Yİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündemdeki gelişmelere, 15 Temmuz darbe girişiminin 10. yıl dönümüne, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin sonuçlarına ve AK Parti iktidarının ekonomi ile dış politika uygulamalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İktidarın 24 yıllık yönetim süreci sonunda sorumluluktan kaçamayacağını belirten Dervişoğlu, devlet yapısında liyakatin önemine vurgu yaparak parlamenter sisteme geri dönüş çağrısını yineledi.

A A 20260715 41982892 41982888 I Y I P A R T I G E N E L B A S K A N I D E R V I S O G L U B A S I N T O P L A N T I S I D U Z E N L E D I

"Türk Milleti 15 Temmuz gecesi devletini sokaktan topladı"

Konuşmasına 15 Temmuz askeri darbe girişiminin 10. yıl dönümü vesilesiyle başlayan İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, o gece Türk milletinin gösterdiği direnişe dikkat çekti. Devlete ve millet iradesine sahip çıkan tüm vatandaşları selamlayan Dervişoğlu, şu ifadeleri kullandı:

"Türk Milleti 15 Temmuz gecesi devletini sokaktan topladı. Tankların önünden, bombalanan Meclis'in enkazından, emniyet binalarının kapısından topladı. Devletinin bir cemaatin, bir şebekenin, kanun dışı bir hiyerarşinin eline geçmesine müsaade etmedi. Fakat, 15 Temmuz’u anlamak, yalnızca o geceyi anlatmakla mümkün değildir. O geceye nasıl gelindiğini ve o geceden sonra Türkiye’nin nereye götürüldüğünü de sorgulamak gerekir."

"Müteselsil siyasi sorumluluk AK Parti iktidarınındır"

Darbe girişimine giden süreçte devlet kadrolarının liyakat yerine sadakat esasıyla paylaşıldığını savunan Dervişoğlu, geçmişte yürütülen Ergenekon ve Balyoz gibi kumpas davalarını hatırlattı. TSK'nın kozmik odalarının açılmasını ve eski Genelkurmay Başkanı'nın terör örgütü yöneticiliğiyle suçlanmasını eleştiren İYİ Parti Lideri, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"15 Temmuz’un asıl failinin FETÖ olduğu konusunda hiçbir tereddüt yoktur. Fakat, 15 Temmuz’a giden yolun müteselsil siyasi sorumluluğu da AK Parti iktidarınındır. İktidar bugün kendisini yalnızca 15 Temmuz’un mağduru gibi göstermeye çalışmaktadır. Oysa gerçek mağdur; devletine kurşun sıkılan, Meclisi bombalanan ve evlatlarını kaybeden Türk milletidir. 15 Temmuz, devlette ne olmaması gerektiğini gösteren acı bir derstir."

Dervişoğlu ayrıca, TBMM bünyesinde kurulan 15 Temmuz Araştırma Komisyonu Raporu'nun akıbetini sorarak, "Milletin Meclisi, millet adına bir araştırma yapıp rapor hazırlıyor ancak rapor Türk milletinden gizleniyor. O raporda saklanacak ne var da sümen altı ettiniz?" sorusunu yöneltti.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin yürürlüğe girdiği günden bu yana geçen 8 yıllık süreci ve AK Parti'nin 24 yıllık iktidarını "hesap yılı" olarak nitelendiren Dervişoğlu, yönetim modelinin ekonomik ve idari bilançosunu verilerle eleştirdi.

"Sistem öncesindeki son 5 yılda ortalama yüzde 9 olan enflasyonun bugün ortalama yüzde 36 seviyesine ulaştığı, işsizlik ve gelir adaletsizliğinin arttı. Hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve hesap verebilirlik ilkelerinin gerilediği, cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısının yarım milyona yaklaştı." Kararların hızlı ancak yanlış alındığını savunan Dervişoğlu, "Yetki tek kişide, sorumluluksa o tek kişi hariç herkesin sırtındadır. Kararı kendileri alıyor, faturayı ise esnaf, çiftçi, emekli ve depremzede ödüyor" dedi.

"İnsanlar suçtan değil, suçlanmaktan korkar hale geldi"

Ülkedeki adalet mekanizmasına ve güvensizlik iklimine değinen Dervişoğlu, yargı süreçlerinin siyasallaştığını ve soruşturma aşamasında kişilerin hedef gösterildiğini ifade etti:

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ABD programını iptal etti
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ABD programını iptal etti
İçeriği Görüntüle

"Bir vatandaş sabah kapısının neden çalınacağını bilmiyorsa, bir gazeteci hangi cümlesinin soruşturma konusu yapılacağını kestiremiyorsa, orada büyük bir güvenlik aygıtı olabilir fakat güven yoktur. İnsanlar artık yalnızca suçtan değil, suçlanmaktan korkmaktadır. Henüz iddianame hazırlanmadan kişinin adı iktidar medyasına servis ediliyor, televizyonlarda hüküm veriliyor. Hükmü troller ve saray değil, bağımsız Türk mahkemeleri vermelidir."

Dış politikada "uysal siyaset" eleştirisi

Dış politikada devlet aklının tasfiye edildiğini ve ilişkilerin şahsileştiğini öne süren İYİ Parti Lideri, komşu ülkelerle yaşanan diplomatik gelgitleri ve ABD ile ilişkileri eleştirdi. ABD Başkanı'nın Türkiye'ye yönelik kullandığı ifadelere değinen Dervişoğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:

"ABD Başkanı’nın Türkiye’yi veya onu yöneten şahsı, hem de başkentimizde, 'sadık' sıfatıyla anabilmesi, dış politikamızın içine düşürüldüğü şahsileşmiş ve kurumsal onurdan yoksun durumun en acı göstergesidir. Türkiye Cumhuriyeti kimsenin sadık bendesi değildir. Bu devlet gücünü yabancı liderlerin övgülerinden değil, kendi milletinden alır. İçeride hamaset, dışarıda mahcubiyet üretiyorlar."

"Yol yapmanın bedeli enflasyon değildir"

İktidarın icraat gerekçeleriyle temel hak ve özgürlükleri, hukuku ve anayasayı geri plana itmesini kabul etmediklerini belirten Dervişoğlu, konuşmasında, "Yol yapmanın bedeli enflasyon değildir. Depremzedeye ev yapmanın bedeli, onun tapusuna ve mahallesine el koymak değildir. Füze üretmenin bedeli, Anayasa'yı ihlal etmek değildir. Terörle mücadelenin bedeli, teröriste makam vermek değildir. İktidarda kalmanın bedeli ise Cumhuriyeti yıkmak hiç değildir" dedi.

"Çözüm parlamenter sistem"

İYİ Parti'nin çözüm önerisinin sadece başbakanlık makamını geri getirmek olmadığını, devlet sistemini yeniden inşa etmek olduğunu ifade eden Müsavat Dervişoğlu, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

"Parlamenter Sistem; Meclisin yeniden millet iradesinin merkezi olması, hükümetin milletin temsilcilerine hesap vermesidir. Yargının iktidarın talimatından, bürokrasinin parti sadakatinden kurtarılmasıdır. Milletin kurtardığı devleti sarayın avlusuna kapattılar. Milletin devletini millete geri vermenin zamanı gelmiştir. Suçların hesabı ruz-i mahşerde olduğu gibi bu dünyada da mutlaka sorulacaktır."

Muhabir: Ahmet Çağatay Bayraktar