CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Çorum’da düzenlenen Uluslararası 1. Alevilik Çalıştayı Kongresi ve Rıza Şehri Alevi Canlar Buluşması’na katıldı. Burada konuşan Özel, Alevi toplumuna yönelik eşit yurttaşlık ve inanç özgürlüğü vurgusu yaptı.

Konuşmasında Rıza Şehri kavramına değinen Özel, bu anlayışın sömürünün ve adaletsizliğin olmadığı bir toplumsal düzeni simgelediğini belirtti.

Rıza Şehri’nin herkesin birbirinden razı olduğu, eşitlik ve dayanışma temeline dayalı bir yaşam ideali olduğunu ifade eden Özel, bu hedefe doğru atılan adımları desteklediğini söyledi.

"Ülkeyi yönetenlerin Alevi toplumuna rızalık borcu vardır"

Burada konuşan Özel'in açıklamaları şu şekilde:

"Bugün Uluslararası Alevilik Çalışmaları Kongresi'nde siz değerli canlarla birlikteyiz. Yasını da sevincini de ortak eden cümle canları sevgiyle, saygıyla bir kez daha selamlıyorum.

Özgür Özel, Nevşehir'de konuştu: "Şehir şehir iktidara yürümeye kararlıyız"
Özgür Özel, Nevşehir'de konuştu: "Şehir şehir iktidara yürümeye kararlıyız"
İçeriği Görüntüle

Kongre kapsamında... biraz önce içeride de ifade etmeye çalıştım. Rıza Şehri buluşması var. Rıza Şehri, sömürünün, adaletsizliğin olmadığı bir dünyaya olan inanç ve öyle bir topluma doğru bir yürüyüşün simgeleşmesi. Canı cana, malı mala katarak sömürüsüz bir yaşam biçimi... mülkün kimsenin olmadığı, zenginin, fakirin olmadığı bir şehir. Bu şehirde dertsiz, tasasız, endişesiz yaşanır. Bu şehir, rızalık ve razılık üzerine kurulmuştur. Üç can bir cem olmuştur. Adı bu yüzden Rıza Şehri'dir.

Bu Rıza Şehri, tüm öğretilerin, tüm inançların hedeflediği ideal yaşamı, ideal toplumu; sömürüsüz, kardeşçe yaşamaya, herkesin birbirinden razı olduğu, rıza verdiği bir ideale yürüyüştür. Bu yürüyüş için, böyle önemli bir ilk adımın atılması... bu binanın bir yaşlı bakım merkezi olarak hayata geçirilmesi, kreşlerin, sosyal donatı alanlarının hedeflenmesi ve en sonunda Rıza Şehri'ne adım adım yürünmesi için ilk adımı atan yöneticilerimizi ve değerli dedemizi yürekten kutluyorum. İyi ki varlar.

Açık söylemek gerekirse, bugün ülkeyi yönetenlerin Alevi toplumuna rızalık borcu vardır. O rızalığı; partim, kendim ve Türkiye'nin geleceğinde Türkiye'yi yöneteceğine inandığım kadrolarımız adına, eninde sonunda devlet adına Alevilerden o rızalığı alacağımıza söz vermeye geldim buraya."

"Bu topraklar çok acı gördü"

Özel, konuşmasında Çorum, Maraş ve Sivas olaylarına değinerek Alevi toplumunun tarih boyunca büyük acılar yaşadığını ifade etti:

"Ne zaman çağırırsanız gelmeye, size kavuşmaya çalışıyorum. Hep sizlere yaşatılanlara karşı rızalık alma ihtiyacı hissediyorum. Çünkü bu ülkede çok acı dönemler, çok acı günler yaşandı. Yüzyıllardır gözyaşı, zulüm bir durduysa üç yürüdü. Kerbela'da başlayan zulüm Çorum'da, Maraş'ta, Sivas'ta devam etti. Bu topraklar çok acı gördü. Alevi toplumu yüce gönüllülüğüyle bu acıları hep sessiz yaşadı, sabırla karşıladı ama dirençle de karşısında durmayı bildi.

Acıyı kalemle, kağıtla, sazla, sözle, sükunetle, sabırla ve dirençle taşıdınız. Her çağın Kerbelasında mazlumun yanında oldunuz. Mağdur oldunuz ama hiç zalim olmadınız. Acı çektiniz ama hiç kimseye acı çektirmediniz. Hakkınız yendi ama kimsenin hakkını yemeyi aklınızdan bile geçirmediniz. İşte sizin inancınızın da, yüreğinizin de, toplumunuzun da büyüklüğü buradan gelir.

Ben zalimin karşısında mazlumun yanında duranların, partimin düştüğü zor durumda da bizlere nasıl doğru yerden, tarihin doğru yerinden sahip çıktıklarını en yakından yaşıyorum. Ve her gün, her gün bu zorlu süreçte sizin birer birer sahip çıkışınızı, can can, yürek yürek sahip çıkışınızı, kurum kurum sahip çıkışınızı... Bir mahkeme kararı çıktığında ilk tepkiyi en doğru yerden verişinizi gördükçe bir kez daha saygım, sevgim, minnet duygum arşa varıyor.

Bu tutumun konjonktürel olmadığını, bugüne has olmadığını, kişilere bağlı olmadığını, hatta kişiler, kurumlar kim olsa duruşun nasıl doğru bir yerden okunduğunu bütün Türkiye'ye en güzel siz gösteriyorsunuz. Ki bu tutum güne bağlı, bugünlere bağlı da değil."

"Mustafa Kemal'in arkasında duran yine sizlerdiniz"

CHP lideri, Alevilerin ibadethanelerinin tanınması ve inanç özgürlüğü konusunda eşit haklara sahip olması gerektiğini belirtti

"Ta Kurtuluş Savaşı'na gidildiğinde, kurtuluşta ve kuruluşta Mustafa Kemal Paşa'ya en büyük omzu veren, o kongrelerini tamamlamış Ankara'ya giderken uğradığı Hacıbektaş'tan hem maddi, en önemlisi en büyük manevi desteği alan ve bu memleketi kurtaran Mustafa Kemal'in arkasında duran yine sizlerdiniz.

Çocuklara geçmişin feryadını değil, geleceğin umudunu bırakan da sizlersiniz. Ve biliyoruz ki bu ülkenin sizlere borcu çok. Aynı vergiyi verip aynı hakkı alamamak, aynı hizmeti alamamak, camiyi ibadethane sayanların cemevlerini ibadethane saymamaları ve Aleviliği bir inanç değil, bir kültür olarak görmek; Alevileri, Sünnileri Cumhurbaşkanlığına, devletin başına bağlarken, Alevileri Kültür Bakanlığına bağlamak...

Semahın bir ibadet olduğundan bihaber, semahı bir müzik, bir folklor olarak görmek; bugünkü iktidarın sizleri ne kadar anlamadığının ve sizlerin desteğini yüreğinde hisseden ve iktidara gelince ne yapacağını bilen Cumhuriyet Halk Partisi iktidarına ne kadar çok ihtiyaç olduğunu bu küçük örneklerden görüyoruz."

"Biz biliriz ki iyilik makamı siyasetin değil, vicdanların terazisindedir"

Özel, Alevilerin ibadethanelerinin tanınması ve inanç özgürlüğü konusunda eşit haklara sahip olması gerektiğini belirterek konuşmasına şöyle devam etti:

Genel Başkan olarak kürsüye, grup kürsüsüne çıktığım ilk gün demiştim ki; eşit yurttaşlık. Ve demiştim ki; son Alevi "Ben eşitsizliğe uğramıyorum artık" diyene kadar Alevilere eşitsizlik, haksızlık yapılmaktadır. Son Kürt, "Kürt sorunu yoktur" diyene kadar Kürt sorunu vardır. Son Alevi, "Eşitsizlik sorunum yoktur artık" diyene kadar bu sorun vardır. "O sorunu çözmeye ant içiyorum" demiştim.

Bu sorunu çözüp, Madımak'ı utanç müzesi yapıp, Alevilere din eğitiminden tutun ibadethanelerinin devlet tarafından tanınmasına, kabul edilmesine, inancın eşit, ayrımsız, özgür şekilde yaşanmasına, devletin tüm inançlara, tüm dinlere, tüm mezheplere eşit ve doğru konumlanmasına kadar bu konudaki çabalarımızı sonuna kadar sürdüreceğiz.

Biz biliriz ki iyilik makamı siyasetin değil, vicdanların terazisindedir. Eğer bu ülke kurtulacaksa ve kötülüklerden arınacaksa, kalp gözüyle bakanlara, nefis karanlığını marifet ışığıyla aydınlatanlara, "Kendine ağır geleni başkasına yapma" diyenlerle kurtulacaktır. Bu ülke "bir olalım, iri olalım, diri olalım" sözünü laf olsun diye söyleyenlerle değil, gerektiği gün bir olanlarla, iri olanlarla, kardeşleriyle birlikte diri duranlarla, ayakta duranlarla birlikte olacaktır.

"Bugün dört koldan saldırı altındayız"

Bugün dört koldan saldırı altındayız. Bizi yolumuzdan döndürmek istedikleri için saldırı altındayız. Operasyonlarla, tehditlerle, şantajlarla saldırı altındayız. Ama ne diyordu Pir Sultan? "Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan." Siz yolunuzdan dönmedikçe, ben de bu yoldan dönmeyeceğim. Gerekirse bu başı vereceğim ama onlara baş eğmeyeceğim.

Bugün Cumhuriyetin en büyük kazanımı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün hediyesi Cumhuriyetin en büyük kazanımı sandık saldırı altındadır. Müesses nizam, milletin iradesine darbe yapmaktadır. Bu yüzden, Alevi kurumlarının ilk günden tespit ettiği gibi; bu kayyum meselesi Cumhuriyet Halk Partisi'nin iç meselesi değildir, bizim aramızda değildir. Saray rejimi ile milletin arasındadır, milletin iradesi arasındadır."

Kaynak: Haber merkezi