Türkiye’nin 81 ilinden Ankara’ya gelerek rütbe ayrımı yapılmaksızın eşit özlük haklarına sahip olma talebiyle eylem başlatan er şehit yakınları ve er gaziler, Kurtuluş Parkı’ndaki oturma eylemlerinin 47’nci gününde önemli bir görüşme gerçekleştirdi.
Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Genel Başkanı Erdem Çerçioğlu ile birlikte er şehit yakınları ve er gazilerle görüşen Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, taleplerin karşılanması için konunun Meclis gündemine taşınacağını belirtti.
Görüşme sırasında Saral, şehit aileleri ve gazilere hitaben, "Gerçekten bizi çok üzdü ama dediğim gibi ben bir kardeşiniz olarak Meclis açıldığında inşallah sizlerin haklarını iade noktasında, verilmesi noktasında ne gerekiyorsa yapacağım. Bu sözü size veriyorum, ezanlar hürmetine diyorum" ifadelerini kullandı.
Saral ile yapılan görüşmenin ardından eylemlerini sona erdirme kararı alan gaziler, sürecin takipçisi olacaklarını belirtti. Gaziler tarafından yapılan açıklamada, "Sahalardan çekiliyoruz. Oktay Saral'ın da destekleriyle bu konu Meclis gündemine gelecek. Cumhurbaşkanı ve Milli Savunma Bakanı ile de görüşülecek" denildi.
Kurtuluş Parkı'nda 47 günlük eylem sona erdi
Er şehit yakınları ve er gazilerin Ankara’daki eylemine 47 gün boyunca çok sayıda vatandaş da destek verdi. Gaziler, rütbe farkı nedeniyle özlük haklarında yaşanan eşitsizliklerin giderilmesini ve haklarının eşitlenmesini talep etti.
Eylemlerin sürdüğü süreçte gaziler, Ankara Valisi Yakup Canbolat ile de makamında bir araya gelerek taleplerini aktarmıştı.
Öte yandan Oktay Saral, şehit yakınları ve gazilerin taleplerine ilişkin dün yaptığı paylaşımda, çözüm için diyalog ve karşılıklı anlayış vurgusu yaptı.
Saral paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
"Şehit yakınlarımızın ve gazilerimizin taleplerini konuştuğumuz yerde, önce vefayı hatırlamalıyız. Elbette her talep olduğu gibi kabul edilmek zorunda değildir. Elbette kamu düzeni korunacaktır. Ancak bu insanların sesini duyurmak için kapı kapı dolaşmak zorunda kalmadığı, muhatap bulduğu bir devlet düzeni hepimizin ortak arzusudur.
Bu mesele bir karşı karşıya gelme meselesi değil, devlet ile vatandaş arasında kurulacak samimi bir gönül köprüsü meselesidir.
Devletimiz büyüktür; meseleleri çözmek için de makamları, kurumları ve imkânları vardır. Öyleyse yapılması gereken tansiyonu yükseltmek değil, masayı kurmak; itirazı büyütmek değil, muhatapları dinlemektir.
Şehitlerimizin emanetleri ve gazilerimiz bizim için herhangi topluluk değildir. Onların yeri devletin karşısı değil, gönlünün başköşesidir.
Bazen en güçlü devlet refleksi sertleşmek değil, şefkatle sahip çıkmaktır.
İnanıyoruz ki; bu mesele de suhuletle, vakar ile ve devletimizin büyüklüğüne yakışan bir anlayışla en yakın zamanda çözülecektir."





