Kanser artık yalnızca hastanelerin ve hekimlerin değil, toplumların da en önemli sağlık sorunlarından biri halinde. Dünyada 2022 yılında yaklaşık 20 milyon yeni kanser vakası görülürken, bu sayının 2050’de 35 milyona ulaşması bekleniyor. Ancak Prof. Dr. Yüksel Ürün’e göre bu tablo, “Kanser artık kaçınılmaz” anlamına gelmiyor. Kanserlerin önemli bir bölümünün önlenebildiğine, bir bölümünün ise düzenli taramalar ve doğru zamanda hekime başvuruyla erken yakalanabildiğine dikkat çeken Ürün, tütün kullanımından obeziteye, alkol ve hareketsizlikten çevresel maruziyetlere kadar pek çok risk faktörünün değiştirilebilir olduğuna işaret etti. Kanser tedavisinde immünoterapi, hedefe yönelik tedaviler ve moleküler testlerle büyük ilerlemeler kaydedildiğini belirten Ürün, “Hedefimiz yalnızca insanlara daha uzun bir hayat vermek değil. O hayatın mümkün olduğunca iyi yaşanabilmesini sağlamak” dedi. Prof. Dr. Yüksel Ürün konuya ilişkin sorularımızı yanıtladı:

Yüksel Ürün5

Son yıllarda çevremizde kanser vakalarının arttığını daha fazla hissediyoruz. Bu gözlem bilimsel verilerle de doğrulanıyor mu? Kanser görülme sıklığı gerçekten artıyor mu?

Evet, dünyada toplam kanser yükü artıyor. Ama burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor. Daha fazla kanser görüyoruz demek, herkesin bireysel olarak kanser riskinin aynı ölçüde arttığı anlamına gelmiyor. Dünya nüfusu artıyor, insanlar daha uzun yaşıyor ve kanser yaşla birlikte daha sık görülen bir hastalık. Ayrıca tanı yöntemlerimiz gelişti, geçmişte saptayamadığımız bazı kanserleri bugün daha erken ve daha doğru tanıyoruz.

Bunun yanında bazı kanser türlerinde yaşam tarzı, obezite, tütün kullanımı, alkol, çevresel maruziyetler ve bazı enfeksiyonlar gibi faktörlerin de gerçek bir etkisi var.

Dolayısıyla iki şey aynı anda doğru olabilir: Dünyada toplam kanser sayısı gerçekten artıyor, fakat bu artışın tamamını “Kanser çok daha sık görülmeye başladı” diye açıklamak doğru değil.

2022 yılında dünyada yaklaşık 20 milyon yeni kanser vakası ve 10 milyona yakın kansere bağlı ölüm olduğu tahmin ediliyor. Demografik değişimler devam ederse yıllık yeni vaka sayısının 2050'de yaklaşık 35 milyona ulaşması bekleniyor.

Kanser Oranı

Dünya ve Türkiye karşılaştırması yapabileceğimiz rakamlarımız var mıdır elinizde?

Var. Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı'nın GLOBOCAN 2022 tahminlerine göre Türkiye'de bir yılda yaklaşık 240 bin yeni kanser vakası ve yaklaşık 130 bin kansere bağlı ölüm gerçekleşti.

Türkiye'de kadın ve erkek birlikte değerlendirildiğinde en sık görülen kanserler akciğer, meme ve kolorektal kanserler. Erkeklerde akciğer, prostat ve kolorektal kanserler; kadınlarda ise meme, tiroid ve kolorektal kanserler ön sıralarda yer alıyor.

Ancak ülkeleri yalnızca vaka sayılarını yan yana koyarak karşılaştırmak doğru olmaz. Nüfus büyüklüğü ve toplumun yaş yapısı farklıdır. Bu nedenle bilimsel karşılaştırmalarda yaşa standardize edilmiş hızları kullanıyoruz.

Asıl mesaj şu: Kanser artık yalnızca sağlık sistemlerinin değil, toplumların önümüzdeki yıllarda karşılaşacağı en önemli sağlık sorunlarından biri.

Yüksel Ürün 3

Kanser artık daha genç yaşlarda mı görülüyor? Özellikle 30'lu ve 40'lı yaşlarda artış var mı? Nedenleri konusunda ne söyleyebiliriz?

Özellikle 50 yaş altında meme, kolorektal, böbrek, rahim ve pankreas gibi bazı kanserlerde artış gösteren çalışmalar var. Büyük bir analizde 33 kanser türünün 14'ünde, 50 yaş altındaki en az bir yaş grubunda artış saptandı. Buna karşılık başka kanserlerin görülme sıklığı azaldı ve gençlerde tüm kanserler birlikte değerlendirildiğinde genel kanser sıklığında artış gösterilemedi.

Nedenini henüz tam olarak bilmiyoruz.

Obezite, beslenme biçimleri, hareketsizlik, çevresel faktörler, mikrobiyom, metabolik değişiklikler ve tanı yöntemlerindeki gelişmeler araştırılıyor. Muhtemelen tek bir neden de bulamayacağız.

Bilimin burada yapması gereken, kaygı üretmek değil, hangi kanserin hangi grupta gerçekten arttığını anlamak.

Kanserlerin ne kadarı doğrudan genetik yatkınlıkla ilişkilidir? Ailesinde kanser olan herkes kendisini yüksek riskli kabul etmeli mi?

Burada çok sık karıştırılan bir kavram var. Kanser genetik bir hastalıktır ama çoğu kanser kalıtsal değildir. Kanser hücresinin oluşabilmesi için DNA'da değişiklikler meydana gelir. Fakat bu değişikliklerin büyük bölümü anne veya babamızdan bize geçmez, yaşam boyunca hücrelerde oluşur.

Bugünkü bilgilerimize göre kanserlerin yaklaşık yüzde 5 ila 10'u kalıtsal genetik değişikliklerle ilişkilidir. Bu nedenle ailesinde bir kişide kanser görülmesi, diğer herkesin mutlaka yüksek risk taşıdığı anlamına gelmez. Bizi daha fazla düşündüren şey kanserin çok genç yaşta ortaya çıkması, aynı ailede birden fazla kişide benzer veya ilişkili kanserlerin bulunması ya da bir kişide birden fazla primer kanser gelişmesidir.

Genetik test herkese yapılması gereken bir test değildir. Doğru kişiye, doğru genetik danışmanlıkla yapılmalıdır.

Ailede kanser öyküsü var ise ne yapılmalı, erken teşhis ve tanı için neler önerirsiniz?

İlk yapılması gereken şey korkmak değil, aile öyküsünü doğru çıkarmaktır. Anne, baba, kardeşler, çocuklar, büyükanne, büyükbaba, hala, teyze, amca ve dayılarda hangi kanserlerin görüldüğü ve yaklaşık hangi yaşta tanı konulduğu mümkün olduğunca öğrenilmeli.

Özellikle genç yaşta kanserler, aynı aile kolunda birden fazla kanser, bir kişide birden fazla kanser veya bilinen kalıtsal kanser sendromları varsa genetik danışmanlık düşünülebilir.

Bir genetik yatkınlık saptanması da “kanser olacaksınız” anlamına gelmez. Bazen tam tersine bize çok değerli bir fırsat verir: Riskimizi bildiğimiz için taramaya daha erken başlayabilir, daha yakından izleyebilir ve bazı kanserleri gelişmeden ya da çok erken aşamada yakalayabiliriz.

Kanser Kadın Erkek

Beslenme kanser riskini ne ölçüde etkiliyor? Özellikle hangi yiyeceklerin veya beslenme biçimlerinin risk artırdığı konusunda neler söyleyebiliriz?

Kanser konusunda beslenmeyi konuşurken “şu besin kanser yapar, bu besin kanseri önler” dilinden uzak durmak gerekir. Kanser tek bir yiyecekle ortaya çıkan bir hastalık değildir. Ancak uzun yıllar boyunca sürdürdüğümüz beslenme biçimi önemlidir. İşlenmiş et tüketimi ile özellikle kolorektal kanser arasındaki ilişki güçlüdür. Kırmızı et tüketiminde de miktar önemlidir.

Sebze, meyve, baklagiller, tam tahıllar ve liften zengin; işlenmiş gıdaların ve aşırı kalorinin daha sınırlı olduğu bir beslenme modeli genel sağlık açısından en akılcı yaklaşımdır.

Buradaki önemli nokta şu:

Kanseri önleyen sihirli bir yiyecek de yok, tek başına kanser yapan bir tabak yemek de. Asıl belirleyici olan yıllar boyunca oluşan yaşam biçimidir.

Çevresel faktörlerin de etkisi var mıdır? Örnek verebilir miyiz?

Kesinlikle var.

Tütün dumanı bunun en güçlü örneklerinden biri. Ama tek örnek değil. Hava kirliliği, asbest, bazı mesleki kimyasal maruziyetler, radon, ultraviyole ışınları ve gereksiz radyasyon maruziyeti belirli kanserlerin riskini artırabilir.

Ayrıca HPV, hepatit B ve C, Helicobacter pylori gibi bazı enfeksiyonların da kanserle ilişkili olduğunu biliyoruz. Dünya genelinde 2022 yılında tanı alan kanserlerin yaklaşık yüzde 10'unun kanserojen enfeksiyonlarla ilişkili olduğu tahmin ediliyor.

Bu bize önemli bir şey söylüyor.

Kanser yalnızca genlerimizin hikayesi değildir. Yaşadığımız çevrenin ve yıllar içindeki maruziyetlerimizin de hikayesidir.

Alkol, obezite, hareketsizlik ve kronik stresin kanser hastalığına zemin hazırladığı gibi iddialar var? Ne derece doğru ve hangisi daha tehlikeli?

Hepsini aynı kefeye koymamak gerekir.

Obezite, fiziksel hareketsizlik ve alkol kullanımı ile birçok kanser arasındaki ilişki bilimsel olarak gösterilmiş durumda.

Alkol konusunda özellikle açık olmak gerekir. Kanser riski açısından tamamen risksiz olduğu gösterilmiş bir alkol miktarı yoktur. Miktar arttıkça risk de artar. Alkolün meme, karaciğer, kolorektal, yemek borusu ve baş-boyun bölgesi dahil birçok kanserle ilişkisi gösterilmiştir.

Obezite de çok sayıda kanser için önemli bir risk faktörüdür. Düzenli fiziksel aktivite ise hem kilo kontrolüne hem genel sağlığa katkıda bulunur. Dünya Sağlık Örgütü yetişkinler için haftada en az 150 ila 300 dakika orta yoğunlukta fiziksel aktivite öneriyor

Stres biraz farklı. Kronik stresin doğrudan kansere yol açtığını söylemek için yeterli kanıtımız yok. Ancak stres sigara, alkol, aşırı yeme, uyku bozukluğu ve hareketsizlik gibi davranışlar üzerinden sağlığı dolaylı olarak etkileyebilir

Ve bütün bunların üzerinde, önlenebilir kanser riskleri açısından tütün hala en önemli faktörlerden biri.

Yüksel Ürün 5

Kanser hastalığının erken teşhisi nasıl mümkün? Hangi belirtiler riski gösterir? Ya da erken tanı için ne yapmalıyız?

Öncelikle iki kavramı ayırmak gerekiyor: tarama ve erken tanı.

Tarama, hiçbir şikâyeti olmayan sağlıklı kişide kanseri veya kanser öncüsü değişiklikleri erken yakalamaya çalışmaktır.

Erken tanı ise bir belirti ortaya çıktığında bunu önemseyip gecikmeden değerlendirmektir.

Kanserin tek bir belirtisi yoktur. Üstelik erken evrede bazı kanserler hiç belirti vermeyebilir.

Bu nedenle “ağrım yok, demek ki önemli bir şey yok” düşüncesi doğru değildir. Kılavuzlar da kanserin her zaman ağrı yapmayabileceğini ve birkaç hafta devam eden açıklanamayan belirtilerin değerlendirilmesini öneriyor. Burada insanlara bedenlerinden korkmalarını değil, bedenlerindeki yeni, açıklanamayan ve kalıcı değişiklikleri önemsemelerini söylemek gerekir.

Hangi belirtiler “bekleyip geçmesini” beklemeden doktora başvurmayı gerektirir önemdedir?

Özellikle açıklanamayan kanama, idrarda veya dışkıda kan, memede ya da vücudun başka bir yerinde yeni bir kitle, geçmeyen öksürük veya ses kısıklığı, yutma güçlüğü, bağırsak ya da idrar alışkanlıklarında kalıcı değişiklik, açıklanamayan kilo kaybı, iyileşmeyen yara veya değişen bir ben gibi bulgular değerlendirilmelidir.

Kadınlarda menopoz sonrası kanama da ayrıca önemlidir.

Ama önemli bir noktayı da söyleyelim:

Bu belirtilerden birinin bulunması, o kişinin kanser olduğu anlamına gelmez. Bunların çok daha sık görülen iyi huylu nedenleri vardır. Ama açıklanamayan ve devam eden bir değişiklik varsa, “nasıl olsa geçer” diyerek aylarca beklememek gerekir.

Erken tanının özü bazen çok ileri bir teknoloji değil, doğru zamanda hekime başvurmaktır.

Ya da belirti ortaya çıkmadan kanseri yakalamak mümkün mü? Sağlıklı bir insan hangi kanserler açısından, hangi yaşlarda tarama yaptırmalı?

Evet. Taramanın amacı zaten budur.

Fakat her kanser için etkili bir tarama testi yoktur. Bu nedenle sağlıklı bir insanın hiçbir şikayeti yokken onlarca tümör belirteci veya gelişigüzel görüntüleme yaptırması doğru bir kanser tarama yöntemi değildir.

Türkiye'nin ulusal tarama programında:

Kadınlarda 40 ila 69 yaş arasında iki yılda bir mamografi ile meme kanseri taraması,

30 ila 65 yaş arasında beş yılda bir HPV-DNA testi ile rahim ağzı kanseri taraması,

Kadın ve erkeklerde 50 ila 70 yaş arasında iki yılda bir gaitada gizli kan testi ve belirlenen program çerçevesinde kolonoskopi ile kolorektal kanser taraması uygulanmaktadır.

Bunun dışında prostat kanserinde PSA veya akciğer kanserinde düşük doz bilgisayarlı tomografi gibi yöntemler belirli yaş ve risk gruplarında bireysel olarak değerlendirilebilir.

Aile öyküsü veya kalıtsal yatkınlığı olanlarda ise tarama daha erken başlayabilir ve standart programdan farklı olabilir.

Yani taramanın doğru sorusu “Hangi testi yaptırayım?” değil, “Benim yaşım ve riskim için hangi tarama gerekli?” sorusudur.

Kanser Yüzde Oranı

“Kanser kaçınılmazdır, hepimiz bir gün kanser olabiliriz” düşüncesi ne kadar doğru? - Kanserlerin ne kadarı önlenebilir?

Kanseri tamamen hayatımızdan çıkarabileceğimizi söylemek gerçekçi değil.

Yaşlanmak bile kanser için önemli bir risk faktörü ve hücrelerimiz yaşam boyunca sürekli bölünüyor. Bu sırada rastlantısal DNA değişiklikleri de oluşabiliyor. Ama buradan “ne yaparsak yapalım hiçbir şey değişmez” sonucu da çıkmamalı.

Dünya Sağlık Örgütü mevcut bilgilerimiz ve korunma yöntemlerimiz kullanıldığında kanserlerin yaklaşık yüzde 30 ila 50'sinin önlenebilir olduğunu bildiriyor. Güncellenmiş WHO değerlendirmesinde mevcut kanserlerin yaklaşık yüzde 38'inin bugün bildiğimiz yöntemlerle önlenebileceği tahmin ediliyor.

Bu çok büyük bir oran.

Kadın sağlığının farklı  dönemlerinde farklı kontroller ön plana çıkıyor
Kadın sağlığının farklı dönemlerinde farklı kontroller ön plana çıkıyor
İçeriği Görüntüle

Tütün kullanmamak, sağlıklı kiloyu korumak, hareket etmek, alkolü azaltmak veya kullanmamak, HPV ve hepatit B aşıları, güneşten korunmak ve uygun tarama programlarına katılmak gerçekten fark yaratıyor.

Her kanseri önleyemeyiz. Ama birçok kanseri önleyebilir, bir bölümünü de çok daha erken yakalayabiliriz.

Hocam, 40’lı yaşlardaki bir insan size “Kanser olmamak için ne yapmalıyım?” diye sorsa ona neler önerirsiniz?

Ben ona uzun bir liste vermem.

Önce sigara içiyorsa bırakmasını söylerim. İçmiyorsa hiç başlamamasını.

Kilosunu mümkün olduğunca sağlıklı aralıkta tutmasını, düzenli hareket etmesini, beslenmesini tek tek “mucize gıdalar” üzerinden değil genel bir yaşam biçimi olarak düşünmesini öneririm.

Alkol tüketiyorsa azaltmasının kanser riskini de azaltacağını anlatırım.

Yaşına ve cinsiyetine uygun taramalarını ihmal etmemesini, ailesindeki kanser öyküsünü bilmesini isterim.

HPV ve hepatit B gibi kanserle ilişkili enfeksiyonlara karşı uygun aşılama durumunu değerlendirmesini öneririm.

Yüksel Ürün4

Ama bir şeyi daha özellikle söylerim:

Bütün bunları kusursuz yapsanız bile kanser riskini sıfırlayamazsınız.

Kanser olan bir insanın “Ben nerede hata yaptım?” diye kendisini suçlamasını istemem.

Sağlıklı yaşam bize garanti vermez. Ama olasılıkları bizim lehimize değiştirebilir.

Yüksel hocam, kanser tedavisinde düne göre epey bir aşamaya gelindiği ortada. Ama hala çözülemeyen sorunlar var mıdır? Neler söylersiniz?

Çok büyük ilerleme kaydettik.

Bugün birçok kanseri tamamen tedavi edebiliyoruz. Bazı ileri evre kanserlerde bile insanların yıllarca iyi bir yaşam sürmesini sağlayabiliyoruz.

İmmünoterapiler, hedefe yönelik tedaviler, antikor ilaç birleşimleri, radyoligand tedavileri, moleküler testler ve daha hassas radyoterapi teknikleri birkaç yıl önce yapamadığımız pek çok şeyi mümkün hale getirdi.

Artık yalnızca “hangi organda kanser var?” diye sormuyoruz. Tümörün biyolojisini, genetik özelliklerini ve kişinin özelliklerini birlikte değerlendiriyoruz.

Ama çözmemiz gereken çok şey var.

Bazı kanserleri hala geç tanıyoruz. Bazı tümörler tedaviye baştan dirençli veya zaman içinde direnç geliştiriyor. Her hastada hangi tedavinin işe yarayacağını önceden kusursuz biçimde söyleyemiyoruz. Yeni tedavilere erişimde ülkeler ve insanlar arasında ciddi eşitsizlikler var.

Bir başka önemli konu da şu: Daha uzun yaşam tek başına yeterli değil.

Tedavinin yan etkileri, yaşam kalitesi, doğurganlık, cinsellik, çalışma hayatı, psikolojik destek ve kanser sonrasında hayatın nasıl devam edeceği de modern onkolojinin parçası olmak zorunda.

Ben kanser tedavisindeki ilerlemeye bu nedenle yalnızca “daha fazla ilaç” olarak bakmıyorum.

Hedefimiz yalnızca insanlara daha uzun bir hayat vermek değil. O hayatın mümkün olduğunca iyi yaşanabilmesini sağlamak.

Muhabir: Sultan Özer