İki yıl önce yanmıştı: Marmaris'teki ormanlar yeşillendiriliyor İki yıl önce yanmıştı: Marmaris'teki ormanlar yeşillendiriliyor

Çetin Sak / Gaziantep

Cemil Aksu“Anormal derecede şiddetli yağışlar, uzun süreli kuraklıklar, çölleşme, çevresel bozulma veya deniz seviyesinin yükselmesi ve siklonlar” gibi ani veya kademeli olarak iklimle şiddetlenen felaketlerin etkisiyle, öncelikle gönüllü hareketliliğin bir alt kümesi şeklinde tanımlanan iklim göçünün, “dünyanın sessiz krizi” olduğuna dikkat çekiliyor. Uluslararası Çevre Programı (IEP) 2050 yılına kadar 1,2 milyar, Birleşmiş Milletler Uluslararası Göç Örgütü ise 2060 yılına kadar 1,4 milyar iklim göçmeni olacağını öngörüyor. 

İklim göçü ve mültecileri konusunda, “Ekoloji Hareketi İçin” sloganıyla yola çıkan Polen Ekoloji Kolektifi Üyesi Cemil Aksu ile konuştuk. Aksu “İklim krizinden en çok etkilenen bölgeler, genellikle Ekvator kuşağı, Akdeniz havzası, okyanuslardaki ada ülkelerdir” dedi.

-İklim krizi nedir ve bu kriz nasıl ortaya çıkmaktadır?

-Küresel iklim değişikliği ya da iklim krizi, özellikle bazı bölgelerde aşırı iklim olaylarının yaşanmasına ve milyonlarca insanın geçim koşullarının yok olmasına neden olmaktadır. İklim krizi, yeryüzündeki canlı yaşamın şimdiye kadar gelişip serpilmesini sağlayan ortalama 14-16 santigrat derecedeki sıcaklığın, sanayi devriminin başlamasıyla birlikte enerjide ve diğer sektörler fosil yakıtların kullanılması ile birlikte hem ormanlık alanların yok edilmesi hem de hızla yükselen karbon emisyonlarının atmosferde birikmesi sonucu, 200 yılda yaklaşık 1,3 derece artmasına neden olmasıdır. Yeryüzündeki ortalama sıcaklıkta bu artış yeryüzünün farklı bölgelerinde farklı sonuçlar yaratmaktadır. Isınan hava, dünyanın kutuplarındaki ve yüksek dağ tepelerindeki buzulların erimesine, eriyen buzullar okyanusların su seviyesinin yükselmesine ve sıcak soğuk su akışlarının bozulmasına, aşırı iklim olaylarının (anormal derecede şiddetli yağışlar, uzun süreli kuraklıklar, çölleşme, tayfunlar vb.) sıklığının ve şiddetinin artmasına neden olmaktadır. Bu nedenle birçok insan, geçim koşullarını yitirmekte, kendine daha güvenli alanlar arayışına girmektedir. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), her yıl ortalama 20 milyon insanın hava olayları nedeniyle dünyanın dört bir yanındaki ülkelerden diğer bölgelere zorla yerinden edildiğini tahmin ediyor. 

-İklim göçü ve iklim mültecileri kavramlarını açıklar mısınız?

-İklim mültecileri, diğer mültecilerden farklı olarak, yani savaş ya da ekonomik sorunlardan dolayı göç edenlerden farklı olarak, iklim krizinin yarattığı sonuçlardan olumsuz etkilendikleri için göçmek zorunda kalan insanları ifade eder. 

-Bu krizden en çok hangi bölgeler etkilenecek?

-İklim krizinden en çok etkilenen bölgeler, genellikle Ekvator kuşağı, Akdeniz havzası, okyanuslardaki ada ülkelerdir. İklim krizinden en çok etkilenen ülkeler, iklim krizine neden olan faaliyetler bakımından en az hatta hiç paya sahip olmayan, ekonomik olarak da büyük sorunlarla boğuşan ülkelerdir. Bu ülkeler, öncesi bir tarafa, son iki yüzyıldır, gelişmiş kapitalist ülkelerin sömürgeleri veya yeni sömürgeleri olarak yaşamış, dolayısıyla bu gelişmiş kapitalist ülkelerin büyük sömürüsüne maruz kalmış ülkelerdir. Bu nedenle hem ekonomik olarak geri bıraktırılmış hem de ülkelerindeki yeraltı yerüstü kaynakları yoğun şekilde sömürüldüğü için ekolojik olarak da yağmalanmış ülkelerdir. Bu nedenle iklim krizinin sonuçlarıyla bahşedecek ekonomik güçleri olmadığı gibi, ekolojik olarak da ülkeleri çoraklaşmış, ormansızlaşmış, kirlenmiş durumdadır. Bu nedenle de bu ülkelerdeki insanlar daha güvenilir bölgelere doğru göç etmek zorunda kalmaktadırlar.

-Küresel ısınma sonucunda oluşması ihtimal dahilinde olan iklim göçleri ne zaman yaşanacak? Bu göçler hangi bölgelere doğru yapılacak?

-Küresel ısınma sonucunda oluşan iklim göçleri hali hazırda yaşanmaktadır. Bu göçler daha çok ekonomik olarak zayıf ülkelerden ekonomik olarak güçlü, kuzey yarımküredeki ülkelere doğru gerçekleşmektedir. Ekvator kuşağı ve ona yakın bölgeler, okyanus kıyısı bölgelerde yaşayan insanlar kendilerine daha güvenli bir liman olarak başta Avrupa ve Amerika olmak üzere gelişmiş kapitalist ülkelere doğru göç etmektedirler. Bu göç yolunda Türkiye, Yunanistan gibi Akdeniz kıyısındaki ülkelerde durak olarak öne çıkmaktadır.

-Küresel bir boyutta yaşanacak bu olaylardan Türkiye nasıl etkilenecek?

-Türkiye, iki boyutlu etkilenecektir. Birinci boyutta, Türkiye de Akdeniz havzasında bir ülke olduğu için iklim krizinden dolayı çok etkilenecektir. Özellikle Güney bölgeleri ve orta Anadolu’da çölleşme, su kıtlığı, aşırı hava olayları gibi sorunlarla karşılaşırken, Karadeniz bölgesi aşırı yağışlardan etkilenecektir. Kuraklık ise ekstra olarak Türkiye’nin karşı karşıya geleceği bir sorun olacaktır. Bu sorunlar, Türkiye’nin gıda konusunda kriz yaşamasına neden olacaktır. Çünkü tarım arazilerinin azalması, gıda da dışa bağımlılığı arttıracaktır. Fakat küresel olarak bütün ülkeler iklim krizinden etkileneceği için başka bir ülkeden gıda temin etmek de son derece pahalı bir hale geleceği için açlık sorunları baş gösterecektir.