Sezon boyunca kombine, lisanslı ürün, ulaşım ve deplasman masraflarıyla birlikte bir taraftarın en az 50-60 bin lira harcamak zorunda kaldığını söyleyen Celasun, ekonomik nedenlerle birçok kişinin artık takımını statta değil, ekran başında desteklediğini ifade etti.

Futbol, milyonlarca insan için yalnızca 90 dakikalık bir oyun değil; aidiyet, bağlılık ve yıllar boyunca sürdürülen bir yaşam kültürü olarak görülüyor. Ancak son yıllarda yükselen kombine ücretleri, maç bileti fiyatları, lisanslı ürün maliyetleri ve deplasman organizasyonları, bu kültürün en önemli aktörü olan taraftarı ekonomik açıdan her geçen gün daha fazla zorluyor. Bir zamanlar herkesin ulaşabildiği tribünler, bugün birçok kişi için bütçe hesabı yapılmadan gidilemeyen alanlara dönüşmüş durumda. Özellikle büyük maçlarda bilet fiyatlarının binlerce liraya ulaşması, taraftar profilini de değiştirirken, ekonomik gerekçeler nedeniyle tribünlerden uzak kalanların sayısı her sezon artıyor.

24 Saat Gazetesi’ne konuşan Gençlerbirliği Ultras Kardeşler Tribün Lideri Nedim Celasun, futbolun giderek daha maliyetli bir uğraş haline geldiğini belirterek, takımını tribünden desteklemek isteyen taraftarın artık yalnızca zamanını ve emeğini değil, ciddi bir bütçeyi de gözden çıkarması gerektiğini söyledi.

“Gelir seviyesiyle maç bileti fiyatları arasında büyük uçurum var”

Türkiye’de maç bileti ve lisanslı ürün fiyatlarının mevcut ekonomik koşullarla örtüşmediğini belirten Celasun, özellikle asgari ücretle geçinen vatandaşların tribünde yer almasının her geçen gün zorlaştığını söyledi. Futbolun endüstriyelleşmesiyle birlikte taraftar ürünlerinin de önemli ölçüde pahalandığını dile getiren Celasun, bunun doğrudan tribünlere yansıdığını anlatarak, “Asgari ücretin 28 bin lira olduğu bir ülkede bir maç biletinin 2 bin lira, 3 bin lira olması insanların gelir seviyesine baktığınızda çok yüksek rakamlar. Atkı daha ulaşılabilir olduğu için taraftarın en fazla yöneldiği ürün oluyor. Ama formalar, tişörtler, polarlar... Endüstriyelleşen futbolla birlikte bunların tamamı gerçekten pahalı hale geldi. Takımını desteklemek isteyen biri artık sadece bilet almayı değil, bunların hepsini düşünmek zorunda kalıyor” dedi.

Taraftarlığın artık yalnızca tribüne gitmekten ibaret olmadığını vurgulayan Celasun, her sezon yenilenen ürünlerin de bütçeye ek yük getirdiğini belirterek, futbol ekonomisinin taraftarı zorlayan bir yapıya dönüştüğünü ifade etti.

Whatsapp Image 2026 08 07 At 09.48.56

“Masraf sadece kombineyle bitmiyor”

Bir taraftarın sezon boyunca yaptığı harcamanın tuttuğu takıma, yaşadığı şehre ve deplasman alışkanlığına göre değiştiğini kaydeden Celasun, Gençlerbirliği örneği üzerinden maliyetleri tek tek anlattı. Geçmiş yıllardan kombine hakkı bulunan taraftarların bu sezon öncelikli satıştan 6 bin liraya kombine alabildiğini söyleyen Celasun, yeni kombine almak isteyenlerin ise aynı tribün için yaklaşık iki katı ücret ödemek zorunda kaldığını belirterek, “Bizim geçen yıllardan devam eden hakkımız olduğu için kombinemizi 6 bin liraya aldık. Ama bu yıl ilk kez kombine almak isteyen bir arkadaşımız kale arkasından kombine almak isterse 12 bin lira ödeyecek. Bunun üzerine storedan forma alıyorsunuz; formalar 1.500 ile 2.000 lira arasında satılıyor. Polarlar 1.000 - 1.500 lira arasında. Her sezon yeni forma aldığınızı, yanına bir atkı ve kış için bir polar eklediğinizi düşünün. Daha stada gitmeden ciddi bir maliyet oluşuyor” ifadelerini kullandı.

Ankara’da maçların Eryaman Stadı’nda oynanmasının ulaşım giderlerini de artırdığına dikkat çeken Celasun, “Ben Dikmen’de oturuyorum. Dikmen’den Eryaman’a gidiş geliş bile başlı başına bir maliyet. Kalem kalem hesaplamaya başladığınızda sadece kombine ya da forma değil, yol parası da ciddi bir yük oluşturuyor. Bir de bunun şehir dışı maçları var. Deplasmana gidiyorsunuz ve işin maliyeti katlanıyor” diye konuştu.

“İstanbul deplasmanı artık en az 5 bin lira”

Deplasman organizasyonlarının taraftar bütçesini en fazla zorlayan kalemlerden biri olduğunu belirten Celasun, ulaşım, yemek ve maç bileti giderlerinin her sezon arttığını söyledi. Taraftar otobüsüyle gidilmesi ya da bazı desteklerin sağlanması halinde bile maliyetlerin çok yüksek seviyelere ulaştığını dile getiren Celasun, “Bugün İstanbul deplasmanına en ekonomik şekilde gitseniz bile en az 5 bin lira harcıyorsunuz. Taraftar otobüsüyle gidiyorsunuz, yol masrafı var, maç bileti var, yemek yiyorsunuz. Bunların hepsini topladığınızda bu rakamın altına düşemiyorsunuz. Biz sezon boyunca yaklaşık 18 deplasmanın 12-13 tanesine gidiyoruz. İç sahadaki bütün maçları da takip ediyoruz. Kombineyi, formayı, ulaşımı ve deplasmanları topladığınızda yıllık en az 50-60 bin lira harcıyoruz. Üstelik biz bunu üç kişilik aile olarak yapıyoruz. Eşim, kızım ve ben birlikte tribüne gidiyoruz. Hesabı üçle çarptığınızda ortaya çıkan tablo çok daha ağır oluyor” dedi.

Beşiktaş Avrupa'da zaferle başladı: Vincenzo Italiano Semih Kılıçsoy'u işaret etti
Beşiktaş Avrupa'da zaferle başladı: Vincenzo Italiano Semih Kılıçsoy'u işaret etti
İçeriği Görüntüle

“Paranız kadar tribündesiniz”

Yükselen maliyetlerin yalnızca taraftarın cebini değil, tribün kültürünü de değiştirdiğini belirten Celasun, ekonomik şartların futbolun her alanına yansıdığını söyledi. Gelir düzeyi düşük olan taraftarların artık maçlara gitmek yerine televizyon başında karşılaşmaları takip etmeyi tercih ettiğini ifade eden Celasun, “Yaşadığımız sistemde paranız kadar bazı şeylerden yararlanabiliyorsunuz. Paranız yoksa istediğiniz sağlık hizmetini alamıyorsunuz, istediğiniz okulda okuyamıyorsunuz, istediğiniz evde oturamıyorsunuz. Aynı durum futbola da yansıyor. İki hafta sonra Fenerbahçe’yi Ankara’da ağırlayacağız. Biz yıllardır kombinemizi aldığımız için maça gireceğiz ama o dönemde 6 bin lirayı denkleştiremediği için kombine alamayan ya da bugün 12 bin lirayı veremeyen bir Gençlerbirliği taraftarı, kendi şehrindeki takımını izleyebilmek için belki de 6-7 bin lira vermek zorunda kalacak” dedi.

Bu şartlarda öğrencilerin ya da asgari ücretle çalışan vatandaşların tribüne gitmesinin neredeyse imkânsız hale geldiğini dile getiren Celasun, “Bir öğrenciyi ya da asgari ücretle çalışan bir emekçiyi düşünün. Hayat pahalılığıyla mücadele ediyor, faturası var, kirası var, mutfak masrafı var. Böyle bir ortamda maça nasıl para ayıracak? O yüzden insanlar ‘Evde oturur izlerim, bir kafeye giderim ya da internetten takip ederim’ demeye başladı. Çünkü tribüne gelmek artık herkes için mümkün değil” ifadelerini kullandı.

“Takım tutmak artık gerçekten lüks”

Artan maliyetlerin taraftarlık anlayışını da değiştirdiğini söyleyen Celasun, takım sevgisinin yalnızca duygusal bağlılıkla sürdürülebilecek bir noktadan çıktığını belirterek, “Takım tutmak artık gerçekten lüks oldu. Bir armaya gönül veriyorsunuz. O arma sizi bazen mutlu ediyor bazen üzüyor ama hayatınızın önemli bir parçası oluyor. Eskiden bunun için sadece zaman ayırmanız, emek vermeniz yeterliydi. Şimdi bunların yanında ciddi bir maddi güç de gerekiyor. Emek yetmiyor, zaman yetmiyor; cebinizde para da olması gerekiyor” diye konuştu.

Whatsapp Image 2026 08 07 At 09.51.35

“Avrupa’da da pahalı ama ulaşılabilir”

Türkiye ile Avrupa’daki taraftarlık kültürünü de karşılaştıran Celasun, Avrupa’da da yüksek maç bileti fiyatlarının bulunduğunu ancak gelir düzeyinin daha yüksek olması nedeniyle bu maliyetlerin daha ulaşılabilir kaldığını söyledi. Özellikle uzun yıllara dayanan sosyal hakların taraftarı rahatlattığını belirten Celasun, “Avrupa’da da pahalı maçlar var. Onlarda da bu tartışmalar yaşanıyor ama insanların gelir seviyesi daha yüksek olduğu için karşılayabiliyorlar. Tabii orada da düşük gelirliyseniz ya da göçmenseniz aynı sıkıntıları yaşayabiliyorsunuz. Ama bizim paramızın değeri çok düştüğü için aradaki fark daha da büyüyor” değerlendirmesinde bulundu.

Bu farkı yıllar önce yaşadığı bir deplasman anısıyla örneklendiren Celasun, “Blackburn Rovers ile UEFA Kupası maçı oynadığımız dönemde İngiltere’den üç uçak dolusu taraftar Ankara’ya geldi. Onlar için Türkiye deplasmanı bizim Ankara’dan Çorum’a gitmemiz kadar maliyetliydi. Biz de İngiltere’deki rövanş maçına davet edildik. Halı saha maçları yapmıştık, dostluk kurulmuştu. Aramızda para toplayarak gitmeye çalıştık. Kulüp bize sadece uçakta yer ayarlayabildi. O dönem kişi başı yaklaşık bin dolara mal olmuştu. O para bile o günün şartlarında çok büyüktü. Bugün aynı deplasmana gitmeye kalksanız bunun çok daha üzerinde bir maliyetle karşılaşırsınız” dedi.

“Yeni sezonda en büyük yük deplasman olacak”

Yeni sezonda taraftarı en fazla zorlayacak kalemin deplasman organizasyonları olacağını belirten Celasun, yakıt fiyatlarının ulaşım giderlerini doğrudan etkilediğini söyledi. Büyük maçlar dışında iç saha biletlerinin görece ulaşılabilir seviyede kalacağını ifade eden Celasun, “Anadolu takımlarına karşı oynayacağımız maçlarda biletler 400-600 lira bandında olabilir. Ama Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor maçlarında rakamlar 5-6 bin liraya çıkacak. Kombinesi olmayan birçok taraftar bu maçlara gelemeyecek” dedi.

Mazot fiyatlarının deplasman organizasyonlarını da ciddi biçimde etkilediğini söyleyen Celasun, “Bugün mazotun geldiği fiyat ortada. En yakın deplasmanlardan biri olan Konya’ya bile kendi otobüsünüzü kaldırdığınızda kişi başına ciddi bir maliyet çıkıyor. Bunun üzerine yeme içme masrafı ekleniyor. Geçen sezon 5 bin liraya gittiğiniz bir deplasmana bu yıl 7-8 bin lira harcamak zorunda kalabilirsiniz. Bu da ister istemez deplasmana giden taraftar sayısını düşürecek” ifadelerini kullandı.

İç saha maçlarında da benzer bir tabloyla karşılaşılacağını belirten Celasun, “Kombinesi olmayan bir taraftarın kale arkası bileti aldığını düşünün. Üzerine ulaşım masrafını, yeme içmeyi eklediğinizde bir maçın maliyeti rahatlıkla 1.500 – 2.000 lirayı buluyor. Aile olarak maça gitmek ise çok daha zor. Bir baba eskiden eşi ve iki çocuğuyla tribüne gelirken bugün belki sadece bir çocuğunu getirebiliyor. İnsanlar artık bütçesine göre maç seçmek zorunda kalıyor” diyerek sözlerini tamamladı.

Muhabir: Ateş Çatıkkaş