Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erin Sağkan, SZC TV'de gündemi değerlendirdi. Yargıya duyulan güvenin ciddi şekilde zedelendiğine dikkat çeken Sağkan, neredeyse her sabah, bir yargı kararının kamuoyunda yarattığı infialle güne başlandığını belirtti.
Sahte e-imza skandalına ilişkin yürütülen soruşturmalar hakkında bilgi veren Sağkan, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın üç ayrı soruşturma yürüttüğünü söyledi.
TBB Başkanı, söz konusu dosyalardan ikisinin iddianameyle birleştiğini ve tek bir kovuşturma dosyasına dönüştüğünü ifade etti. Öte yandan, toplam 199 kişi hakkında kamu davası açıldığını belirten Sağkan, bunlardan 37'sinin tutuklu olduğunu, yaklaşık 150 kişi hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulandığını paylaştı.
"15 hukuk fakültesi mezuniyet belgesinin tahrif edildiği görülmektedir"
Sağkan'ın açıklamalarında şunlar kaydedildi:
"Bizim yaptığımız tespitlerde, üç üniversitede yaklaşık 15 hukuk fakültesi mezuniyet kayıtlarında isimler değiştirilmek suretiyle hukuka aykırı fiil gerçekleştirildiğini tespit ettik. Bunlardan 3'ünün, 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden meslektaşımızın kayıtlarına ait olduğunu tespit ettik. Bunlar Kahramanmaraş, Hatay ve Malatya ilimizde. Buna ilişkin bilgileri de hem ilgili barolarımızın başkanlarıyla paylaştık. Hem de 15 kayda ilişkin olarak herhangi bir baromuza kayıt yaptırıp, yaptırmadıklarına dönük kendi sistemlerimizde inceleme yaptık. Açılan kamu davasında 15 hukuk fakültesi mezuniyet belgesinin tahrif edildiği görülmektedir. Bu kayıtlar tahrif edildiği açık olarak ortaya konmakla birlikte ancak herhangi bir baromuza kayıtlı olarak avukatlık yaptıklarına dair bir tespit bulunamamaktadır. Daha da genişletilerek devam edilen soruşturma ise çok fazla sayıda ismi içeriyor olabilir. Kuvvetle muhtemel önümüzdeki hafta o soruşturma dosyasını inceleyerek buna ilişkin bilgileri de kamuoyuyla paylaşacağız."
"Kim yaptıysa bunu yargı camiasından hep birlikte temizleyelim"
Sağkan'a, CHP lideri Özgür Özel'in dün gündeme getirdiği "İBB davasında, bazı savcı ve avukatların içinde bulunduğu bir grubun 'borsa' oluşturduğu" iddiası da soruldu. Sağkan, soruyu şöyle yanıtladı:
"Aslında yakın geçmişimizde FETÖ dosyalarıyla ilgili olarakta bir FETÖ borsası süreci hepimizin bildiği bir gerçeklik olarak önümüzde duruyor. Sadece yargının içerisindeki bu tür konuları somut bu İBB borsası veya FETÖ borsası olarak düşünmemek gerekiyor. Yine geçtiğimiz aylarda İstanbul Anadolu Başsavcılığı'nda HSK'ya yapılan ihbarı hepimiz çok iyi hatırlıyoruz. Bu tür yasadışı yollara tevessül edenler, yargıya güvenin aslında yok edilmesine en büyük anlamda hizmet edenler, ağır suç işleyenler ilk defa olmuyor. Yargının içerisinde maalesef ki bu söylentiler çok uzun yıllardır, çok ağır şekilde camianın içerisinde dile getirilen unsurlar. Burada bu unsurları yok etmek için harekete geçmesi gereken iki tane temel kurum var. Birincisi HSK, İkincisi Başsavcılıklardır. Çünkü suç teşkil eden fiilleri soruşturma yetkisi baroda veya Türkiye Barolar Birliği'nde değil. Biz disiplinel incelemeler yapabiliriz. Ancak konusu suç teşkil eden bir fiilin kim tarafından yapılıyor olursa olsun avukat, hakim, savcı hiç farketmez, burada harekete geçmesi gereken, ivedi olarak ilgili başsavcılıklardır. Bunun gerekli delillerini ortaya koyup, soruşturmalarına ilişkin somut veriler ortaya konulduğunda tabii ki aynı zamanda hakim ve savcı için HSK tarafından teftiş başlatılıp inceleme yürütülmesi, avukat tarafı için de kayıtlı olduğu baro tarafından disiplin sürecinin yürütülerek bu kişilerin bu mesleklerle ilgisinin ivedilikle sonlandırılması gerekiyor. Bu konuda kurumların o kadar sert ve etkin bir soruşturma yürütmesi gerekiyor ki artık kimse bu yollara tevessül edemesin. Ancak bunu yapanların yanına kar aldığı bir süreç ortaya konulursa maalesef ki bu süreçler artarak devam edecektir. Biz de sayın Genel Başkan'ın bu ifadesi üzerinden önce ilgili Başsavcılığa çağrıda bulunuyoruz, soruşturmalarını başlatsınlar, ortaya koysunlar, avukat, hakim, savcı hiç fark etmez. Kim yaptıysa bunu yargı camiasından hep birlikte temizleyelim."





