Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM’deki haftalık grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Toplantıya çok sayıda milletvekili, belediye başkanı, il ve ilçe yöneticisi katıldı.
Özel'den 'Akbelen' çağrısı: "Anayasaya apaçık aykırı kanunu durdurmasını bekliyoruz"
Özel'in ifadelerinden öne çıkanlar şöyle:
"Yıllardır doğası için direnen Akbelenlilerle kucaklaştık. Pazar günü Milas'taydık ve Akbelenlilerle birlikteydik. Ülkemizin cennet bir köşesini para hırsı için, bir yandaşa verilen bir sözün tutulması için -o yandaş firmanın ifadesiyle 'Biz maden ruhsatının peşinde değiliz, bize şu kadar milyar liralık yer sözü verdiler, tutmuyorlar. Paramızı versinler çekilelim gidelim' dedikleri bir yerde- milyonlarca zeytin ağacının katledileceği şekilde maden ruhsatlarının verildiği Akbelen'deydik.
Orada ifade ettim, burada bir kez daha ifade edeyim: Yandaş kanalları izleyenler, hepimizin vergileriyle maaşların ödendiği ama iktidarın sesi olmuş, muhalefeti duymayan, köylüyü duymayan, çevrecileri duymayan, katliama direnişi duymayan TRT'yi izleyenler sanabilirler ki; Akbelen'de birileri bağırıyor çağırıyor, acaba ne yapıyor? Bilmiyor olabilirler.
Akbelen'de köylüler; elinde bastonlu 90 yaşında nineler, dedeler, gencecik torunlarıyla birlikte direniyorlar. Sebebi; dünyanın en güzel coğrafyasına verilen maden ruhsatı ve o ruhsatın genişletilmesi, milyonlarca ağacın yeniden kesilecek olması. Bu nasıl yapılır? Zeytin ağacı üzerindeyken olmaz, kanun koruyor.
Geldiler burada kanun çıkardılar. Dediler ki Akbelen'in koordinatlarını vererek 'Burayı verdik' dediler. Kanun olunca, kanun kanunla çatışınca fırsattan istifade 'E burası verildi, burayı kesmeye başlayalım.' Akbelenliler buna direniyor. Biz de bu kanunu Anayasa Mahkemesi'ne götürdük. Anayasa Mahkemesi'nin önünde bekliyor. Anayasa Mahkemesi'nin önünde beklerken gözü yaşlı Akbelenli teyzelerim, ninelerim, amcalarım Anayasa Mahkemesi'nden haber bekliyor.
Akbelen ormanlarındaki 100'ün üzerindeki farklı bitki, 200'ün üzerindeki hayvan ve kuş türü kulağını kabartmış; Anayasa Mahkemesi'nin hukuka, akla, vicdana uygun bir karar vermesini bekliyor. Biz bir yandan Anayasa Mahkemesi'nden bir an önce bu kanunu görüşmesini ve şüphesiz anayasaya apaçık aykırı kanunu durdurmasını bekliyoruz.
"Erdoğan'ı şikayet ediyorum"
Bu şirketin acelesi mi, yok, daha çok Tayyip Bey'in acelesi. Acele kamulaştırma yetkisi var. Bu yetki Kıbrıs Barış Harekatı'nda kullanılabilecek bir yetki. Bu istisna yetkiyi yandaş şirket ağaçları kessin diye kullandı. Erdoğan bu yetkiyi bir şirket AYM kararı çıkmadan bütün ağaçları kessin diye kullandı. Buradan milletimize Recep Tayyip Erdoğan'ı şikayet ediyorum. AYM'ye de geciktiğiniz her gün, kesilen ağaçlar, talan edilen doğa demektir. Lütfen elinizi çabuk tutun diyorum.
"İliç'in kanı Murat Kurum'un elindedir"
İliç'teki hukuk mücadelesi sürüyor. Bugün mahkeme var Erzincan'da. Genel Başkan Yardımcımız, Parti Meclisi üyelerimiz, milletvekillerimiz oradalar; o hukuk mücadelesine Erzincan Adliyesi'nde destek veriyorlar. Buradan AK Parti'nin kara düzeni, yani Akbelen'de madenciyi sincaba tercih eden kara düzen, bugün İliç'te yaşananların baş sorumlusudur. Hatırlayın; Murat Kurum, o dönemin bakanı, sonra İstanbul'a gidip orada AK Parti'nin adayı olmuştu ve Ekrem İmamoğlu tarafından 1 milyon 150 binin üzerinde bir farkla mağlup edilmiş; İstanbullu 'Yahu İliç'e ne yaptığını gördüm, ne işin var senin İstanbul'da, çek elini İstanbul'dan' deyip Murat Kurum'u defetmişti.
O Murat Kurum, o Murat Kurum, İliç faciasındaki sorumluluğunu hep inkar etti. Ve bakın, bakın şimdi Murat Kurum'un 'Benim sorumluluğum yok, kapasiteyi ben arttırmadım, benimle ne alakası var' dediği... İkinci kapasite artışı faciayı getiren... İkinci kapasite artışı ve flotasyon tesisi projesiyle ilgili olarak hazırlanan ÇED raporu, ÇED yönetmeliği kapsamında kabul edilmiştir. Makamlarınızca uygun görülmesi halinde söz konusu projeye ait 'ÇED Olumlu' kararının verilmesi hususunu takdir ve tensiplerinize arz ederim. Altında imza: Olur... Murat Kurum. İliç'in kanı Murat Kurum'un elindedir. AK Parti'nin kara düzeninin elinde İliç'in kanı vardır arkadaşlar.
Değerli arkadaşlar, değerli konuklar; bu Murat Kurum, bu Murat Kurum şimdi deprem bölgesinde, ilk üç gün orduyu dışarı çıkarmayanların, üç gün çadır yok diye 1999’da eleştirdikleri hükümetten sonra 33. gün daha çadır dağıtamayanların, millet çadır sırasındayken Kızılay’a çadır sattıranların, bir yılda konutları vereceğiz deyip de bu konutların bir yılda yüzde 2’sini bile vermeyenlerin, 3 yılın sonunda yüzde 70’e gelince de buradan bir başarı hikayesi anlatmaya çalışanların, övmeye köpürtmeye çalıştığı Murat Kurum İliç’in de sorumlusudur. Bütün beceriksizliklerin de sorumlusudur.
"Bahçeli'ye verilecek çok sert cevaplar var"
Son olarak da bugün Sayın Devlet Bahçeli deprem bölgesiyle ilgili -ki ne iyi bir iş yapmışız, bütün grup hep beraber gittik deprem bölgesinde büyük bir çalışma yaptık ve neyi ortaya çıkardık?- faizsiz verilmesi gereken deprem konutlarının bazılarından faiz almaya niyetlendiklerini, deprem bölgesindeki yapılan dükkanlardan faiz almaya niyetlendiklerini, evlerle ilgili de boş senetlere imza attırdıklarını... Biz bunu söyledik, biz bunu söyledik. Neden söyledik? Hatay milletvekillerimiz dedi ki: 'Koşun gelin, millete boş senete imza attırıyorlar.' Malatya, Kahramanmaraş, Gaziantep milletvekillerimiz dedi ki: 'Doğru, senete imza atmayana anahtarını vermiyorlar.
Biz altı günde 55 çalışma yaptık. Konteyner kentleri gezdik. Evi alanı, alamayanı dinledik. Boş seneti gördük ve dedik ki: 'Boş senete imza attırmak tefeci işidir bunu yapmayın, faizi çizene anahtar vermiyorsunuz; faiz almayacağınızı açıklayın ve boş senetleri yırtın atın.' O kadar çok yalan attılar, o kadar çok kendi televizyon kanallarında lafı yuvarladılar ki üzülerek takip ettim Sayın Bahçeli bugün 'Konutlarına kavuşan vatandaşlarımıza boş senet imzalatıyorlar demek yalnızca bühtan değil siyasi namusla çelişen bir hezeyandır' demiş.
Sayın Bahçeli, bununla ilgili çok siyaset içinde verilecek çok sert cevaplar var; bir kelime demeyeceğim, bir kelime demeyeceğim. Alın bunu, alın bunu: 'Afet Borçlandırma Senedi.' Madde 1 Tanımlar, Madde 2 Borç Tutarı: 'Bankaya toplam nokta nokta TL, yalnız bu kadar borçlandığımı... Borçlunun beyanı: Nokta nokta oranında akdi faiz ödemeyi, bankaya olan borcun nokta nokta yıl vadeli olduğunu kabul ederim.' İmzası atılmadan anahtar verilmiyor. Burada bühtan varsa Murat Kurum’dadır. Burada iftira varsa Murat Kurum’dadır. Hezeyan varsa da 'ittifak ortağım' diye onlara inanan, bir tane depremzedeye gidip de sormayan şahsınızın siyasetinin adıdır. Buyurun.
"Murat Kurum'dan Bahçeli'ye 'Kusura bakmayın, sizi bu hale getirdim' diye özür telefonu bekliyorum"
Cumhuriyet Halk Partisi bir siyaset yapıyorsa, bir eleştiri yapıyorsa, bir şey söylüyorsa Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir ayağı bu kürsüdeyse bir ayağı Hatay’dadır. Bir ayağı, bir ayağı Gaziantep’tedir, İslahiye’dedir, Nurdağı’ndadır, Adıyaman’dadır, Yaylakonak’tadır. Ve Cumhuriyet Halk Partisi bir şey söylüyorsa Murat Kurum gibi palavradan değil yürekten, sahadan söylüyordur. Ben Sayın Bahçeli'den özür beklemiyorum bu lafları için. Sayın Murat Kurum'dan Bahçeli'ye 'Kusura bakmayın, sizi bu hale getirdim' diye özür telefonu bekliyorum. Sayın Bahçeli'yi Murat Kurum arasın.
Biz böyle ayakta meydanda oldukça, sahada oldukça, milleti dertlendiren onlar, derdi dinleyen, çözmeyi vadeden, çözülsün diye emek veren bizler oldukça bunlar böyle geri adımlar atacaklar. Faiz almayacaklarını açıkladılar. Şimdi diyorlar ki 'Küçük paralar olacak, bilmem ne olacak.' 71 milyar dolar para toplanmış bu milletin vergilerinden, bağışlarından. 40 milyar lirası evlere gitmiş, helali hoş olsun; o boş senetlerin hepsini ya size yırttıracağım ya iktidar olup ben yırtacağım."




