Türkiye’de bireysel borçlanma giderek büyüyen bir sorun haline gelirken, veriler borçlanmanın 2026 itibarıyla 6 trilyon TL’yi aştığını gösteriyor. Bunun yarısından fazlasını kredi kartı borçlarının oluşturduğu bireysel borçlanmada, takibe düşen borçların da 300 milyar TL sınırına yaklaşması dikkat çekiyor.
Bireysel borçlanmayı ve bu borçlanmanın nedenlerini Ekonomist Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu ile konuştuk. Kozanoğlu, kredi kartı ve tüketici kredileri üzerinden yaşanan süreci 24 Saat Gazetesi için değerlendirdi.

“Kredi kartlarına borçlanma çok ciddi maliyetler yüklüyor”
Kredi kartlarının iki temel işlevi olduğunu belirten Kozanoğlu, “Öncelikle kredi kartlarının bir borçlanma, bir de ödeme fonksiyonu var. Yani cebimize bu kredi kartlarını koyunca, nakit para taşımadan kolaylıkla ödememizi yapabiliyoruz. Bu ödeme fonksiyonu. Tahsilatı da bir 15-20 gün geri alabiliyor. Ama bir de bunun borçlanma fonksiyonu var ki, borçlanma fonksiyonu çok ciddi maliyetler yüklüyor.”
“Faiz oranları çok yüksek”
Faiz oranlarının ulaştığı yüksek seviyeye de dikkat çeken Kozanoğlu şunları ifade etti: “Kredi kartlarının şu anda aylık vade farkı yüzde 4’ün üzerinde. Tüketici kredilerinde ise, bunun alternatifi olarak kullanılan ihtiyaç kredilerinin yıllık faizi yüzde 61, en son rakamlar. Bu faiz oranları çok yüksek tabii…”
“Finansal bilgisizlik de borçlanmada etken”
Vatandaşların bankalara borçlanmalarında finansal bilgisizliğin de önemli bir etken olduğunu kaydeden Kozanoğlu, “ama insanların gelirleri yetmeyince, maliyetinin yüksek olduğunu bile bile de borçlanıyorlar” dedi. Hayri Kozanoğlu şunları söyledi: “İnsanlar iki nedenle borçlanma fonksiyonuna başvuruyorlar. Bir tanesi finansal bilgisizlik… Bunun bu kadar yüksek bir maliyeti olduğunu fark etmiyorlar. Zaman içerisinde de borç batağına saplanıyorlar.
Ama daha yaygın olduğunu tahmin ettiğim kısmı da şu, insanların gelirleri ödemelerine yetmeyince, maliyetin yüksek olduğunu bile bile kredi kartı ve tüketici kredileriyle borçlanma yoluna gidiyorlar.”
Gelir az, fiyat artışı yüksek olunca borç borçla kapatılıyor!
Borç yükünün günlük yaşam üzerindeki etkisine de bir örnekle değinen Kozanoğlu, “Mesela basit bir hesaplama yapabiliriz. 100 bin liralık bir borç bakiyesi olan kişi, kabataslak yüzde 5’ten, 5 bin lira faiz ödemek zorunda kalıyor. İnsanların geçimini sağlamakta güçlük çekmesinin nedenlerinden bir tanesi fiyat artışlarının yüksek seyretmesi ise, diğeri de gelirlerinin belli bir kısmını bir kere borca girdikten sonra borcu kapatmaya ayırmaları…” diye konuştu. Asgari ücretin 28 bin lira olduğunu hatırlatan Kozanoğlu, verilen örnek üzerinden asgari ücretin nasıl yetmediğini şöyle anlattı: “İnsanların eline 28 bin lira geçiyor ama 100 bin liralık bir borç bakiyesi varsa, bunun 5 bin lirası faize gidince, geriye kalan parayla tüm masraflarını karşılamaya çalışıyor.”
“143 milyon tane kredi kartı var”
Borçlanma artarken, kredi kartlarının da arttığına işaret eden Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, bir kişinin birden fazla bankadan kredi kartı olduğunun da altını çizerek şöyle dedi: “Toplam 143 milyon tane kredi kartı var. Banka kartı da 210 milyonu buluyor. Bu, Türkiye’deki nüfusun çok ötesinde bir rakam… Bunun nedeni insanların cebinde birden fazla kredi kartı bulunması.”

“Borçlar borçla kapatılıyor”
“İnsanlar, çoğu zaman ihtiyaç kredisinin vadesi gelince bunu kredi kartlarından veya kredili mevduat hesabı denilen, çok kolay borçlanılabilen ama maliyeti yüksek olan araçlardan karşılıyorlar. Bir yerdeki borcu diğeriyle kapatıyorlar, yani bunun adı borcu borçla kapatmaktır” diyen Kozanoğlu şunları da sözlerine ekledi: “Kredi kartında ödeme gücü düşmüşse, gidiyor ihtiyaç kredisine başvuruyor ve bununla kredi kartı borcunu ödüyor. Ya da bir bankanın kredi kartı ödemesi gelmişse, öbür bankadaki limitini zorluyor. Ama zaman içerisinde hem bunun yüksek maliyeti hem insanların reel gelirlerinin düşmesi nedeniyle insanlar borç batağına saplanabiliyorlar.”
“Kredi kart borçları bugün 3 trilyon lirayı aşmış durumda”
Toplam borç büyüklüğünün kredi kartlarında 3 trilyon lirayı aştığının altını çizen Kozanoğlu, bunun COVID sürecinde 150 milyar lira civarında olduğunu hatırlattı. Kozanoğlu, kredi kartları borçlanmasının enflasyonun çok ötesinde bir artış gösterdiğini de belirterek şunları söyledi: “Son rakamlara bakarsak, toplam tüketici kredileri, bunun yüzde 90’ı civarı ihtiyaç kredileridir, 3 trilyon 160 milyar lira civarında, yani 3 trilyonun üzerinde. Ama kredi kartlarının artış hızı çok daha hızlı seyrediyor. Mesela COVID sürecinde 150 milyar lira civarında bir kredi kartı bakiyesi varken, bugün 3 trilyon lirayı aşmış durumda. Bu da kredi kartlarının enflasyonun çok ötesinde bir artış gösterdiğinin işareti…”

Kozanoğlu, “Takipteki alacak oranlarında artış var”
Kozanoğlu, “Kredi kartı borcunu ödeyemediği için takibe giren alacakların oranlarında da çok belirgin bir artış var” dedi. 2023 yılı sonunda tüketici kredilerinde bu oranın yüzde 1,9, bireysel kredi kartlarında ise yüzde 1,3 iken, bugün tüketici kredilerinde yüzde 4’e, bireysel kredi kartlarında yüzde 4,6’ya çıktığını söyleyen Kozanoğlu, bu oranların gerçeği tam yansıtmadığının da altını çizdi. Kozanoğlu şunları dile getirdi:
“Bu oranlar aslında gerçek sosyal sorunu eksik yansıtıyor. Çünkü toplam borç bakiyesi üzerinden hesaplanıyor. Yani 2 milyon liralık kredi kartı limiti olan bir insanla 100 bin liralık limiti olan dar gelirli insan aynı havuzda değerlendiriliyor. Dar gelirli kesimde bu oran çok daha yüksek...”
“1 milyon 828 bin kişi kredi kartı borcunu ödeyemedi”
Borcunu ödeyemeyen kişi sayısındaki artışa da dikkat çeken Kozanoğlu, son rakamları şöyle paylaştı: “Son rakamlara göre bireysel kredi kartı borcunu ödeyemeyen kişi sayısı 1 milyon 828 bin. Bireysel kredileri ödeyemeyenlerin sayısı 1 milyon 726 bin. Toplamda 2 milyon 704 bin kişi borcunu ödeyemiyor. Bunun daha düşük görünmesinin nedeni, birçok yurttaşın hem kredi kartı hem de ihtiyaç kredisi borcunu ödeyememiş olması.”
Bireysel kredi kartlarında takipteki alacakların 145 milyar lira, tüketici kredilerinde 133 milyar lira olduğunu da aktaran Kozanoğlu, vatandaşların borçlarını ödemeye devam etmesinin nedenlerine de şöyle değindi: “İnsanlar enflasyonun düşeceğine inanmıyor. Yüksek enflasyonda borçlarını ödeyebileceklerini düşünüyorlar. Ama enflasyon düşerse, bu kez borçların maliyeti daha da artacak ve ödemek zorlaşacak.”
Öte yandan 2023 seçimleri öncesinde uygulanan düşük faiz politikasının borçlanması teşvik ettiğini de belirten Kozanoğlu, “O dönem düşük faiz politikası da borçlanmayı teşvik etti. O dönemde borçlanmamak adeta dezavantaj gibi görülüyordu. İnsanlar bu dönemde borçlanmaya alıştı ve bu alışkanlık bugün yüksek enflasyon ortamında ciddi bir soruna dönüştü” dedi.
“Yükü dar gelirli yurttaşlar taşıyor!”
Bu sürecin en büyük yükünü dar gelirli yurttaşların taşıdığının altını çizen Kozanoğlu, “Yüksek enflasyon ve yüksek faiz politikalarının en büyük maliyetini dar gelirli yurttaşlar ödüyor” ifadelerini kullandı.
Borçların ödenebilmesi için, “yeniden takvimlendirilmesi ve faizlerin silinmesi” önerilerini getiren Kozanoğlu, “Düşük kredi limitine sahip olanlar için şartlar iyileştirilebilir. Ayrıca tüketici kredilerine yönelik olarak bankaların yüksek faiz uygulamasının önüne geçilmesi gerekir” dedi. “Bankaların en fazla kârı bu alandan elde ettiğini, ihtiyaç kredilerinde faizin yüzde 60, ticari kredilerde ise yüzde 48 civarında” olduğunu belirten Kozanoğlu, “En yüksek maliyeti yurttaşların ödediğini” söyledi.

Gelir artışının önemine vurgu yapan Kozanoğlu, “Gelir düzeylerinin yükseltilmesi gerekir. İnsanların borç ödeme kapasitesinin artması ve geçimlerini borçlanmadan sürdürebilmeleri için bu şart” dedi.
Bu borçlanmanın da “yurttaşların yaşamlarını sürdürebilmek için yapıldığının” altını çizen Kozanoğlu, “Son dönemde harcamalar büyük ölçüde gündelik ihtiyaçlara, yani market, çarşı-pazar ve akaryakıt ödemelerine yönelmiş durumda. Beyaz eşya, televizyon, mobilya gibi harcamaların payı düşüyor. Bu da insanların gündelik hayatlarını sürdürebilmek için borçlandığını gösteriyor” ifadelerini kullandı.




