Büyükşehirlerdeki baraj doluluk oranlarının alarm vermesiyle vatandaş bireysel çözümlere yöneldi; su deposu satışlarında geçen yıla oranla yüzde 50 artış yaşandı. Konuyu değerlendiren Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız ise asıl tehlikenin "altyapıdaki kayıp-kaçak" ve "şehirlerarası su paylaşımı" olduğuna dikkat çekerek, İzmir ve Manisa arasında yaşanan su gerginliğini örnek gösterdi.

Mevsim normallerinin altında seyreden yağışlar, İstanbul, Ankara ve İzmir’i ciddi bir su stresiyle baş başa bıraktı. Barajlardaki su seviyelerinin kritik eşiklerin altına inmesi, sadece yerel yönetimlerin değil, vatandaşın da gündemini değiştirdi. İnternet aramalarında "su deposu", "yağmur suyu hasadı" ve bağlantılı konular son iki yılda rekor artış gösterdi.

Su depolarında talep yüzde 50 arttı

İstanbul, Ankara ve İzmir'de faaliyet gösteren ve isimlerinin açıklanmasını istemeyen önde gelen su deposu tedarikçileriyle yapılan görüşmeler, endişenin boyutunu rakamlarla ortaya koydu. Firmalar, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre su deposu ve yağmur suyu hasadı sistemleri satışlarında yüzde 50 oranında bir artış yaşandığını teyit etti. Özellikle kesinti korkusu ve belirsizlik ortamı, site yönetimlerini ve müstakil konut sahiplerini stok yapmaya ve kendi suyunu biriktirmeye itiyor.

Yağmur Suyu Hasadı

'Yağmur suyu hasadı' aramaları artışa geçti

Türkiye'nin son iki yılda yaşadığı iklimsel dönüşüm, Google arama verilerine de yansıdı. Aralık 2023’te "100" baz puan seviyesinde olan 'yağmur suyu hasadı' aramaları, 2025 sonunda "420" puanla tüm zamanların rekorunu kırdı. Veriler, toplumun suyla ilişkisinin 'hobi'den 'panik' aşamasına geçtiğini kanıtlıyor. Aralık 2023 ile Aralık 2025 dönemini kapsayan arama trendi analizi, Türkiye'nin "su farkındalığı" sürecinin röntgenini çekiyor.

Verilere göre, sadece 24 ay içinde yağmur suyu toplama sistemlerine yönelik dijital ilgi tam 4.2 katına çıktı.

Analizin başlangıç noktası olan Aralık 2023'te, yağmur suyu hasadı henüz niş bir ilgi alanıydı. Arama motorlarında bu terim, genellikle "sürdürülebilirlik" ve "eko-köy" kavramlarıyla yan yana geliyordu. 2024 İlkbaharında yerel seçim atmosferiyle birlikte belediye başkan adaylarının "Sünger Şehir" planları , endeksi 125 puana taşısa da, konu henüz halkın ana gündemi değildi.

Tablodaki en sert kırılma, 2025 yazında yaşandı. Türkiye'nin son yıllarda gördüğü en kurak yazı yaşaması ve barajlardaki doluluk oranlarının düşmesi internet aramalarını da artırdı. Temmuz 2025'te endeks bir anda 350 puana fırladı.

Sonbaharda 300 bandına inen aramalar, yılın son ayında yeniden ve daha güçlü bir ivmeyle yükselişe geçti. Aralık 2025 itibarıyla endeks 420 puanla son iki yılın en yüksek seviyesinde.

Yaşanan son artışın nedeni ise sadece kuraklık değil yasal düzenlemeler. 1 Ocak 2026'da yürürlüğe girecek olan ve 2000 metrekare üzeri parsellerde yağmur suyu toplamayı zorunlu kılan yönetmelik değişikliği, inşaat sektörünü harekete geçirdi. Veriler; son 15 gündür yapılan aramaların büyük kısmının bireysel kullanıcılardan ziyade; siteler, AVM yönetimleri ve kamu binaları ile ilgili teknik şartnameleri araştıran mimar ve mühendislerden geldiğini gösteriyor.

Code Generated ImageYıllara göre artan talebin yanında üretim ve maliyet artışı da su depolama maliyetlerini artırdı

Su deposu aramaları köyden kente evrildi

Veriler, su depolama sistemlerinin artık sadece kırsal kesimin veya hobi bahçesi sahiplerinin ilgi alanında olmadığını; metropollerde yaşayan kentli nüfusun da bir numaralı "kriz yönetimi" aracı haline geldiğini gösteriyor.

Arama hacmindeki artışın ise barajların kapasitesindeki düşüşe paralel olarak kentlerde artışa geçti.

Mersin Silifke’de trafik kazası: Sürücünün yaralandığı kazada anguslar telef oldu
Mersin Silifke’de trafik kazası: Sürücünün yaralandığı kazada anguslar telef oldu
İçeriği Görüntüle

2023'te yapılan aramalarda su deposu, rutin bir ihtiyaç kalemi olarak öne çıktı. Aramalar stabil bir seyir izledi; kullanıcılar genellikle tarımsal sulama veya yazlık evler için 3-5 tonluk standart depoları araştırıyordu. Fiyat veya stok sorunu henüz sektörün gündeminde değildi.

Google aramalarının en çok arttığı dönem, 2025 yazı oldu. Özellikle İzmir'de Tahtalı Barajı'nın kritik seviyelerin altına inmesi ve büyükşehirlerde yaşanan su kesintileri, aramaların niteliğini "tarımsal"dan "bireysel"e çevirdi. Verilere göre bu dönemde en çok "Balkona sığan su deposu", "500 litre ince depo" ve "Ev tipi hidrofor" terimleri aratıldı. Bu da vatandaşların, kuraklığa karşı bireysel çözüm arayışına girerek kendi evinin su güvenliğini sağlamaya çalıştığını gösteriyor.

Aralık 2025'te yapılan Google aramalarında ise, "bireysel korku"dan "kurumsal zorunluluğa" evrildi. 1 Ocak 2026’da yürürlüğe girecek olan yağmur suyu toplama zorunluluğu nedeniyle; "yeraltı modüler depo" ve "tonajlı depo yönetmeliği" aramaları arttı.

Fiyatlar Üçe Katlandı

Google aramalarındaki artış, reel ekonomide de karşılığını buldu. Hammadde maliyetlerindeki artışa yoğun talep eklenince fiyatlar tırmanışa geçti. 2024 başında ortalama 3.500 TL bandında olan 1 tonluk ev tipi plastik depoların fiyatı, 2025 sonunda 11.500 TL seviyelerine kadar yükseldi.

Sektör temsilcileri, 1 Ocak 2026 sabahı yürürlüğe girecek yeni düzenleme ile birlikte, arama hacminin ve talebin önümüzdeki aylarda da artarak devam etmesini bekliyor.

Dursun Yıldız: "Belirsizlik vatandaşı bireysel çözüme itiyor"

Konuyu 24 Saat'e değerlendiren Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız, vatandaşın bu refleksini "güvensizlik ve belirsizlik ortamının doğal bir sonucu" olarak yorumladı.

Yıldız, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Potansiyel kriz ortamı ve belirsizlik, vatandaşların bireysel çözümler üretmeye odaklanmasına neden oluyor. Aslında bu tedbirlerin kriz kapıya dayanmadan çok önce alınması gerekirdi. Maalesef su politikalarının yerel yönetimler ölçeğinde genel siyasi politikalarla çatıştığını, kriz anında çözüm üretme mantığının öne çıktığını görüyoruz. Halbuki bizim yerel yönetimleri de kapsayan, ancak merkezi yönetimle koordine edilen, 10-20 yıllık uzun vadeli planlara ihtiyacımız var."

"Şehirlerarası su krizleri kapıda"

Geçmişte kaleme aldığı makalelerde "ülkeler arası su savaşlarının yanında şehirler arası su krizlerinin de yaşanacağını" öngördüğünü hatırlatan Yıldız, bu senaryonun bugün gerçekleştiğine dikkat çekti:

"Bunun en somut örneğini yakın zamanda Ege'de gördük. Suyu azalan İzmir, komşusu Manisa’dan su talep etti. Ancak Manisa, kendi kapasite yetersizliğini gerekçe göstererek bu talebi reddetmek durumunda kaldı. İstanbul, Ankara ve İzmir artık kendi havzalarının ötesinden, çevre bölgelerden su taşıyor. İstanbul Melen Çayı’ndan tedarik sağlamaya çalışsa da nüfus yoğunluğu nedeniyle bu yeterli olmuyor."

Sondajın derine inmesi maliyeti artırıyor

Başkent Ankara’daki duruma da değinen Yıldız, artan nüfusla birlikte yeraltı sularına olan bağımlılığın tehlikeli boyutlara ulaştığını belirtti:

"Ankara’da su sondaj hatlarının giderek daha derine indiğini görüyoruz. Bu durum, metreküp başına elde edilen suyun maliyetini ciddi oranda artırıyor. Elbette su, kâr odaklı değil, insani bir hak olarak temin edilmeli. Ancak kaynaklar sınırsız değil."

Kayıp-kaçak oranı yüzde 50 seviyesinde

Dursun Yıldız, yeni su kaynağı arayışından ziyade, eldeki suyun korunmasının önemine vurgu yaparak altyapı sorunlarına işaret etti:

"Ankara'da su kayıp-kaçak oranının yüzde 50’lere ulaştığı dönemler oldu. Yerel yönetimlerin çalışmalarıyla bu oran düşürülmeye çalışılsa da hala çok yüksek. Yeni kaynak bulmak yerine, tüm yerel yönetimlerin hatlarını yenileyerek kayıp-kaçak oranını minimize etmesi şart. Bu ekstra maliyet getirse de sürdürülebilir bir su politikası için zorunluluktur. Bina yönetmelikleri su tasarrufu için yeterli olsa da, asıl sorun uygulamada ve denetimde yaşanıyor."

Muhabir: Ahmet Çağatay Bayraktar