Finlandiya eğitim sistemini ve yenilikçi pedagojik yaklaşımları Türkiye’ye uyarlamak üzere çalışmalar yürüten Net Akademi Finlandiya kurucusu Aytuna Yamaç sekiz yıldır Finlandiya’da yaşıyor. Hollanda, Almanya, İsviçre ve Finlandiya olmak üzere dört ülkede öğretmenlik yapma denkliğine sahip olan Yamaç, Boğaziçi Üniversitesi Fizik Öğretmenliği bölümü mezunu eğitim alanında iki yüksek lisans sahibi. Şu anda doktora eğitimi aldığı Finlandiya Tampere Üniversitesi’nde ülkenin eğitim sistemine ilişkin çalışmalar yürüten Yamaç, kurulan sistemi yakından incelediğini ifade ediyor. Geçen yıl Ankara’da Finlandiya’daki üniversitelerin katıldığı FinFest etkinliğine de imza atan Yamaç ülkenin sadece “dünyanın en mutlu ülkesi” olarak tanımlanmasının eksik olacağını düşünüyor. Zira Finlandiya’da eğitim sadece mesleki bir formasyon sürecinden ibaret değil, çocukların sağlıklı bir yetişkin olması için de önemli bir zemin niteliğinde. Bunların yanında matematik ve yabancı dil yetkinliğinin geliştirilmesi de temel amaçlar arasında yer alıyor.

Matematik öğrenimi ise Türkiye’nin uzun süredir gündeminde yer alan bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından yürütülen Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) verilerine göre Türkiye, matematik alanında 453 puan seviyesinde yer alarak 472 olan OECD ortalamasının gerisinde kalmayı sürdürüyor. Raporda öne çıkan en kritik bulgulardan birini temel yeterlilik eşiği oluşturuyor. Türkiye’deki 15 yaş grubu öğrencilerin yaklaşık yüzde 39’u temel yeterlilik seviyesi kabul edilen "Düzey 2"nin altında kalıyor. Bu durum, öğrencilerin günlük hayatta karşılaştıkları basit matematiksel çıkarımları yapmakta ve temel algoritmaları işletmekte dahi zorlandığı anlamına geliyor. İleri düzey düşünme ve karmaşık problem çözme becerisi gerektiren "Düzey 5 ve 6"ya ulaşabilen öğrenci oranı OECD genelinde yüzde 9 iken, Türkiye’de bu oran yüzde 5 seviyesinde sıkışmış durumda. En avantajlı yüzde 25’lik kesim ile en dezavantajlı yüzde 25’lik kesim arasındaki başarı farkı 80 puanı aşıyor; bu fark yaklaşık iki okul yılına denk düşen bir öğrenme kaybına işaret ediyor. Her yıl yayımlanan Liselere Geçiş Sistemi (LGS) değerlendirme raporlarında doğru cevap ortalamasının en düşük, boş bırakılma oranının ise en yüksek olduğu alt test matematik oluyor. 20 soruluk sınavda Türkiye ortalaması 4 ila 6 net bandında seyrediyor. Özellikle okuduğunu anlama, görsel veri yorumlama ve mantıksal kurgu kurmayı gerektiren "yeni nesil" sorularda başarı tabana yayılmakta güçlük çekiyor. Üniversiteye giriş sınavında da benzer bir grafik ortaya çıkıyor. Temel Yeterlilik Testi’ndeki (TYT) 40 soruluk Temel Matematik testinde Türkiye ortalaması 7-8 net seviyesinde kalırken; Alan Yeterlilik Testi’nde (AYT) 40 soruluk matematik testinin ortalaması 7-9 net bandında ölçülüyor. Adayların kayda değer bir bölümü sınavı sıfır veya sıfıra yakın netle tamamlıyor. Tüm bu veriler ise matematik öğrenimde yaşanılan sorunları gösterirken başka seçenekleri de akla getiriyor.

Türk-Alman Üniversitesi yönetmeliğinde değişiklik: Mezuniyet tarihi yeniden düzenlendi
Türk-Alman Üniversitesi yönetmeliğinde değişiklik: Mezuniyet tarihi yeniden düzenlendi
İçeriği Görüntüle

Aytuna Yamaç Foto-(copy)

Türkiye’de matematik eğitimini geliştirmek amacıyla Vehbi Koç Vakfı ve Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) iş birliğinde hayata geçirilen “Okuldan Öğrendim Eğitim Hareketi” projesinin yeni ayağında Finlandiya’nın önde gelen yapay zekâ destekli eğitim platformu Eduten’i Türkiye’deki dezavantajlı öğrencilerle buluşturmayı amaçlıyor. Projenin yürütücülerinden biri olan Aytuna Yamaç ile çalışmanın detaylarını ve Fin eğitim sistemine dair gözlemlerini konuştuk.

"Hedefimiz sadece teknoloji ihracatı değil, fırsat eşitliği yaratmak"

Projenin çıkış noktasını anlatan Aytuna Yamaç, çalışmanın "Okuldan Öğrendim Eğitim Hareketi" projesinin bir ayağı olduğunu belirtti:

"Aslında bu Koç Topluluğu’nun 100. yılı vesilesiyle hayata geçirilen Okuldan Öğrendim Eğitim Hareketi’nin bir parçası. Vehbi Koç Vakfı’nın vizyoner desteğiyle, TEGV’in köklü saha gücü sayesinde ilk defa bir Finlandiya ürününün bu kadar çok öğrenciye ulaşması sağlanıyor. Biz de Eduten’i temsilen bu projenin bir parçası olduk; Eduten; Finlandiya Turku Üniversitesi bünyesinde geliştirilen yapay zekâ destekli, oyunlaştırılmış bir matematik öğrenme platformu. Öğrencilerin matematik becerilerini kendi hızlarında geliştirmelerini sağlarken öğretmenlere hem zamandan kazandırıyor hem de detaylı gelişim analizleri sunuyor."

Projenin bir dijital araç aktarımının ötesinde fırsat eşitliği misyonu taşıdığını vurgulayan Yamaç, şu ifadeleri kullandı:

"Biz bunu sadece Türkiye’ye taşınan bir dijital platform olarak görmüyoruz. Finlandiya’nın dünyaca kabul görmüş eğitim yaklaşımını, Türkiye’de dinamik ve potansiyeli yüksek öğrencilerle buluşturan stratejik bir yaklaşım olarak görüyoruz. Amacımız iki ülke arasında sadece teknoloji ihracatı gerçekleştirmek değil; geleceğin öğrenme kültürünü tüm ülkelerin birlikte inşa edeceğine inanıyoruz. Bu proje, Türkiye’de bu platforma erişmesi imkânsız olan çocukların buna erişmesini sağlayarak bir fırsat eşitliği kanalı sunuyor."

I M G 20261006 W A0006TEGV Ankara Semahat-Dr. Nüsret Arsel Eğitim Parkı'nda uygulamada yer alacak gönüllülere eğitim verildi

16 merkezde 1600 öğrenciye ulaşılacak

Projenin sahadaki işleyişi hakkında bilgi veren Yamaç, pilot uygulamanın Türkiye genelinde seçilen TEGV merkezlerinde başladığını ifade etti:

"Geçen hafta Ankara’ya geldik ve TEGV gönüllülerine eğitim verdik. Van, Şanlıurfa, Gaziantep, Ankara ve İstanbul gibi farklı illerdeki merkezlerde uygulanacak. 16 tane eğitim gönüllüsü aracılığıyla, toplamda ilk etapta binin üzerinde öğrenciye ulaşmayı hedefliyoruz."

Uygulamanın salt ekran başında geçmeyeceğinin altını çizen Yamaç, ders içi metodolojiyi şöyle anlattı:

"Çocuklar haftada iki saat TEGV merkezlerinde bu eğitimi alacaklar. Bu sadece ekrandan ibaret bir çalışma değil; Türkiye’den kıymetli eğitimcilerin de dahil olduğu geniş çaplı bir programla çocuklara matematikte kullanabilecekleri fiziksel oyunlar ve aktiviteler de eşlik ediyor. İki yıl boyunca devam edecek projede her bir TEGV eğitim merkezinin Eduten ilerleme raporlarını bizzat takip edeceğiz, çocukların matematik seviyelerinin ne kadar arttığı Turku Üniversitesi tarafından raporlanacak. Ayrıca İstanbul ve Ankara gibi büyükşehirlerde göçmen durumundaki çocukların ve desteğe ihtiyacı olanların yanı sıra, pilot merkezlerimizden birinde suça eğilimi olan çocuklarla da bu yöntemin işe yarayıp yaramadığı gözlemlenecek."

Sistemin Türkiye müfredatına uyarlandığını belirten Yamaç, "Biz Finlandiya eğitim sistemini Türkiye’ye taşımıyoruz. Finlandiya’da işe yarayan bir fikri alıp Türkiye’nin kendi ihtiyaçlarına uyarlıyoruz. Bir yıllık çalışmayla tüm platformu Türkçeye çevirdik ve 2, 3 ve 4. sınıf MEB müfredatına uygunluk eşleştirmesini bizzat yaptık" dedi.

"Finlandiya’da eğitim sistemi minimalizm üzerine kurulu"

Finlandiya eğitim sisteminin Türkiye’de biçimsel olarak yanlış taklit edildiğine değinen Yamaç, iki kültür arasındaki farkları dile getirdi:

"Finlandiya eğitim sistemi minimalizm üzerine kurulmuş bir sistem. İnsanlar burada; bir öğretmen ya da bir öğrenci aynı kıyafeti bir hafta giyebilir. Okullarda sürekli ikinci el kültürü vardır; çocuklar ne kıyafetle ne de sahip oldukları eğitim materyalleriyle gösteriş yapmazlar. Bilgisayarından defterine ve kalemine kadar her şeyi zaten okul sağlar. Türkiye’de bu kültürü aktarmaya çalışan özel okullara bakıyorsunuz; inanılmaz şaşaalı laboratuvarlar, gösterişli binalar... Oysa Finlandiya sistemini uygulayan bir okulun önce gösterişten uzak olmayı benimsemesi gerekir. Ama velilere pazarlayabilmek için süslü binalar inşa ediliyor ve sistem daha baştan çöküyor."

Öğretmen yetiştirme ve güven mekanizmasına da değinen Yamaç, aradaki farkı şu sözlerle özetledi:

"Finlandiya’da eğitim fakültelerine girmek çok zor; başvuranların sadece yüzde 10’u kabul ediliyor. Çok ciddi mülakat ve testlerden geçiyorlar. Mezun olduktan sonra ise bakanlık öğretmene 'Ben sana iyi bir eğitim verdim, artık seni denetlemeyeceğim' diyerek sınıfta tam karar verme özgürlüğü tanıyor. Türkiye’de ise eğitim fakültesine girmek kolay ama mezun olduktan sonra öğretmenlik yapabilmek sınavlar ve bürokrasi yüzünden çok zor. Bu güven ilişkisi kurulmadığı sürece Fin sistemini birebir kopyalamak mümkün değil; biz ancak teknolojiyi ve işe yarayan araçları getirebiliriz."

Veliler neden okula müdahale ediyor? "Belirsizlik müdahaleyi doğurur"

Türkiye’de velilerin okul ve öğretmen süreçlerine sıkça müdahale etmesini değerlendiren Yamaç, temel sorunun iletişim ve şeffaflık eksikliği olduğunu vurguladı:

"Bana hep 'Finlandiya’da veliler okula müdahale etmiyor mu?' diye soruyorlar. Belirsizlik müdahaleyi artırır. Finlandiya’da ebeveynler belirsiz bırakılmıyor; sürekli eğitimler düzenleniyor. 'Biz okulda ne yapıyoruz, çocuğunuzla ne çalışıyoruz, sizin rolünüz ne?' soruları sürekli velilerle paylaşılıyor. Ebeveynle o kadar güçlü bir iletişim kuruluyor ki veli zaten okula müdahale etme gereği duymuyor; okul ondan önce harekete geçiyor."

ODTÜ’lü gençler Finlandiya’da şirket kurdu, Türk müfredatı Fin lisesine girdi

FinFest kapsamında iki ülke arasında sadece tek taraflı bir ithalat değil, tersine bir eğitim ihracatı yaşandığını aktaran Yamaç, somut başarı örneklerini paylaştı:

"Geçen yıl düzenlediğimiz FinFest yarışmasında birinci olan ODTÜ’lü öğrencilerin kurduğu bir eğitim girişimi vardı. Kendilerini Helsinki’ye davet ettik ve tam bir yılın ardından o girişim şu an Finlandiya’da tescilli bir Fin şirketi olarak yoluna devam ediyor. Bu yılki FinFest’e de onur konuşmacısı olarak katılacaklar. Öte yandan Türk eğitimciler tarafından geliştirilen 'Vitonava Life School programını geçen yıl FinFest’e gelen bir Fin lise müdürü çok beğendi. Şu an bir Türk eğitim programı Finlandiya’da bir lisede bizzat uygulanıyor. Bu bizim adımıza inanılmaz bir gurur; iki taraflı bir öğrenme alanı oluştu."

Hedef, öğretmenler arası iş birliği

Matematik projesinin ardından odaklanmak istedikleri yeni alanları aktaran Yamaç, yabancı dil eğitimi ve öğretmenler arası iş birliklerine dikkat çekti:

"Gönlümde yatan bir diğer alan İngilizce eğitimi. Türkiye’de genel olarak 'anlıyorum ama konuşamıyorum' sorunu yaşanıyor. Finlandiya ise dili çok iyi öğretiyor; ortalama bir Fin genci ana dili seviyesinde İngilizce ve ek yabancı dillerle birlikte 4-5 dil konuşabiliyor. İleride bu dil öğrenme metodolojisini de Türkiye’ye kazandırmayı amaçlıyoruz. Ayrıca öğretmenlerin ders planlarını karşılıklı paylaşabilecekleri LessonApp gibi platformlar üzerinde çalışıyoruz. Türkiye’deki bir öğretmenin hazırladığı ders planını Finlandiya’daki, oradaki bir öğretmenin planını da Türkiye’deki meslektaşının sınıflarında kullanabilmesini hedefliyoruz."

FinFest 7-8 Kasım’da İstanbul’da

İki ülke eğitimcilerini bir araya getiren FinFest etkinliğinin bu yılki buluşma adresini paylaşan Yamaç, etkinliğin 7-8 Kasım tarihlerinde Bahçeşehir Üniversitesi’nde yapılacağını duyurdu. Net Akademi bünyesinde 5 kişilik bir ekiple çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Yamaç, akran zorbalığıyla mücadele için Finlandiya'nın dünyaca ünlü KiVa modelini gündeme getirdi:

"Turku Üniversitesi tarafından geliştirilen KiVa programı; hem zorbalığa uğrayan hem de zorbalık yapan çocukla nasıl çalışılacağını somut yönergelerle anlatan lisanslı bir el kitabı ve uygulama bütünü. Okul kültüründe akran zorbalığını ciddi oranda bitiren bir sistem. Bu lisansı özel okullara satmak yerine doğrudan Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde tüm devlet okullarına kazandırmayı hedefliyorum; bu benim için manevi bir sorumluluk."

Muhabir: Ahmet Çağatay Bayraktar