Borsa İstanbul yönetimi, 2 Haziran 2026 tarihinde konkordato ilan eden Türk İlaç ve Serum Sanayi A.Ş. payları için yeni bir karar aldı. Kurum, borç yükü ve likidite kriziyle gündeme gelen şirketin TRILC kodlu hisselerini Ana Pazar içerisinden çıkararak Yakın İzleme Pazarı veya bilinen adıyla Gözaltı Pazarı bölümüne aktardı. Şirket tahtasında yaşanan derin likidite krizi ve piyasaya kesilen çeklerin ödenememesi piyasadaki güven kaybını artırıyor.
TRILC hisselerinde kurumsal fonlar ve ortaklar paylarını sıfırladı
Mülkiyet yapısındaki değişim incelendiğinde, kurumsal fonların ve yönetim kurulu üyelerinin firmadan çıkış yaptığı görülüyor. Yönetim Kurulu Başkanı M. Berat Battal, Şubat 2024 tarihinde 22.376.286 lotun borsada işlem gören niteliğe dönüştürülmesi talebiyle başvuruda bulundu ancak Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) bu talebi reddetti. Ardından Pardus Portföy Yönetimi A.Ş., Aralık 2024 döneminde 9.561.529 lot blok hisse satışı yaptı. Kurumsal fon, tek seferde %6,25 olan pay oranını yüzde 0,34 seviyesine indirerek süreçten yaklaşık 1,5 yıl önce ayrıldı. Veriler, TRILC hisselerindeki riskin kademeli olarak küçük yatırımcıya geçtiğini ortaya koyuyor. Yönetici Mehmet Berat Battal, Mart ve Kasım 2025 tarihlerinde 8.37 milyon lot imtiyazlı payı holding bünyesine katarken, daha sonra 21.63 milyon lot hissenin borsada satışını yaparak yüksek miktarda nakit çıkışı sağladı.
Temerrüt öncesinde milyarlık satışlar yapıldı ve piyasaya karşılıksız çek yazıldı
Genel Müdür Yunus Emre Battal, şirketin finansal sıkışıklığının derinleştiği süreçte, 8 ile 11 Mayıs 2026 tarihleri arasında 120.167.793 lot hisse satışı gerçekleştirdi. Bu işlemlerle kendi payını yüzde 0 seviyesine indirerek sıfırlayan yönetici, firmadan 440 Milyon TL nakit çıkışı elde etti. Türk İlaç ve Serum Sanayi A.Ş. ise bu satışlardan sadece 9 gün sonra, 20 Mayıs tarihinde piyasaya karşılıksız çek yazdırmaya başladı. Satış faaliyetlerinin temerrüt gününün hemen öncesinde yapılması dikkat çekti.
Yüksek faiz ve ihale vadeleri finansman genel dengesini bozdu
Şirketin nakit akışındaki bozulmada, Devlet Malzeme Ofisi (DMO) ve Sağlık Bakanlığı üzerinden kazanılan milyarlık ihalelerin işletme sermayesini kurutması etkili oldu. Mart 2026 döneminde imzalanan 230M TL+KDV tutarındaki ihalenin ödeme vadesinin 6 ile 12 aya uzaması şirketin likidite havuzunu daralttı. Yüksek faiz oranlarının etkisiyle bilançoda çevrilemez bir borç sarmalına giren şirket, 2025 yılında yüksek finansman giderleri nedeniyle 622,6 Milyon TL net zarar açıkladı. 2026 yılının ilk çeyrek verilerine göre, şirketin 1 yıl içinde ödemekle yükümlü olduğu kısa vadeli borçları 5,57 Milyar TL sınırını geçti. Toplam dönen varlıkların 5,53 Milyar TL'de kalması net işletme sermayesini negatif bölgeye taşıdı. Muhasebe departmanı, yaşanan 90,8M TL tutarındaki enflasyon muhasebesi zararını dengelemek amacıyla duran varlıkları yeniden değerleme yöntemiyle 1,95 Milyar TL seviyesine yükseltti.
Fiili dolaşım oranı yükseldi ve kredi notu cc seviyesine geriledi
Şirketin finansal yapısındaki sistematik zafiyet, mülkiyetin tamamen kuruculardan bağımsız yatırımcılara geçmesine neden oldu. Türk İlaç ve Serum Sanayi'nin halka arz edildiği 2021 yılında %30,40 olan fiili dolaşım oranı, konkordato kararının verildiği Haziran 2026 itibarıyla %73,20 noktasına ulaştı. Net banka borcu 1,98 Milyar TL olarak hesaplanan TRILC hisseleri için derecelendirme kuruluşları kredi notunu CC (TR) sınırına kadar indirdi. Şirket yönetimi bu süreçte yapılan bedelsiz sermaye artırımları ile toplam hisse adedini 1 milyarın üzerine çıkardı. Bağımsız denetim şirketi ise finansal sıkışıklık öncesinde, Şubat 2026 tarihinde şirketin mali tablolarına olumlu görüş bildirmişti. Gelinen noktada milyarlarca liralık borç ve enkaz sıradan yatırımcıların üzerinde kalmış durumda.




