Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. tarafından işletilen Eynez ocağında 13 Mayıs 2014’te meydana gelen, 301 işçinin öldüğü, 162 işçinin yaralandığı ve “Soma Katliamı” olarak bilinen davada zamanaşımı kararı verildi. Soma katliamında kamu görevlilerinin yargılandığı davada istinaf mahkemesi skandal bir karara imza attı. Mahkeme, 301 madencinin yaşamını yitirdiği katliamda sorumluluğu bulunan kamu görevlileri hakkındaki davayı “zaman aşımı” gerekçesiyle düşürdü.

Davalar zamanaşımından kapandı!
En büyük işçi cinayeti olan bilinen Soma maden katliamına ilişkin kamu görevlilerinin yargılandığı davada istinaf mahkemesi, skandal bir karara imza attı. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi, Soma 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 29 Nisan 2025 tarihinde verdiği beraat ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararlarını kaldırsa da sanıklar hakkında “görevi kötüye kullanma” suçundan açılan kamu davalarının dava zaman aşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle düşmesine hükmetti.
İlke TV'den Damla Kırmızıtaş’ın haberine göre, istinaf mahkemesi, yerel mahkemenin 29 Nisan 2025 tarihinde verdiği beraat kararlarını "hukuken isabetli değil" gerekçesiyle kaldırdı. Mahkeme, "görevi kötüye kullanma" suçlamasıyla yargılanan sanıklar hakkındaki kamu davalarının 8 yıllık olağan zamanaşımı süresini doldurduğu hükmüyle, davaların düşmesine karar verdi.
İstinaf mahkemesi, bazı sanıklar hakkında verilen beraat kararları ile bazı sanıklar yönünden kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının hukuken isabetli olmadığını belirtti. Buna rağmen, suç tarihinde başlayan ve yıllar içinde soruşturma izinleri ile Danıştay süreçleri nedeniyle uzayan dosyada, dava zamanaşımı süresinin dolduğuna hükmetti. Bu kapsamda Abdurrahman Başkaya, Ali Sağır, Ayhan Yüksel, Aysel Ertürk, Ercemal Atasoy, Hasan Yücel, Kasım Özer, Mehmet Arslantaş, Mehmet Göl, Veli Doğan, Emin Gümüş, Ersin Bulut, Ertan Gül, Gürol Alaca, Mehmet Tekelioğlu ve Mukadder Kavcar hakkındaki kamu davaları düşürüldü. Mahkeme, suçun 8 yıllık zaman aşımına tabi olduğunu, bu sürenin bazı sanıklar açısından 2020, 2022 ve 2023 yıllarında dolduğunu belirtti. Bu kapsamda çok sayıda kamu görevlisi hakkındaki dava kapatıldı.

Aileler suçtan zarar görmemiş!
Karardaki en tepki çeken noktalardan biri de mağdur ailelerin başvurularına verilen yanıt oldu. İstinaf mahkemesi, evlatlarını ve eşlerini kaybeden ailelerin "suçtan doğrudan zarar görmediğini" savundu. Kamu görevlilerine yönelik suçlamanın sadece "denetim yetersizliği" olduğunu ileri süren mahkeme, ailelerin ve vekillerinin istinaf başvurularını "katılma hakları olmadığı" gerekçesiyle reddetti.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi’nin verdiği karar kesin olurken, böylece Soma katliamında kamu görevlilerinin yargılandığı davaların önemli bir bölümü zamanaşımı nedeniyle kapanmış oldu.
EMEP: “cezasızlık düzeni” failleri koruyor
Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan da yaptığı yazılı açıklamada, “zamanaşımı” kararına tepki gösterdi.
Gürkan, “Kamu görevlilerinin yargılandığı Soma maden faciası davasında verilen istinaf kararı, Türkiye’de iş cinayetleri davalarının nasıl sonuçlandığını bir kez daha ortaya koydu. Yerel mahkemenin verdiği beraat ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları, istinaf mahkemesi tarafından kaldırılarak dava zamanaşımı gerekçesiyle düşürüldü. Sonuçta, istinaf zamanaşımı kararıyla kamu görevlilerinin cezalandırılmasının önünü kapattı. Bu karar iş cinayetlerindeki cezasızlık pratiğinin son örneği” değerlendirmesini yaptı.
Soma, Amasra, Ermenek davaları örnek gösterilerek, neredeyse tüm iş cinayeti davalarında sorumlulara caydırıcı cezalar verilmediğine vurgu yapan Gürkan, “Yıllarca sürüncemede bırakılan pek çok dosyada da yine zamanaşımı kararları ile faillerin cezalandırılması engellendi. Bu cezasızlık pratiği yeni toplu işçi ölümlerinin önünü açıyor” dedi.
Patronlara teşvik, faile cezasızlık, işçiye ölüm…
2003–2023 yılları arasında taş kömürü ve linyit madenlerinde yaklaşık 180 bin iş kazasının meydana geldiğini, binin üzerinde işçinin hayatını kaybettiğini belirten Selma Gürkan şu değerlendirmeyi yaptı:
“Madenlerde ‘Soma düzeni’ olarak ifade edilen yoğun üretim baskısı sürüyor. Bu düzen değişmediği sürece yeni iş cinayetlerinin yaşanması riski ortadan kalkmayacak. Patronlara teşvik, kamu görevlilerine cezasızlık zırhı, işçilere ölüm… Üretim baskısı, denetimsizlik ve cezasızlık iş cinayetlerinin münferit değil, sistemsel bir sorun olduğunu gösteriyor.”
İş cinayetlerinin arka planında engellenen sendikal hak ve özgürlükler olduğuna da vurgu yapan Gürkan şunları söyledi: “İşçilerin yaklaşık yüzde 86’sı sendikasız, yüzde 93’ü toplu iş sözleşmesi kapsamında değil. Bu tablo işçilerin iş güvenliği konusunda söz söyleme gücünü de sınırlıyor. Sendikalaşmak isteyen işçilerin işten atma tehditleriyle karşı karşıya kalması riskli çalışma koşullarının ‘olağanlaşmasına’ yol açıyor.”
“Caydırıcı cezalar uygulanmalı”
İşçi sağlığı ve güvenliği kurallarını ihlal eden, işçilerin yaşamını tehlikeye atan, kuralsız ve ağır çalışma koşullarını denetlemeyen sorumlular için caydırıcı cezalar uygulanmasını isteyen Gürkan, ayrıca işçilerin örgütlenme ve sendikalaşma hakkının önündeki engellerin kaldırılması, işçi sağlığı ve güvenliği denetimlerinin güçlü ve etkili bir kamusal sorumluluk haline getirilmesini de talep etti.






