiğini ve Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısı üzerinde hiçbir ayrılıkçı hedef taşımadığını açık ve geri dönülmez biçimde ilan etmedikçe; ve bunun sahada somut, doğrulanabilir karşılığı görülmedikçe, bu yapılara doğrudan veya dolaylı hiçbir yasal imtiyaz tanınmamalıdır.

"Teklif, genel af veya özel af kavramlarını kullanmamaktadır"

Destici, "ceza hukukunun temel ilkelerinden birinin, herkesin yalnızca kendi fiilinden sorumlu olması, kusur ilkesinin ise cezanın failinin kusuruna göre belirlenmesi" gerektiğinin altını çizdi.

"Teklifte ise bireyin hukuki durumu, büyük ölçüde örgütün kolektif davranışına bağlanmaktadır" diyen Destici, sözlerini şöyle sürdürdü:

İstanbul’da hava durumu: Sağanak yağış ne zaman başlayacak? Meteoroloji açıkladı
İstanbul’da hava durumu: Sağanak yağış ne zaman başlayacak? Meteoroloji açıkladı
İçeriği Görüntüle

"Kişi pişmanlık göstermemiş, nedamet beyan etmemiş, hatta fiilini savunmaya devam ediyor olsa dahi; örgüt silah bıraktığı ve MGK kararı yayımlandığı takdirde düzenlemelerden yararlanabilecektir. Teklif, meri hukukumuzdaki etkin pişmanlık kurumundan tam olarak bu noktada ayrılmaktadır. TCK madde 221, örgütten ayrılma iradesinin ortaya konulmasını, teslim olmayı, örgütün yapısı ve faaliyetleri hakkında bilgi vermeyi, yani bireysel ve doğrulanabilir bir davranışı şart koşarken teklifteki çerçeve, hukuki sonucu bütünüyle örgütün kolektif tercihine bağlamaktadır. Bu tercih, ceza hukuku dogmatiği bakımından klasik kusur teorisinden uzaklaşma anlamına gelmektedir. Nedamet getirmemiş, fiilinden pişmanlık duymamış kişilerin, salt örgütün stratejik tercihi nedeniyle soruşturmadan ve cezadan kurtulması ihtimali kabul edilebilir değildir.

Teklif, genel af veya özel af kavramlarını kullanmamaktadır. Anayasa’nın 87. maddesinde öngörülen nitelikli çoğunluk aranmamakta, mahkumiyet hükümleri hukuken varlığını korumaktadır. Ancak sonuçlar birlikte değerlendirildiğinde tablo şudur: Soruşturma ve kovuşturma ertelenmekte, süre sonunda kovuşturmaya yer olmadığı veya düşme kararı verilmektedir. Kesinleşmiş cezanın infazı ertelenmekte, süre sonunda ceza infaz edilmiş sayılmaktadır. Tutukluluk ve adli kontrol kaldırılmakta, hükümlüler cezaevinden çıkmaktadır. Nihayet hak yoksunlukları da kaldırılabilmektedir. Bir düzenlemenin adı değil, doğurduğu sonuç belirleyicidir. Bu sonuçlar zinciri, hukuken af olarak nitelendirilmese bile, fiilen affa eşdeğer bir netice üretmektedir. Partimizin, kişilere karşı işlenen suçlar bakımından dahi af düzenlemelerine öteden beri karşı olduğu dikkate alındığında, terör suçları bakımından böyle bir sonucun kabul edilmesi mümkün değildir. Bu tespit, aynı zamanda anayasal bir soru doğurmaktadır: Anayasa’nın 87. maddesindeki nitelikli çoğunluk şartı, af sonucunun adı değiştirilerek aşılabilir mi? Bu sorunun olası bir anayasallık denetiminde gündeme gelmesi kuvvetle muhtemeldir."

"Soyut beyanlar tek başına hukuki güvence sayılamaz"

"Örgüt, uyuşturucu ticareti, haraç, Avrupa’daki kampanya gelirleri ve diğer finans kaynaklarından vazgeçmiş midir? Türkiye’de ve Avrupa’da yürütülen sempatizan toplama, kadro devşirme ve propaganda faaliyetleri sona ermiş midir? Kandil’deki kamplarda ve diaspora yapılanmalarında militan eğitimi durdurulmuş mudur? Başta ABD, İsrail, Fransa ve Yunanistan olmak üzere dış aktörlerin örgüte ve uzantılarına yönelik silah, mühimmat ve istihbarat desteği tamamen sona ermiş midir? Suriye’deki PYD/YPG yapılanması, silahlı unsurlarını ve idari iddialarını tasfiye etmiş midir?

Örgüt, resmi bildiri ve yayınlarında ülkemizin bir bölümünü hâlâ başka bir isimle tanımlamaktan ve Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısını hedef alan ayrılıkçı emellerinden açık ve geri dönülmez biçimde vazgeçmiş midir? Teslim edilen silahların envanteri ile örgütün bilinen envanteri karşılaştırılmış mıdır? Sembolik bir teslim ile fiili silahsızlanma arasındaki fark hangi ölçütle tespit edilecektir?

Bu soruların hiçbirine, ne teklif metni ne de gerekçesi cevap vermektedir. Teklif, bütün bu doğrulama yükünü tek bir cümleye 'Güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararı' diyerek havale etmiştir.

Türev yapılanmalar meselesi ayrıca ele alınmalıdır. KCK, PJAK, PÇDK, Tevgera Azadi ve PYD/YPG gibi onlarca türev yapının PKK’nın örgütsel ekosisteminin parçası olduğu gerçeği ortadan kalkmamıştır. Teklifin 2. maddesindeki 'bağlı bütün oluşumlar' ibaresi bu yapıları kapsama alıyor görünmekle birlikte, hangisinin bu kapsamda sayılacağını belirleyecek merci ve ölçüt gösterilmemiştir. Örgütün tamamen dağıldığı yönündeki soyut beyanlar tek başına hukuki güvence sayılamaz."

Kaynak: Haber Merkezi