Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2026 yılı Mart ayına ilişkin Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verilerini paylaştı. Aylık bazda %1,94 artış gösteren enflasyon, yıllık bazda %30,87 seviyesine yükseldi. Açıklanan bu verileri yorumlayan İktisatçı Prof. Dr. Aziz Konukman, mevcut tablonun Orta Vadeli Program (OVP) hedefleriyle örtüşmediğini ve düşük gelir gruplarının çok daha derin bir krizle karşı karşıya olduğunu vurguladı.
TÜİK tarafından paylaşılan resmi rakamların sokaktaki vatandaşın maruz kaldığı hayat pahalılığını tam olarak yansıtmadığını belirten Prof. Dr. Aziz Konukman, temel ihtiyaç kalemlerindeki artışın genel ortalamanın çok üzerinde seyrettiğini verileri işaret etti. Yıllık genel enflasyon ortalamasının (TÜFE) yüzde 30,87 seviyesinde kalmasına karşın, yaşam maliyetini doğrudan etkileyen kalemlerdeki sert yükselişe dikkat çeken Konukman; gıdada yüzde 32,36, ulaştırmada yüzde 35,00, konutta yüzde 42,00 ve eğitimde yüzde 51,00 oranındaki artışların, dar gelirli grupların satın alma gücündeki asıl daralmayı ortaya koyduğunu vurguladı.
Konukman, bu tablonun sınıfsal etkisini şöyle açıkladı:
"Ortalama enflasyon ortalama bir gelirde olan bir vatandaşı ilgilendirir. Sokaktaki insanın geliri ortalama gelire eşit değil. Gıda yüzde 32,36. Konutta yüzde 42, ulaştırmada yüzde 35, eğitimde yüzde 51. Şimdi bir yaşlının sepetinden gitsek bunların hiçbir anlamı yok değil mi? Demek ki düşük gelir gruplarının çok derinden hissedeceği bir enflasyon."
Hedef yüzde 16, gerçek yüzde 30,87: "Zamlar kapıda"
Prof. Dr. Aziz Konukman, hükümetin 2026 yılı için belirlediği %16’lık enflasyon hedefinin şimdiden geride kaldığını belirtti. Özellikle bölgesel gerilimlerin enerji fiyatlarına etkisine değinen Konukman şu ifadeleri kullandı:
"Yıllık TÜFE artışı yüzde 30,87. Bizim orta vadeli programda 2026 için yıl sonu enflasyon hedefi yüzde 16. Bu şu an itibariyle 30,87. İleride daha da artabilecek. Hürmüz Boğazı'yla başlayan tartışmaları hatırlayalım. Petrol fiyatları ciddi bir şekilde arttı. O da zaten pompa fiyatlarına yansıdı. Tarımsal üretimde kullanılan bazı tarımsal girdiler İran'dan ithal ediliyordu. Onlar da Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor. Onların da fiyatlarında ciddi artışlar var. Bütün bunları gördüğümüz zaman önümüzdeki dönemde iğneden ipliğe zamlar kapıda."
TÜİK’e çağrı: "Sınıfsal temelli enflasyonu yayınlayın"
İstatistik kurumunun veri açıklama yöntemini eleştiren Konukman, farklı gelir grupları için ayrı sepetlerin yayınlanması gerektiğini savundu:
"Lütfen gelir dağılımına göre ve sınıfsal temelli enflasyonu yayınlayın. Ne demek sınıfsal? Örneğin emekçilerin enflasyonu ne? Emekçilerin sepeti ne? Gelir dağılımından en yüksek pay alan yüzde 20'lik zengin kesiminin enflasyonu ne? En dar gelir alan yüzde 20'lik en düşük gelir kesimindeki bir tüketicinin enflasyonu kaç? TÜİK’in sadece ortalama enflasyon değil, demin söylediğim rakamları da yayınlaması lazım ama TÜİK uzun süredir bu çağrılarımıza cevap vermiyor."
Torba yasa eleştirisi: "Pırlantaya dokunulmadı"
Hükümetin vergi politikalarını "sınıfsal bir tercih" olarak nitelendiren Prof. Dr. Konukman, lüks tüketim ile temel tüketim arasındaki adaletsizliğe dikkat çekti:
"Satın alma gücünde ciddi bir daralma bekliyoruz. Tüketim mallarına zamlar geldiği zaman ne olacaktır? Vergiler buradan çünkü KDV, ÖTV ödeniyor ve havuz dolacak. Vatandaşı mutsuz, devleti mutlu olan bir ülke olmaz. Bu sürdürülebilir bir durum değil. Yeni bir torba yasada bir madde geçti. Maalesef pırlanta, inci gibi çok lüks tüketim mallarının ÖTV'sine bir ayarlama yapılmadı. Ama diğer malların ÖTV'sine bir artış düzenlendi. Bu da hükümetin sınıfsal tercihini çok net gösteriyor. Hükümet zenginden yana bir tavır alıyor ama yoksulları ise yok sayıyor."
Konukman son olarak, sanayi girdi maliyetlerindeki (Rafine petrol %79,17, metal cevherleri %90,08) devasa artışların henüz perakende fiyatlarına tam yansımadığını, önümüzdeki günlerin "sıradan vatandaş" için daha zor geçeceğini belirtti.



