Türkiye Psikiyatri Derneği, kadın cinayetlerine ve kadına yönelik şiddetle mücadeleye ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Dernek, Ayşe Tokyaz'ın öldürülmesinin ardından kadınların yaşam hakkının korunması adına acil önlemler alınması gerektiğini vurguladı. Türkiye’deki kadın cinayetlerinin sadece bireysel trajediler olmadığını, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ve erkek şiddetini besleyen yapısal sorunların somut bir göstergesi olduğunu belirtti.
Açıklamada, yasal düzenlemelerin kâğıt üzerinde kalmasının, koruma kararlarının uygulanmamasının ve güvenlik birimlerinin gerekli özeni göstermemesinin, kadın cinayetlerinin artmasına yol açtığı ifade edildi. Psikiyatri Derneği, şiddet uygulayıcılarının, erkek egemen kültür ve yasaların her aşamasında korunmaları ve cesaretlendirilmelerinin, kadın cinayetlerinin politik bir mesele olduğunu gözler önüne serdi.
"Cezai yaptırımlar yetersiz"
Açıklamada, Türkiye’de kadına yönelik şiddetin, toplumsal güven duygusunu zedeleyip, kadınların güvenlik algısını yok ettiğine dikkat çekildi. Dernek, şiddet ve cinayet olaylarının kadınların ruh sağlığını son derece olumsuz etkilediğini ve toplumda yaygın bir korku atmosferi yarattığını belirtti. Psikiyatri Derneği, bu olayların toplum üzerindeki travmatik etkilerinin uzun vadeli psikolojik sorunlara yol açtığını vurguladı.
Kadına yönelik şiddetle mücadelede yalnızca cezai yaptırımların yeterli olmayacağı, aynı zamanda eğitim ve farkındalık temelli önlemlerin de çok önemli olduğu ifade edildi. Toplumsal cinsiyet eşitliği eğitiminin, erken yaşta başlayan bilinçlendirme programlarının ve şiddeti normalleştiren kültürel kodların sorgulanmasının, bu sorunun çözülmesindeki en temel yollar olduğu belirtildi
"İstanbul Sözleşmesi'ne dönüş çağrısı da yer aldı"
Türkiye Psikiyatri Derneği, kadına yönelik şiddetle mücadelede yapılması gereken somut adımları şu şekilde sıraladı:
-
İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı kanun eksiksiz ve etkin bir şekilde uygulanmalıdır. Bu yasal düzenlemeler, kadınların yaşam hakkını koruyan temel araçlardır ve bunların hayata geçmesi için hızla adımlar atılmalıdır.
-
Devlet, ataerkil şiddeti önlemeye yönelik politik sorumluluğunu yerine getirmeli ve kadınlara yönelik şiddetle mücadelede daha etkili bir yaklaşım benimsemelidir. Koruma mekanizmaları hızla güçlendirilmelidir.
-
Kadınlara yönelik şiddeti önleme merkezleri, sığınaklar ve acil destek hatları yaygınlaştırılmalı, bu hizmetler her kadına ulaşılabilir olmalıdır. Bu yapılar, şiddet mağduru kadınların güvenliğini sağlayacak şekilde etkin hale getirilmelidir.
-
Toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi, tüm eğitim kademelerinde müfredata dahil edilmeli; şiddeti besleyen kültürel kodlar sorgulanmalı ve dönüştürülmelidir. Bu eğitimler, şiddetin normalleşmesini engellemeli ve toplumu bilinçlendirmelidir.
-
Bağımsız izleme ve denetim mekanizmaları oluşturulmalı, kolluk kuvvetleri ve yargının şiddetle mücadele konusundaki sorumluluğu şeffaf bir şekilde denetlenmelidir. Böylece, yargının ve kolluğun şiddet faili erkeklere karşı tutumları izlenebilir ve gerektiğinde müdahale edilebilir.
Açıklamada, Ayşe Tokyaz örneğiyle, sadece bir kadının ölümünün değil, aynı zamanda tüm kadınların yaşam hakkını güvence altına alacak köklü bir değişimin sağlanması gerektiği ifade edildi. Psikiyatri Derneği, bu taleplerin yalnızca bir kadının yaşamını kaybetmesiyle sınırlı olmayıp, tüm kadınların yaşam hakkını güvence altına almak adına önemli bir adım olduğunu belirtti.





