İndirim sezonlarında mağazaların vitrinlerini ve e-ticaret sitelerini süsleyen ‘yüzde 50’, ‘yüzde 70’ gibi kampanyalar, tüketicileri alışverişe yönlendiriyor. Ancak uzmanlara göre bu kampanyaların tamamı gerçek bir indirim anlamına gelmiyor. TÜKONFED (Tüketici Konfederasyonu) Başkan Vekili Av. İbrahim Güllü, indirim dönemlerinde en sık karşılaşılan yanıltıcı uygulamaları, tüketicilerin nelere dikkat etmesi gerektiğini ve gerçek indirimin nasıl anlaşılacağını 24 Saat Gazetesi’ne değerlendirdi.

“En yaygın yöntem sahte indirim”
İndirim ve kampanya dönemlerinde tüketicilerin en çok karşılaştığı sorunun gerçekte indirim olmayan kampanyalar olduğunu belirten Güllü, birçok işletmenin önce ürün fiyatını yükselttiğini, ardından eski seviyesine çekerek indirim yapılmış algısı oluşturduğunu söyledi.
Bu yöntemin ‘sözde’ ya da ‘sahte indirim’ olarak adlandırıldığını ifade eden Güllü, "Kampanya öncesinde fiyat yükseltiliyor, daha sonra ürün eski fiyatına ya da piyasa fiyatına yakın bir seviyeye çekiliyor. Böylece tüketicide büyük bir indirim yapıldığı algısı oluşturuluyor. Oysa ürün çoğu zaman normal piyasa fiyatından satılmaya devam ediyor" dedi.
Tüketicileri yanıltan uygulamaların bununla sınırlı olmadığını dile getiren Güllü, ‘Tüm ürünlerde yüzde 50 indirim’, ‘Yüzde 70'e varan indirim’ gibi ifadelerin de çoğu zaman gerçeği yansıtmadığını söyledi. Kampanya duyurularında kullanılan yüksek indirim oranlarının her ürün için geçerli olmadığını belirten Güllü, birçok ürünün kampanya dışında bırakıldığını ya da gerçek indirim oranlarının ilan edilenden çok daha düşük olduğunu ifade etti.
Kampanyaların sunuluş biçiminin de tüketiciyi yanıltabildiğini vurgulayan Güllü, "Yüzde 50 artı yüzde 20 artı yüzde 10 gibi üst üste bindirilen indirim ifadeleri tüketicinin kafasını karıştırabiliyor. Aynı şekilde '1 alana 1 bedava' gibi kampanyalarda hangi ürünlerin uygulama kapsamında olduğunun açıkça belirtilmemesi de önemli sorunlardan biri" diye konuştu.
"Başlangıç ve bitiş tarihi mutlaka belirtilmeli"
İndirim kampanyalarında süre ve stok bilgilerinin açık şekilde paylaşılması gerektiğini belirten Güllü, başlangıç ve bitiş tarihinin belirtilmediği kampanyaların tüketiciyi yanıltabileceğini söyledi. Kampanya kapsamında kaç ürün bulunduğunun açıklanmasının ve satışlar devam ettikçe stok bilgisinin güncellenmesinin önem taşıdığını ifade eden Güllü, "Tüketicinin ne kadar süreyle ve hangi koşullarda indirimden yararlanacağını bilmesi gerekir. Bu bilgilerin eksik ya da belirsiz bırakılması doğru değildir" dedi.
Son dönemde ‘en düşük fiyat’, ‘yıldız ürün’ ve ‘avantajlı fiyat’ gibi ifadelerin de yaygınlaştığına dikkat çeken Güllü, bu tür söylemlerin hangi kriterlere göre kullanıldığının çoğu zaman açıklanmadığını belirtti.
"'En düşük fiyat', 'yıldız ürün' ya da 'avantajlı fiyat' deniliyor ancak bunun neye göre belirlendiği tüketiciye açıklanmıyor. Bu ifadeler, ürünü kaçırılmaması gereken bir fırsat gibi göstererek tüketiciyi satın almaya yönlendirebiliyor" ifadelerini kullanan Güllü, bu tür tanıtımların şeffaf olması gerektiğini söyledi.

"Online alışverişte manipülasyon daha kolay"
Özellikle e-ticaret sitelerinde tüketicilerin daha dikkatli olması gerektiğini belirten Güllü, online alışverişlerde fiyat geçmişinin gizlenmesi, sınırlı stok baskısı oluşturulması ve iade ya da cayma hakkının zorlaştırılması gibi uygulamaların da tüketiciyi yanıltan yöntemler arasında yer aldığını söyledi.
Bu tür uygulamaların tüketicinin karar verme sürecini etkilediğini dile getiren Güllü, Ticaret Bakanlığı ile Reklam Kurulu'nun aldatıcı reklam ve haksız ticari uygulamalar kapsamında bu tür kampanyalara idari para cezası ve reklam durdurma yaptırımı uygulayabildiğini ifade etti.
"Sürekli yüzde 50 indirim yapan mağazalara dikkat"
Yıl boyunca neredeyse sürekli yüksek oranlı indirim kampanyaları düzenleyen mağazalara karşı da tüketicileri uyaran Güllü, bu tür işletmelerde görülen indirimli fiyatların çoğu zaman ürünün gerçek satış fiyatı olduğunu söyledi.
Üzeri çizili yüksek fiyatların ise çoğu zaman yalnızca referans fiyat olarak kullanıldığını belirten Güllü, "Sürekli yüksek indirim iddiası gerçek bir avantaj olduğu anlamına gelmez. Çoğu zaman indirimli gösterilen fiyat, ürünün zaten uzun süredir satıldığı normal satış fiyatıdır. Üzeri çizilen fiyat ise gerçeği yansıtmayan abartılmış bir referans fiyat olabilir" dedi.
Tüketicilerin alışveriş yapmadan önce ürünün uzun süredir aynı seviyede satılıp satılmadığını araştırması gerektiğini belirten Güllü, rakip firmalardaki fiyatların da mutlaka karşılaştırılması gerektiğini söyledi.
Mağaza ya da e-ticaret sitesinin sürekli kampanya yapmasının da fiyat politikasına ilişkin önemli bir gösterge olduğuna dikkat çeken Güllü, "Sürekli kampanya yapan işletmelerde bunun gerçekten indirim mi yoksa kalıcı fiyat stratejisi mi olduğu sorgulanmalıdır. Ayrıca etikette gösterilen önceki fiyatın yasal düzenlemelere uygun olup olmadığı da kontrol edilmelidir" ifadelerini kullandı.
"Gerçek indirimin ölçüsü yönetmelikte açık"
Gerçek bir indirimin nasıl anlaşılacağının Fiyat Etiketi Yönetmeliği'nin 11'inci maddesinde açıkça düzenlendiğini belirten Güllü, indirimli satışlarda esas alınacak fiyatın kampanya öncesindeki en düşük fiyat olduğunu söyledi.
Güllü, "Mal satışlarında indirimin uygulandığı tarihten önceki 10 gün içinde uygulanan en düşük fiyat 'önceki fiyat' olarak gösterilmeli ve indirim oranı buna göre hesaplanmalıdır. Meyve ve sebze gibi çabuk bozulabilen ürünlerde ise bir önceki fiyat esas alınır. Burada ispat yükümlülüğü satıcıya aittir" dedi.
Tüketicilerin de gerçek indirimi anlamak için bazı yöntemlerden yararlanabileceğini ifade eden Güllü, karşılaştırmalı fiyat sitelerinin önemli bir kaynak olduğunu belirtti.
"Ürünün son bir ila üç aylık, hatta mümkünse daha uzun dönemli fiyat grafiğine bakılmalı. Kampanya öncesindeki 10 ila 30 günlük süreçte aynı satıcıdaki ve rakip satıcılardaki fiyatlar karşılaştırılmalı. İndirimli gösterilen fiyatın piyasadaki diğer güvenilir satıcılardaki fiyatlarla uyumlu olup olmadığı mutlaka kontrol edilmeli" diye konuşan Güllü, ekran görüntüsü, ürün etiketi ve faturaların da olası şikâyet süreçlerinde delil niteliği taşıdığını sözlerine ekledi.
Aşırı yüksek indirim oranları ile kısa süreli fırsat baskısının tüketiciler açısından uyarı işareti olması gerektiğini vurgulayan Güllü, vatandaşların bu tür kampanyalara temkinli yaklaşmasının önem taşıdığını söyledi.

"Şikâyetlerde artış yaşanıyor"
İndirim kampanyalarına ilişkin tüketici şikâyetlerinde son dönemde artış yaşandığını belirten Güllü, bu nedenle Ticaret Bakanlığı ile Reklam Kurulu'nun denetimlerini sıkılaştırdığını söyledi.
Özellikle 2025 ve 2026 yıllarında indirim kampanyalarına yönelik denetimlerin artırıldığını ifade eden Güllü, Reklam Kurulu'nun binlerce dosyayı inceleyerek aldatıcı reklam ve haksız ticari uygulamalar nedeniyle yüz milyonlarca liralık idari para cezası ile reklam durdurma kararları verdiğini belirtti.
Tüketicilerden en fazla başvurunun yanıltıcı indirimler ve fiyat gösterimi konusunda geldiğini aktaran Güllü, bunun yanı sıra geç, eksik veya yanlış teslimat, ayıplı ürün, iade süreçlerinde yaşanan sorunlar ile internet alışverişlerinde tüketicilere tanınan 14 günlük cayma hakkının kullandırılmaması ya da iade bedellerinin geciktirilmesinin de en sık şikâyet edilen konular arasında yer aldığını söyledi.
Kampanya koşullarının açık ve anlaşılır şekilde belirtilmemesinin de tüketicilerin mağduriyet yaşamasına neden olduğunu belirten Güllü, alışveriş öncesinde kampanya şartlarının dikkatlice okunması gerektiğini ifade etti.
"Hak kaybı yaşayanlar başvuru yapmalı"
Aldatıcı indirim uygulamalarıyla karşılaşan tüketicilerin haklarını aramaktan çekinmemesi gerektiğini vurgulayan Güllü, reklam ve haksız ticari uygulamalara ilişkin şikâyetlerin Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu'na iletilebileceğini söyledi.
Tüketicilerin ayrıca Alo 175 Tüketici Danışma Hattı üzerinden de başvuruda bulunabileceklerini belirten Güllü, satın aldıkları ürün ya da hizmet nedeniyle maddi hak kaybına uğrayan vatandaşların ise uyuşmazlık tutarına göre Tüketici Hakem Heyeti veya Tüketici Mahkemesi'ne başvurabileceğini ifade etti.
2026 yılı itibarıyla 186 bin TL'nin altındaki uyuşmazlıklarda Tüketici Hakem Heyetlerinin görevli olduğunu hatırlatan Güllü, bu tutarın üzerindeki uyuşmazlıklarda ise Tüketici Mahkemeleri'ne başvuru yapılması gerektiğini söyledi.
"İhtiyacınızı belirleyin, fırsat baskısına kapılmayın"
İndirim dönemlerinde alışveriş yapacak vatandaşlara tavsiyelerde bulunan Güllü, alışverişe çıkmadan önce ihtiyaçların belirlenmesi gerektiğini söyledi.
Tüketicilerin yalnızca indirim oranına odaklanmaması gerektiğini belirten Güllü, "Fırsatı kaçırıyorum düşüncesiyle hareket edilmemeli. Öncelikle gerçekten ihtiyaç duyulan ürün belirlenmeli, ardından ürünün fiyat geçmişi mutlaka kontrol edilmeli" dedi.
Karşılaştırmalı fiyat sitelerinden yararlanılmasının bilinçli alışveriş açısından önemli olduğuna dikkat çeken Güllü, aynı ürünün farklı satıcılardaki fiyatlarının karşılaştırılması gerektiğini ifade etti.
"Tüketiciler ürünün piyasa değerini araştırmalı, birden fazla satıcıdaki fiyatları incelemeli ve gerçek indirim olup olmadığını buna göre değerlendirmelidir" diyen Güllü, güvenilir satıcı ve alışveriş platformlarının tercih edilmesinin de önem taşıdığını söyledi.
Özellikle internet alışverişlerinde güvenlik unsurlarına dikkat edilmesi gerektiğini belirten Güllü, SSL güvenlik sertifikasına sahip, 3D Secure altyapısını kullanan ve bilinen alışveriş platformlarının tercih edilmesini önerdi.
Sosyal medya üzerinden paylaşılan alışveriş bağlantılarına karşı dikkatli olunması gerektiğini ifade eden Güllü, tüketicilerin acele karar vermesine neden olan "Son saat", "Stoklar tükeniyor", "Son ürünler" gibi ifadelerin de her zaman gerçeği yansıtmayabileceğini söyledi.
Bu tür mesajların tüketici üzerinde psikolojik baskı oluşturduğunu belirten Güllü, "Vatandaşlarımız acele ettiren kampanyalara karşı temkinli yaklaşmalı ve doğruluğunu araştırmadan alışveriş yapmamalıdır" dedi.
Tüketicilere son olarak sağduyulu hareket etmeleri çağrısında bulunan Güllü, "Tüketici hiçbir zaman 'Bedava peynir ancak fare kapanında olur' sözünü unutmamalıdır" ifadelerini kullandı.




