Sabahattin Eyüboğlu’nun hayatı Tiyatro Ayme tarafından sahneye aktarılıyor

TOMEB Başkanı ve tiyatro sanatçısı Mehmet Nurkut İlhan
Sabahattin Eyüboğlu’nun hayatını konu alan “Bir Mavi Yolcu” isimli oyun, Tiyatro Ayme tarafından sahneye konuluyor. Eyüboğlu’nun hayatından kesitleri, müzikli oyun şeklinde seyirciyle buluşturan oyun, Fade Sahne, Farabi Sahne, Bombus ve Düş Kapanı Sahne’de izlenebilecek. Oyuna ilişkin 24 Saat gazetesine konuşan TOMEB (Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği) Başkanı ve tiyatro sanatçısı Mehmet Nurkut İlhan, amatör oyunculara devlet tarafından verilen para yardımının gerekçe gösterilmeden kesildiğini belirterek, tüm olumsuzluklara rağmen sanat yapmaya devam edeceklerini söyledi

SULTAN YAVUZ/ANKARA – Türkiye’nin yetiştirdiği önemlikültür insanlarından Sabahattin Eyüboğlu’nun hayatı, Tiyatro Ayme tarafından “Bir Mavi Yolcu” adıyla müzikli oyun olarak sahneye taşınıyor. Oyun, Eyüboğlu’nun hayatından kesitler sunarken, aynı zamanda Cumhuriyetin ilk dönem kültür sanat oluşumlarının da hikayesini anlatıyor.
Ahmet Yıldız’ın yazdığı tek kişilik oyun “Bir Mavi Yolcu”, TOMEB (Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği) Başkanı ve tiyatro sanatçısı Mehmet Nurkut İlhan tarafından oynanıyor. Oyunun yönetmenliğini Ahmet Yıldız ve Mehmet Nurkut İlhan, kostüm ve aksesuarını Esen Nilsu İlhan ve ışık tasarımını da Çetin Atay üstleniyor. Dekoru da Tiyatro Ayme’ye ait olan oyunun müziklerine ise Dursun Özdil hayat veriyor. “Bir Mavi Yolcu”, yeni sezonda Ankara Farabi Sahnesi, Fade Sahne, Bombus Sahne ve Düş Kapanı sahnelerinde seyirciyle buluşacak. Tiyatro Ayme’nin hazırladığı “Ben Cemal Süreya Şiir Adam”, “Meddahça” da aynı sahnelerde sergilenecek.
Cumhuriyetin yurt dışına gönderdiği ilk öğrencilerden olan Eyüboğlu, dönüşünde, Hasan Ali Yücel’in yakın dostu olurken ünlü Tercüme Bürosu’nun başına getirilir. Batı kültürüyle Anadolu kültürü arasındaki ilişkiyi netleştirerek, yüzlerce çeviri yapar ve dergiler çıkarır. Hilmi Ziya Ülken’le birlikte “Anadoluculuk” ideolojisini kurarak, yaymaya çalışan Eyüboğlu, Azra Erhat ve Halikarnas Balıkçısı’yla birlikte ilk kez Bodrum’u Türkiye’ye tanıtmış kişiler arasında da yer alıyor. Tüm dünyaya mal ettikleri “Mavi Yolculuk”, Anadoluculuk ideolojisinin pratikteki bir ürünü olarak biliniyor.
İlhan, “Sanatın ve tarihin önemini düzgün bir Tükçe ile çevirilerine yansıtan Eyüboğlu beni çok etkiledi”
Oyuna ilişkin 24 Saat gazetesine bilgi veren tiyatrocu Mehmet Nurkut İlhan, Sabahattin Eyüboğlu’nun devletin üniversitelere hoca yetiştirmek için açtığı programla yetişmesinin kendisini etkilediğini söyleyrek, “Bir Cumhuriyet çocuğu olarak dört yıl yurt dışında eğitim aldıktan sonra, döndüğünde Köy Enstitüleri’nin kurulmasında, klasiklerin Türkçeye çevrilemesinde, Devlet Konservatuarı’nın kurulmasında ve UNESCO’ya girilmesinde, sanatın ve tarihin önemini düzgün bir Tükçe ile çevirilerine yansıtan Eyüboğlu beni çok etkiledi. Çocukluğu, kardeşini kaybetmesi, aşkları, hüsranları, Dostoyevski hayranlığı, gurbette oluşu, yatılı okuması ve siyasiler tarafından ihanete uğrayarak, polis baskınları yaşamış olması, daha önce hayat verdiğim şair Cemal Süreya ile arasında bağ kurmamı sağladı. Bu örtüşen yanlar nedeniyle de, bu oyunu tercih ettik” dedi.
Oyunun 29 Mayıs tarihinde şair ve edebiyatçı Ahmet Yıldız tarafından bitirildiğini kaydeden İlhan, Tiyatro Ayme olarak Eyüboğlu’nun hayatını seçmelerini şu sözlerle anlattı:
“Türkçeyi çok iyi kullanan ve Frenk hayranlığına teslim olmayan, sanatçı olduğu kadar gerçek bir yurtsever de olan ve Hasanoğlan köyüne giderek Aşık Veysel’i şimdiki neslin de tanıması gerektiğini düşündüğü için Tiyatro Ayme olarak bu sanatçı kişiliği sahneye taşımak istedik. Eyüboğlu’nun, Amerikan Balta Limanı Anlaşması ve Fulbright Komisyonu’nun özgürlüğümüze ve eğitimde devrim yaratan Köy Enstitüleri’ne düşman olduğunu ve bu düşmanlığın hâlâ kalleşçe sürdüğünü anlayaması, Kurtuluş Savaşı yıllarını ailece yaşaması ve hayatında haksızlıklara direndiği için “Mavi Bir Yolcu”nun anlamı büyük…”
İlhan, Eyüboğlu’nun, aynı zamanda Melih Cevdet, Orhan Veli Kanık, Ahmet Hamdi Tanpınar ile yaşadıkları ve hem bu arkadaşlarını hem de çok sevdiği Tonguç’u kaybetmesinin de seyirciyi etkileyeceğini belirtti.
“Ankara’da bugün sigorta yapma imkanı olmadığı için yevmiye ile istihdam sağlanan genç sayısı 2000 kişiyi buluyor”
İlhan, ayrıca TOMEB Başkanı olarak, pandemi dönemindeki tiyatro sanatçıları konusunda yetkililerin yeterli yardımda bulunmamasını da eleştirerek şunları söyledi:
“Ben TOMEB Başkanı olarak amatör, profosyenel, geleneksel, kukla, pandomim, sokak ve farklı deneysel alanlarda tiyatro yapan arkadaşlarımızın sorunlarını yüz yüze görüşmek için bakanlıkla resmi bir yazışma yaptım ancak yanıt verme zahmetinde bulunmadılar. Devlet yardımından hiçbir gerekçe göstermeden, amatör tiyatrolar adına yapılan yardımı kaldırdılar. Oysa Ankara’da bugün sigorta yapma imkanı olmadığı için yevmiye ile istihdam sağlanan genç sayısı 2000 kişiyi buluyor. Devlet bile bu istihdamı sağlamazken, amatör tiyatrolar bu istihdamı sağlamıştır.
Devlet, sanata yardım yapmaktan vazgeçmiştir. Amatör tiyatrolar 15 aydır sahne yasağı ile karşı karşıya, öksüz gibi bırakılmışlardır. Bu ülkede farklı türde tiyatro yapanlar, devlet tarafından desteklenmelidir. Devletin yasa ile güvence altına aldığı sanatçıya sözde değil, gerçek devlet gibi sahip çıkmalıdır. Bizim derdimiz var bu konuda… Belli ki onların derdi yok. Umursamıyor bizleri… Biz halkı umursayarak, küsmeden, inatla sanat yapmaya devam edeceğiz.”
İkiz kardeşi Yusuf Aykut İlhan’a, ölümünün altıncı yıldönümünde mektup…
İlhan, ikiz kardeşi tiaytrocu Yusuf Aykut İlhan’ın ölümünün altıncı yılı nedeniyle bir anma metni kaleme alarak, kardeşine şu mektupla seslendi:
“Zor, sıkıntılı anlarımızda gölgelerimiz bile bir türkünün melodisinde birleştirdi. Sen gideli tam tamına altı yıl oldu can biraderim, ikizim, Aykut’um. Yürüdüğümüz, yakan top oynadığımız, saklambaç oynadığımız, birdirbir oynadığımız, kukalı saklambaç oynadığımız, misket oynadığımız Cevher Sokak’tan her geçtiğimde, sohbetlerimizi, birbirimize omuz verişimizi hisseder duygulanırım can biraderim. Cami sahasında, iki apartman arasına hapsedilmiş altışar bazen yedişer kişiden oluşan futbol maçlarımızda senin defans; benim kalesi mevkiinde oynamamız, oradan her geçişimde film şeridi gibi gözyaşlarım ile akıp gider can biraderim.
Birlikte seyahatlerimizde, köyümüzde harman savururken, geceye çakmak taşlarını tutuşturarak aydınlık sağlarken, korka korka bindiğimiz yağız atlar, kabadayı köpekler, kavgacı geçiler, her gün otlağa gidip gelen camızlara birlikte ne de güzel tanışık ederdik. Şimdi edemiyoruz. Köyün eski tadı yok. Şimdiki duyarsızlar köylümüzü köylerinde yabancı ettiler. Bilirim bu aymazlıklara kızarsın.
Sonra aklım birlikte paylaştığımız sahnedeki çocuk oyunu ve yetişkin oyunu, seninle sahne alıverir. Gözyaşıma arkadaş olur be can biraderim, ikizim. Birbirimize çok benzememiz, tek yumurta ikizi oluşumuz nedeniyle çoğu insanın bizi karıştırması ve tebessüm etmeleri aklıma gelir, hüzünlenirim Aykut’um. Çünkü karıştırıp gülmelerini sağlayacak sen yoksun be! Behzat Ç Bir Ankara Polisiyesi setinde benzerliğimizden şaşkına dönen dostum Erdal ve Ege Aydan, diğer rol arkadaşlarımı anımsarım. Sonra Bursa’da ben diye seninle konuşmaya devam eden festival prodüktörü Kenan ile anın düşer aklıma, yine bir hüzün ki kara yağmur bulutları cinsinden, ah daha neler neler… Sen hissetmişsindir, epey oldu, gelemedim toprağına, sağlık, sağlık, dikkatsizlik, haksızlık…
Ama ayağa kaldıran iki yürek hem de okkalı iki yürek sayesinde kendime geldim sağlık konusunda can biraderim. Ağabeyim gelir Ağustos’ta, İzmir’de, işte o zaman altı yıldır gözyaşım can biraderim, ikizim, Aykut’um, ziyaretine geleceğiz inşallah cümbür cemaat, bilesin. Ben Cemal Süreya Şiir Adam oyunumda replik olarak her seans söylediğim gibi, sana selam getireceğiz, selamını da ileteceğiz can biraderim, ikizim. Bu yıl pandemi belası nedeniyle oldukça sade bir anma olacak, yeğenim Beril Ezgi İlhan’ımıza şimdiden içten selamlarım var can biraderim, ikizim, Aykut’um. Cennet mekanda kızınlasın, bunu hissediyorum Aykut’um.”