Eğitim-İş Genel Merkezi, sonuçlarının yanlış açıklandığı iddia edilen 2026-MEB-AGS'ye ilişkin yazılı açıklama yaptı.
Açıklamada, adaylardan sınav kurallarına eksiksiz uymalarının beklendiği ancak 2026 yılında yapılan sınavın 2025 yılının soru dağılımıyla değerlendirildiği ve sonuçların gerekli kontroller yapılmadan açıklandığı ileri sürüldü.
Sonuçlardaki hatanın adaylar tarafından fark edilmesinin ardından sistemin erişime kapatıldığı belirtilen açıklamada, “Böylesine ağır bir kurumsal ciddiyetsizlik, birkaç cümlelik teknik açıklamayla geçiştirilemez” denildi.
“Sorumluluk yalnızca ÖSYM’ye yüklenemez”
Eğitim-İş, yaşanan sorunun yalnızca ÖSYM'nin hesaplama hatası olarak değerlendirilemeyeceğini savundu.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın öğretmen yetiştirme ve istihdam sistemini Milli Eğitim Akademisi üzerinden yeniden yapılandırdığı belirtilen açıklamada, üniversite mezunu öğretmenlerin geleceğinin bu sınavın sonuçlarına bağlandığı ifade edildi.
Sendika, ortaya çıkan tablonun ÖSYM'nin hesaplama hatasının yanı sıra MEB'in kurduğu Akademi modelinin öğretmenleri belirsiz ve denetimsiz bir sürece mahkum ettiğini gösterdiğini öne sürdü.
“Akademi modeline ilk günden bu yana itiraz ediyoruz”
Eğitim-İş, Milli Eğitim Akademisi'ne kuruluşundan bu yana karşı çıktıklarını belirtti.
Açıklamada, eğitim fakültelerinden mezun öğretmenleri yeniden “öğretmen olmaya hazırlama” iddiasıyla kurulan Akademi'nin, üniversitelerin öğretmen yetiştirme işlevini aşındırdığı, öğretmenlik diplomasının değerini düşürdüğü ve öğretmen istihdamını Bakanlığın idari denetimine daha fazla bağladığı savunuldu.
Sendika, “Öğretmenlerin önüne yeni bir sınav, yeni bir eleme ve yeni bir bekleme süreci koyan bu sistemin ne kadar sorunlu yürütüldüğü, 2026 Akademi Giriş Sınavı'nın sonuçlarında bütün açıklığıyla ortaya çıkmıştır” değerlendirmesinde bulundu.
Eğitim-İş Genel Merkezi'nden sonuçlarının yanlış açıklandığı iddia edilen 2026-MEB-AGS'ye ilişkin yapılan yazılı açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Sınav binasına giriş için belirlenen saati birkaç saniye geçiren adaya dahi hiçbir esneklik tanımayan, başvuru işlemlerindeki en küçük eksikliğin bütün sorumluluğunu yükleyen ÖSYM, yüz binlerce öğretmenin puanını yanlış hesaplamıştır. Adaydan her kurala eksiksiz uymasını isteyen bir sınav kurumu, 2026 yılında yapılan sınavı 2025 yılının soru dağılımıyla değerlendirmiş; sonuçları gerekli kontrolleri yapmadan açıklamış, hata adaylar tarafından fark edilince de sistemi erişime kapatmıştır. Böylesine ağır bir kurumsal ciddiyetsizlik, birkaç cümlelik teknik açıklamayla geçiştirilemez.
Buradaki sorumluluk yalnızca ÖSYM’ye de yüklenemez. Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmen yetiştirme ve istihdam sistemini Milli Eğitim Akademisi üzerinden yeniden kurmuş; üniversite mezunu öğretmenlerin geleceğini bu sınavın sonucuna bağlamıştır. Dolayısıyla ortaya çıkan tablo, ÖSYM’nin hesaplama hatası kadar MEB’in kurduğu Akademi modelinin öğretmenleri nasıl kırılgan, belirsiz ve denetimsiz bir sürece mahkum ettiğini de göstermektedir.
Milli Eğitim Akademisi gündeme geldiği ilk günden bu yana bu yapıya itiraz ediyoruz. Çünkü eğitim fakültelerinden mezun olmuş öğretmenleri yeniden 'öğretmen olmaya hazırlama' iddiasıyla kurulan Akademi; üniversitelerin öğretmen yetiştirme işlevini aşındıran, diplomayı değersizleştiren ve öğretmen istihdamını Bakanlığın siyasi ve idari denetimine daha fazla bağlayan bir yapıdır. Öğretmenlerin önüne yeni bir sınav, yeni bir eleme ve yeni bir bekleme süreci koyan bu sistemin ne kadar sorunlu yürütüldüğü, 2026 Akademi Giriş Sınavı’nın sonuçlarında bütün açıklığıyla ortaya çıkmıştır."


