Ankara'da gerçekleştirilecek olan NATO Zirvesi öncesinde ilan edilen eylem yasakları doğrultusunda dün sabah saatlerinde düzenlenen ve 209 kişinin gözaltına alınmasıyla sonuçlanan operasyonlar, siyasi partiler ve emek örgütlerinin tepkisine neden oldu. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) ve Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) yazılı ve görsel deklarasyonlar yayımlayarak adli sürece ilişkin açıklamalarda bulundu.
DEM Parti MYK: "Ankara koca bir cezaevine çevrildi"
DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) tarafından yayımlanan yazılı açıklamada, operasyonların anayasal hakları ihlal ettiği ve demokratik siyaset alanını daralttığı savunuldu. Parti yönetimi, operasyonların niteliğine ve siyasi arka planına dair şu ifadeleri kullandı:
"Ankara'da bu sabah saatlerinde gerçekleştirilen ev baskınlarında 200’ü aşkın siyasetçi, demokratik kitle örgütü temsilcisi ve yurttaşın gözaltına alınmasını kınıyoruz. 7-8 Temmuz NATO Zirvesi öncesi, bileşenlerimizden Devrimci Parti ve ESP’nin de aralarında olduğu sol ve sosyalist kurumlara yönelik gerçekleştirilen bu keyfi gözaltı ve tutuklama saldırısı ülkenin geldiği durumu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Demokratik toplumlarda ifade özgürlüğü, örgütlenme hakkı ve barışçıl toplantı ve gösteri hakkı anayasal güvenceler altında bulunan temel haklardır. Güvenlik gerekçeleri öne sürülerek bu hakların geniş ve ölçüsüz biçimde sınırlandırılması, zaten yara almış olan toplumsal barışı ve demokratik siyaseti daha da zedeleyecektir. NATO Zirvesi için getirilen bu yasaklarla Ankara’nın adeta koca bir cezaevine çevrilmesi kabul edilemez. NATO’yu protesto etmek, NATO'nun uygulamalarını eleştirmek suç değildir. Devrimci Parti Genel Başkanı Elif Torun Öneren'in de aralarında bulunduğu arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır."
Bakırhan: "Savaş politikalarına karşı çıkmak suç değildir"
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da resmi sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı kurumsal paylaşımla gözaltı kararlarına tepki gösterdi. Bakırhan, adli işlemlere konu olan iddialara ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
"NATO Zirvesi gerekçe edilerek siyasetçilerin, demokratik kitle örgütü temsilcilerinin ve sosyalistlerin gözaltına alınması kabul edilemez. NATO’yu eleştirmek, savaş politikalarına karşı çıkmak, demokratik hakları kullanmak suç değildir. Devrimci Parti Genel Başkanı Elif Torun Öneren başta olmak üzere gözaltına alınan tüm arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır."
ESP: "Mücadeleyi susturma girişimidir"
Operasyon kapsamında çok sayıda üyesi gözaltına alınan Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), dijital platformlar üzerinden paylaştığı kurumsal bildiride operasyonların NATO karşıtı muhalefeti hedef aldığını öne sürdü. ESP, yayımladığı metinde şu görüşlere yer verdi:
“7–8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi öncesinde gerçekleştirilen bu operasyonlar, halklara ölüm, yıkım, işgal ve göçten başka hiçbir şey vaat etmeyen NATO’ya karşı yükselen mücadeleyi bastırma girişimidir. Emperyalist savaş düzeninin işbirlikçileri, baskı ve gözaltılarla halkların öfkesini ve direnişini susturabileceklerini sanıyorlar. Ancak ne baskılar ne de gözaltılar bizi yıldıramaz. Savaşın, işgalin ve emperyalizmin karşısında; halkların eşitliği ve özgürlüğü için NATO’ya ve işbirlikçilerine karşı mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz. Gözaltına alınan tüm arkadaşlarımız serbest bırakılsın.”
KESK: "Sıkıyönetim dönemlerinden aşina olduğumuz toplu gözaltılar"
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) ise başkentteki güvenlik uygulamalarını "Fiili OHAL" olarak nitelendirdi. Sendikalı memurların da gözaltı listelerinde yer aldığını belirten KESK yürütme kurulu, idari önlemleri şu alıntıyla eleştirdi:
"AKP iktidarı 10 yılı aşkındır sürdürdüğü fiili OHAL uygulamalarını savaş örgütü NATO’nun yapacağı zirve öncesi Ankara başta olmak üzere ülkenin dört bir yanında yasaklamaların, gözaltıların dozunu iyice artırarak bir korku dalgası yaratmayı amaçlamaktadır. Ankara’da son bir haftadır fiilen sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir. Bu sabah itibariyle aralarında üyelerimizin de olduğu yüzlerce muhalif aktivist, kadın örgütleri üyeleri, siyasi parti temsilcisi ve üyesi, avukat, akademisyen, insan hakları temsilcileri, LGBTİ+ bireyleri gözaltına hissetmiştir. Sıkıyönetim dönemlerinden aşina olduğumuz toplu gözaltı ve baskılar anayasal hakların askıya alınmasıdır. Gözaltına alınanlar derhal serbest bırakılmalı, hukuksuz uygulamalar, baskılar sona erdirilmelidir."




