Nepal'in Çin sınırına yakın Rasuwa bölgesinde Lhende ve Trishuli nehirleri havzasında büyük yıkıma yol açan facianın ardından uluslararası buzul bilimciler bölgedeki risk faktörlerini mercek altına aldı. ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi'nin (USGS) başlangıçta deprem sandığı ancak sonrasında 5,2 büyüklüğündeki sismik hareketin kaynağının buzul çökmesi olduğunu açıkladığı afet, iklim krizinin Himalayalar üzerindeki yıkıcı etkisini bir kez daha gözler önüne serdi.

Dr. Mohan Bahadur Chand: "İklim krizi Permafrost tabakasını çözüyor"

Bölgede incelemelerde bulunan Dr. Mohan Bahadur Chand, selin oluşum mekanizmasını ve Himalaya ekosistemindeki kırılganlığı değerlendirdi:

Fransa’da şiddetli fırtına ve dolu: 39 ilde turuncu alarm verildi
Fransa’da şiddetli fırtına ve dolu: 39 ilde turuncu alarm verildi
İçeriği Görüntüle

"Ön değerlendirmelerimize göre büyük bir buzul çığı Lhende Nehri'nin önünü tıkayarak devasa miktarda suyu hapsetti ve bu doğal barajın aniden yıkılması vadide felakete yol açtı. İklim değişikliği buzul çökmesi ve buzul gölü taşkınlarının (GLOF) sıklığını ve şiddetini artırıyor. Yükselen sıcaklıklar buzulların erimesini hızlandırırken, kalıcı olarak donmuş toprakların (permafrost) çözülmesine yol açıyor. Bu durum yüksek dağlık arazinin dengesini bozarak buz, kaya ve moloz çöküntüsü riskini tetikliyor.

Himalayalar'daki vadiler dik ve dar olduğu için yüksek irtifada meydana gelen bir buz çığı, çok az bir uyarı süresiyle hızla ilerleyen ve önüne kattığı kaya, çamur ve molozla yıkıcı gücü katlanan devasa sellere dönüşüyor. Gelecekte bu tür afetlerin sayısı artacaktır."

Chand ayrıca bilim insanlarının felaket öncesinde takip edebileceği kritik öncü işaretleriBuzul kütlelerinin hareket hızındaki ani artışlar, buzul yüzeyinde yeni çatlak oluşumları ve morfolojik deformasyonlar, buzul göllerinin hızla genişlemesi ve su seviyesinin yükselmesi, doğal setlerde meydana gelen sızıntılar ve dengesizlikler, bölgedeki lokal heyelan ve çığ sıklığındaki artış olarak sıralandı.

İzleme ağlarının erken uyarı sistemleri ve yerel toplulukların tahliye planlarıyla birleştirilmesi gerektiğini kaydeden Chand, "Uydular, İHA'lar, kameralar ve yer sensörleri süreçleri tespit edebilir ancak yamaç göçmeleri çok ani geliştiğinden teknoloji toplumun hazırlık düzeyiyle desteklenmeli" dedi.

Prof. Dr. Jan Beutel: "Teknoloji harika ama tahmin gücü sınırlı"

Innsbruck Üniversitesi'nden çevre ve buzul bilimci Prof. Dr. Jan Beutel ise felaketlerin modellenmesi ve uydu teknolojilerinin sınırlarına ilişkin şu uyarılarda bulundu:

"Yapay zeka ve ileri uydu teknolojileriyle bile bir yere kadar tahmin yapılabiliyor. Uydular harika araçlar ancak sadece belirli aralıklarla görüntü alabiliyorlar; bulutluluk faktörü var ve zamanı geri saracak bir düğmemiz yok. 20 yıl öncesine göre sayısal tahmin ve anlık ölçümleme kapasitemiz çok ileri düzeyde fakat etkilenen alanın coğrafi büyüklüğü nedeniyle herkesi önceden uyarıp tahliye etmek her zaman mümkün olamayabiliyor. Bu ölçekteki afetlerin etkisini azaltmak yıllar öncesinden başlayan planlama ve kesintisiz izleme gerektirir."

Uydu görüntüleri yıkımın boyutunu ortaya koydu

Associated Press'in analiz ettiği uydu fotoğrafları, Langtang Lirung Dağı'nın zirvesine yakın noktadaki buzul kütlesinin ana kaya kütlesiyle birlikte çökerek vadiye sürüklendiğini belgeledi.

Afet öncesi ve sonrası çekilen görüntüler, Trishuli Nehri'nin Kolpurtar, Betrawati ve Syapru Besi mevkilerinde taştığını, berrak suyun çamur ve enkaz akıntısıyla tamamen kahverengiye dönüştüğünü ve nehir kıyısındaki yerleşim birimlerinin balçık altında kaldığını ortaya koydu. Bölgede arama kurtarma çalışmaları sürdürülüyor.

Kaynak: AA