"Ölü Deniz" adlı gösterisini 24 Haziran'da dijital platformda yayımladıktan sonra hakkında soruşturma başlatılan ve 3 Temmuz'da tutuklanan Deniz Göktaş'ın tutukluluk incelemesine yapılan itiraz, İstanbul Nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Mahkeme, her iki suçlamadan da tahliye kararı verdi.
Tahliye kararının ardından cezaevinden çıkış işlemleri yapılmadan SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) aracılığıyla nöbetçi hâkimliğe bağlanan Göktaş hakkında, gösterisindeki bir başka bölüm gerekçe gösterilerek "kaçma ve delilleri karartma şüphesiyle" yeniden tutuklama kararı verildi.
Deniz Göktaş'ın cezaevinden gönderdiği mektup
Yeniden tutuklama kararının ardından bulunduğu Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu'ndan bir mektup kaleme alan Deniz Göktaş, yaşanan süreci şu ifadelerle aktardı:
"Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar. Bir iyi haber, bir kötü haberim var. İyi haber: Tahliye oldum. Kötü haber: Tutuklandım.
Ben de sizin okuduğunuz hızda öğrendim bu iki haberi. Bu sefer, Daltonlar hakkındaki şakadan, 'suçu ve suçluyu övmek' suçundan tutuklandım.
Cezaevinde sıradan bir 58. gündü. Bir elimde Cici Bebe, diğer elimde İhsan Oktay. Konstantiniye’nin dehlizlerinde dolaşıyordum. 'SEGBİS’in var' dediler. Bayram değil, seyran değil; bu neyin SEGBİS’i düşüncesiyle koridora çıktık. Hücre-SEGBİS arasındaki bir dakikalık koridor yolculuğunda özgürmüşüm, bilmiyordum. Bilsem hafiften dans ederdim. Avukatlarıma haber verilmediğini, normalde salona gelmem gerektiğini ama acele bir durum olduğunu bildirdiler.
Suçlamaya konu metni okudular. 'Çocukları dövmemeliyiz.' demişim de 'Neden çocukları dövmek gerektiğini düşünüyorsun?' diye sorulmuş gibi hissettim. Hayattan, Türkçemizden ve altı üstü komediden söz ettim. Tekrar tutuklanmama karar verdiler.
Adli yılın açılışını burada kutlayacağım, başarılı bir sezon olsun.
90 dakikalık gösteriden iki ayda bir yeni suçlama çıkıyor. Reels yerine tam gösteri YouTube kanalımda, odaklanma problemi olan varsa da telefon detoksu öneririm. Bana iyi geldi.
Ben iyiyim; moralim, sağlığım yerinde. Bu ay çocukkenki ağustoslar gibi hızlı geçti. Allah’tan okul yok Eylül’de.
Bu mektubu yazarken cezaevinde 10 saniyeliğine elektrik gitti. Karanlıkta bütün mahkumlar hücrelerde ıslık çalıp bağırdılar. İlkokulda pikniğe giderken gezi otobüsü tünele girmiş gibi hissettim. Karatepe 2026, efsane tayfa. Unutulmayacaksın."
Suçlamaya konu olan ifadeler
Göktaş'a yöneltilen "suçu ve suçluyu övme" suçlamasına gerekçe gösterilen gösteri bölümündeki ifadeler tutanaklarda şu şekilde yer aldı:
"Bugünün ikinci sıra bilet gelirleriyle Türkiye'de bir tetikçi tutup, rakip bir komedyeni öldürtebiliyorum. Şu an piyasa bu durumda. Sadece ikinci sıra, bir de Telegram hesabı. Oradan Daltonlara yazıyorsunuz, gayet kurumsal bir iletişim var. Bitcoin'den parayı yatırıyorsunuz takip de edemiyorlar. Öldürünce fotoğraf geliyor buydu değil mi abi? Onun ikizi vardı ama benim hatam. Tekrar yatırıyorsunuz muhteşem bir sistem..."
Avukatların açıklaması: "İtiraz haklarımızı kullanacağız"
Göktaş'ın müdafileri tarafından yapılan yazılı açıklamada, sürecin hukuki işleyişine ilişkin şu ifadelere yer verildi:
"CMK'nun 108. maddesi uyarınca, otuz günde bir, müvekkilimiz Deniz Göktaş'ın tutukluluk incelemesi yapılmaktadır. Son tutukluluk incelemesi 24.08.2026 tarihinde gerçekleştirilmiş ve müvekkilimizin tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir. Söz konusu karara karşı yaptığımız itiraz, bugün saat 17.03 itibariyle İstanbul Nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesi’nce kabul edilmiş ve müvekkilimizin tutuklu bulunduğu her iki suçtan da (Cumhurbaşkanına Hakaret ve Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik) tahliyesine karar verilmiştir.
Üzülerek ifade edelim ki, daha bu karara ilişkin olarak cezaevine tahliye müzekkeresi yazılmadan, müvekkilimiz 'Ölü Deniz' adlı stand-up gösterisinde Daltonlar çetesini övdüğü iddiasıyla 'Suçu ve Suçluyu Övme' suçunu işlediği gerekçesiyle tutuklama talebiyle İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edilmiş, bu işlemler hakkında tarafımıza haber verilmeden Baro'dan bir avukat tayin edilmiş ve sonuç olarak müvekkilimiz tahliye edilmeden yeniden tutuklanmıştır.
Savcılığın ikinci ayını tamamlayan soruşturmada, bu yeni suçlamayı tahliye kararından dakikalar sonra ve mesai saatleri dışında devreye sokması, 1970’li yıllarda ve 12 Eylül döneminde vücut bulan 'Kişiyi ne olursa olsun cezaevinde tutma' anlayışının dirildiği kuşkusunu yaratmaktadır. Hiç kuşkusuz tüm itiraz haklarımızı sonuna kadar kullanacağız ve adaletin tecelli etmesi maksadıyla hukukun sınırları içinde azami mücadeleyi yapmaya devam edeceğiz."





