CHP Genel Başkanı Özgür Özel, çayın kilogram fiyatının 40 lira olması çağrısında bulunarak, "Bir kilo çay satan, iki ekmeği koltuğunun altına koyup evine gidebilmelidir. Bunun altındaki her fiyat çayda sömürü demektir. 40 lirayı verin, üreticiyi seçime kadar daha fazla perişan etmeyin" ifadelerini kullandı.
CHP'nin tutuklu Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun serbest bırakılması ve erken seçim talebiyle başlattığı "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinglerinin 108'ncisi Rize 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanı'nda yapılıyor.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Rize’de tarihi bir gün yaşandığını ifade etti. Meydandaki birlikteliğin sadece CHP ile sınırlı olmadığını belirten Özel, "Tüm haksızlıklara karşı sizin vicdanınıza sığınmaya, sizin uğradığınız haksızlıkları Türkiye'ye duyurmaya geldik. Rahmetli Mesut Yılmaz'dan bu yana bu meydanda böyle bir kalabalığı gördüğümüz bu günü sadece Cumhuriyet Halk Partisine yormayın. Burada bir birlik, bir beraberlik var. Burada Türkiye'nin demokrasisine, seçtiği cumhurbaşkanı adayına ve en önemlisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten emanet Cumhuriyetin sandığına sahip çıkanlar var" dedi.
"77'de sandıkla, 80'de silahla elimizden aldılar"
CHP’nin Rize’de 1977 yılından bu yana seçim kazanamadığını belirten Özel, "1977'de sandıkla almıştık, 80'de silahla elimizden aldılar. Şimdi bir iktidar yürüyüşündeyiz. Yeniden Rize'de iddialıyız" ifadelerini kullandı. Mevcut belediye yönetimine mesaj gönderen Özel, "Biz Rize Belediyesini seçimlere girdik, kazanamadık. Rize'nin kararına sonuna kadar saygılı olduk. Adalet ve Kalkınma Partisinden seçilen Rahmi Metin Başkan'a ve meclis üyelerine tebrikler sunuyoruz. Rize için taş üstüne taş koyanın önünde saygıyla eğiliyoruz" değerlendirmesinde bulundu.
Özel, şunları kaydetti:
"Zihni Derin geldi; 1923'te Garaj Tepesi'nde çalışmalara başladı. Rize'nin bereketli topraklarını çay fideleriyle tanıştırdı. II. Dünya Savaşı'nda bile çayın önemi unutulmadı. Her şartta İsmet Paşa tarafından Rize çay üreticisi desteklendi. İkinci Dünya Savaşı'nda her şeyden tasarruf edildi ama çay üreticisinden asla ve asla bu işten para kazanmayacak bir hâle gelecek, emeği sömürülecek bir fedakarlık istenmedi. 1947'de Rize'de ilk çay fabrikası açıldı. CHP bundan sonra Rize ekonomisini ayakta tutacak, önceki adı Zihni Derin Çay Fabrikasıyla Cumhuriyetin Rize'ye en büyük katkısını sağladı. CHP, Rize'yi çayla tanıştıran, çayla kalkındıran partidir. Rize'nin ekmeğini veren parti Cumhuriyet Halk Partisidir. Zihni Derin CHP'dir, CHP Zihni Derin'dir."
Özel'den çayın kilosu 40 lira olsun çağrısı
Çay ekonomisiyle geçinen 1,5 milyon insanın AK Parti döneminde sesini duyuramadığını savunan Özel, üreticinin sahipsiz bırakıldığını belirterek, şunları kaydetti:
"Bu kentten oyu alanlar, seçim günlerinde bu kente yüzünü dönerken geçim günleri geldiğinde sırtlarını dönmeyi tercih ettiler. Bugün 210 bin aile, yaklaşık 1,5 milyon insan çayla, çay ekonomisiyle geçinmeye çalışıyor. Ancak çay üreticisi Cumhuriyet tarihinin en kötü günlerini yaşıyor. 2024 yılında çay mitinginde buradaydık. Bütün Türkiye'ye çay üreticisinin sorunlarını duyurduk. 2025'te çay için '35 liradan çay alınsın' diye söyledik, sözümüzü dinletemedik. 25 lira fiyat verdiler, çay üreticisini perişan ettiler.
Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bugün burada Ziraat Odasının başkanına kulak veriyoruz. Diyorlar ki: 'Bir kilo çayın maliyeti 31 lira'. Bu şartlar altında Rizeliler bu sene hiç olmazsa 40 lira fiyat bekliyorlar. Biz yaptığımız hesaplarda, 2002'de AK Parti geldiği günküne sadece enflasyonu uyarladık. Tayyip'i üzmeyen istatistik kurumunun -baş harfleri TÜİK- sadece enflasyonunu uygulasa bugün 40 lira 50 kuruş olması lazım çayın. Bu yüzden net olarak söylüyoruz: Çayın kilosu 40 lira olmalıdır. Bir kilo çay satan, iki ekmeği koltuğunun altına koyup evine gidebilmelidir. Bunun altındaki her fiyat çayda sömürü demektir.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak net tutumumuz şudur: 40 lirayı verin, üreticiyi seçime kadar daha fazla perişan etmeyin. Zaten biz iktidar olduğumuzda çay üreticisi için neler yapacağımızı çoktan çalıştık, ilan ettik, kanun teklifini Meclis'e sunduk, orada beklemektedir. Bizim iktidarımızda üreticiyi kollayacak, baş kaygısı çay üreticisinin menfaati olacak, onun beklentilerini karşılayacak yeni bir Çay Kanunu'nu çıkaracağız. Bu kanunda olmazsa olmaz taban fiyat uygulaması olacak. Nasıl 1940'ta rahmetli İnönü hem taban fiyatı hem alım garantisini getirdiyse o taban fiyattan alım garantisinin sözünü devlet olarak vereceğiz.
Hükümete çay üreticisine destek çağrısı
Hükümetin yatırım politikalarındaki "garanti" sistemine tepki gösteren Özel, iktidarın beşli çete olarak adlandırılan yapılara her türlü güvenceyi verdiğini belirterek şunları söyledi:
"Bu iktidar yandaş şirketlerine her şeyin garantisini veriyor. 'Gidin yurt dışından para bulun getirin; 20-25 yıl boyunca her gün araç geçişine garanti vereceğim. Hastane yap, hasta garantisi vereceğim. Havalimanı yap, uçuş garantisi vereceğim. Tünel yap, geçiş garantisi vereceğim.' Çayı üret; 'Kusura bakma, sana garanti veremeyeceğim.' Böyle bir şey yok! Bundan sonra yandaşa değil vatandaşa bütçe geliyor. Yandaşlara değil çay üreticisine alım garantisi geliyor.
Çaya ilan edilen taban fiyatın yüzde 10'u kadar destekleme verilecek. Dönüm başına 2 bin lira gübre, üstüne çapalama desteği verilecek. Tarım araçları tamamen ücretsiz olacak. Kaçak çayla etkin mücadele edilecek. Çay üreticisi çayı üretecek, Çaykur'a verecek. Çaykur karar veriyor: 'Hangi bankaya gidilsin?' Bankalar sıraya giriyor. Çaykur'a verelim, en güzel makam aracını verenlere, en güzel avantajları sağlayanlara Çaykur'daki beyler 'Tamam' diyorlar. Çay üreticisi çayını Çaykur'a verecek, verirken hangi bankadan çekmek istediğini bildirecek. Hangi banka çay üreticisine -aynı memurlarda olduğu gibi- en yüksek promosyonu verirse çay parası oradan alınacak.
Özel'den 10 bin ÇAYKUR işçisine kadro sözü
Ülkenin zorlukları olabilir ama atılacak onlarca doğru adım var. Her zaman bir bahane buluyorlar: 'İran savaşı var, şu var, bu var'. Sıra size gelmiyor. Sıra herkese geliyor, bir tek size gelmiyor. Bir tek sizden fedakarlık isteniyor. Sadece çay parasının nereden alınacağını vatandaşa tercihe bıraksan, bankalar 20 lira, 30 lira, 40 lira promosyon parası vermeye razıyken bu imkanlar sizin elinizden alınıyor. Bunun adı kriz değildir, bunun adı kötü yönetimdir. Bunun adı kötü niyetliliktir. Bunun adı pazarlığı yukarıların yapıp aşağıdakileri ezmektir. Buradan, memleketinden Sayın Erdoğan'a sesleniyorum: Yukarılardan bakmayın. Bu insanları ezilecek karınca yerine koymayın. Karıncanın kardeşi var, o da Cumhuriyet Halk Partisidir. Çaykur işçileri artık hak ettikleri kadroyu bekliyor. 10 bin Çaykur işçisine kadro sözü, devlet sözüdür, namus borcumuzdur.
bu güzel şehrin çözülmeyi bekleyen çok sorunu, çok mağduru var. Özellikle 'acele kamulaştırma' diye Anayasa'daki bir hakkın Rizelilerin aleyhine kullanılmasını asla kabul etmiyoruz. İyidere-İkizdere arasında yol çalışması var, çok gecikti, yapılsın. Anayasa'da acele kamulaştırma Cumhurbaşkanı'na verilmiş bir yetkidir. Açıkça yazıyor ki: 'Acele kamulaştırma, milli güvenliği tehdit eden durumlarda bedelinin belirlenip derhal yatırılması ve vatandaşa söz hakkının olmadığı bir durumdur'.
Ne için koymuş bunu Anayasa'ya? Karşıdan düşman geliyor, toprağa çıkacak, orada bir tarla var, kazacaksın orayı. Diyor ki: 'Amca, vermem burayı; burası benim tarlamdır, bahçemdir, ben burada duracağım'. O zaman amcaya parasını verip acele kamulaştıracaksın, düşman geliyor. Ya da bir tepeye önemli bir radar konulacak, 'Vermem de vermem' diyor. Parayı verip acele kamulaştıracaksın. Bunun dışında, yol yapıyorum, bugüne kadar yapmadım, şimdi yapıyorum. Yolun geçtiği yerdeki tarla alınacak, bıraksa vatandaş istediği fiyata satacak, üç otuz paraya acele kamulaştırıyorum, sen susuyorsun. Bu haksızlıktır, bu verilen hakkın kötüye kullanımıdır.
Rize'deki kamulaştırma mağduriyetini hatırlattı
İyidere-İkizdere yolunda acele kamulaştırma mağdurlarına da TOKİ'nin çeşitli projelerinin acele kamulaştırma mağdurlarına da bu mağduriyetinizi çözeceğimizi şimdiden söylüyoruz. İktidarımızda bir yıl süre vereceğiz, 'Mağdurum' diyen gelecek, başvuracak. Hakkını en iyi şekilde kanun önünde arayacak; söz veriyoruz size. Mevsimlik çay işçileri için genelgelere rağmen hiçbir şey yapılmıyor, onların sesini duyuyoruz. Balıkçıların, özellikle kıyı balıkçılığıyla uğraşanların mağduriyetlerini biliyoruz. Yüksek masrafların nasıl bellerini büktüğünü biliyoruz. Nasıl doğru düzenlemeler olmadığı için balıkçılıkla uğraşanların sahipsiz kaldığını biliyoruz. Lafı hiç uzatmıyoruz: Cumhuriyet Halk Partisi iktidara geldiğinde, Bakanlar Kurulu ilan edildiğinde o listede yeni bir bakanlığı göreceksiniz. Denizcilik ve balıkçılardan sorumlu bir bakanlık olacak, bu sorunların tamamı çözülecek."
"Altın hesabını ancak emekliler hakkını aldığı gün bırakacağım"
Özel, iki yıl önce aynı şehirde yaptığı altın hesabını hatırlattı. AK Parti iktidarının göreve geldiği gün ile bugünkü emekli maaşı arasındaki alım gücü farkına vurgu yapan Özel, şunları kaydetti:
"Sayın Erdoğan'ın iktidara geldiği 3 Kasım 2002 günü en düşük emekli maaşı sekiz çeyrek altın alıyordu. Ama bugün en düşük emekli maaşı o gün hesapladığımda 2,5 çeyrek altın alıyordu. Bugün iki çeyrek altını bile neredeyse alamıyor. Erdoğan ilk geldiğinde sekiz çeyrek altın, bugün 20 bin lira, iki çeyrek altın. Sekizden ikiye gerilemiş."
Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu hesaplamaya gösterdiği tepkilere yanıt vererek, "Sayın Erdoğan sık sık grup toplantılarında diyor ki: 'Gitmiş memleketime, eline almış bir hesap makinesi, altın hesabı yapıyor. Altın hesabını bırak' diyor. Sayın Erdoğan, memleketinden iki yıl sonra tekrar ediyorum. Ben altın hesabını ancak emekliler hakkını aldığı gün bırakacağım" dedi.
"Bir yıllık zam dört ayda tükendi gitti"
Geçmiş dönemlerdeki maaş-asgari ücret oranlarını karşılaştıran Özel, "Erdoğan iktidara geldiğinde emekli maaşı 1,5 asgari ücret ediyordu. Eğer bugün böyle olsa emekli maaşının 42 bin lira olması gerekirdi" diyerek, emeklilerin kira ile açlık arasında bir tercihe zorlandığını ifade etti.
İktidarın enflasyon hesaplamalarını da eleştiren Özel, dört ayda ulaşılan enflasyon rakamlarına dikkat çekti: "Bu iktidar, Sayın Erdoğan hesabı 'Bir yıllık enflasyon yüzde 16 olacak' diye yaptı. Öyle yaptırdı. Dört ay geçti. Ocak, Şubat, Mart, Nisan. Enflasyon dört ayda yüzde 14,6 oldu. Bir yıllık zam dört ayda tükendi gitti."
Asgari ücretin eriyen alım gücünü hatırlattı
Yıllık enflasyonun düşmediğini, aksine tırmanmaya devam ettiğini belirten Özel, maaşların alım gücündeki erimeyi şu rakamlarla anlattı: "Asgari ücret 28 bin ile başladı, 4 bin 100 lira kayba uğradı. Şu anda verildiği günün parasıyla 23 bin 900 lira gücünde. Emekli maaşı 20 bin lira olmuştu, üç bin lira eridi. Verildiği günün hesabıyla 17 bin lira."
Erdoğan'ın "Üç yıl öncesine göre ekmeği daha az alan varsa bana beddua etsin" sözünü anımsatan Özel, "Bu enflasyon yüzünden asgari ücret üç ayda 265 ekmek parası kaybetmiştir. Sayın Erdoğan ne diyordu? 'Daha az ekmek alan bana beddua etsin'. Haşa, sümme haşa, ne memleketinde ne başka bir yerde Erdoğan'a beddua ettirmem. Ama o da şunu bilsin ki hemşehrileri dahil bütün emekliler bu iktidardan kurtulmak için dua ediyorlar" ifadelerini kullandı.
"Vergi düzenini ters yüz edeceğiz"
Konuşmasında vergi adaletine de geniş yer ayıran Özel, mevcut sistemi "kara düzen" olarak nitelendirdi. Toplanan vergilerin büyük bir kısmının dolaylı vergiler ile dar gelirlilerden kesildiğini savunan Özel, şunları söyledi:
"Bilhassa beyaz yakalıların, mavi yakalıların ve işçilerin, memurların maaşlarından kesilen gelir vergileri, asgari ücretin üzerindeki her gelirden kesilen gelir vergisi, bankadaki üç kuruş mevduatınızdan kesilen vergiler bu yüzde 23 ile toplamda dolaylı vergilerle birlikte vergilerin yüzde 89'unu oluşturuyor. Onun dışında çok kazananların verdiği vergi sadece yüzde 11 kurumlar vergisi. Kazananların az verdiği, bu meydanın çok vergi verdiği düzen AK Parti'nin kara düzenidir. Bu düzeni altüst edeceğiz. Çok çalışacağız, kalkınacağız, birlikte kazanacağız ama eşit, hakça bölüşeceğiz."
Temel vatandaşlık geliri ve öğrencilere destek vaadi
Özel, CHP iktidarında asgari ücretin iyileştirileceğini, emekli maaşlarının asgari ücret seviyesine çıkarılacağını ve KOBİ'lere prim desteği sağlanacağını belirtti. Ayrıca emekli ikramiyesinin asgari ücret tutarında, 28 bin lira seviyesine yükseltileceğini ifade etti.
Sosyal güvenlik politikalarına değinen Özel, "Temel vatandaşlık gelirini getireceğiz. Her haneye insanca yaşayacakları bir gelir desteği sunacağız" vaadinde bulundu. Öğrencilerin barınma ve beslenme sorunlarını da çözeceklerini vurgulayan Özel, "CHP iktidarında ilk bir yıl içinde TOKİ Cumhuriyet yurtlarını yapacak, öğrencinin barınma sorunu tarihe karışacak. Hiçbir çocuk tuvalet musluğuna ağzını dayamayacak, okul suyu da okul yemeği de ücretsiz olacak" diyerek sözlerini tamamladı.




