Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayımladığı 'Zaman Kullanımı Araştırması 2025' verileri, Türkiye’de fiziksel aktivite tercihlerinin ve spora ayrılan sürenin derin bir toplumsal cinsiyet ayrışması içerdiğini ortaya koydu. Açıklanan resmi rakamlar; sahadaki branş seçimlerinden hane içi görünmeyen emek yüküne, serbest zaman yoksulluğundan beden algısına kadar sporun kadınlar ve erkekler için iki tamamen farklı deneyim alanına dönüştüğünü belgeliyor.
Erkekler pilates ve yogaya mesafeli
Son dört hafta içinde düzenli olarak yapılan sportif faaliyetlerin dağılımı, toplumsal cinsiyet rollerinin spor branşlarına yansıdığını gösteriyor. Erkeklerde futbol yüzde 8,06 ile yürüyüşten sonra erkeklerin en çok yaptığı ikinci spor dalı oldu. Buna karşılık kadınlarda düzenli futbol oynayanların oranı yüzde 0,2 kaldı. Aletli spor faaliyetlerinde de erkeklerin katılımı yüzde 3,87 iken, kadınlarda bu oran yüzde 1,25 seviyesinde.
Kadınların spor pratiklerinde ise esneklik, postür ve bireysel odaklanma odaklı branşlar belirgin bir ağırlık kazandı. Araştırma anketine ilk kez 2025 yılında dahil edilen "Pilates, Yoga ve Aerobik" kategorisi, yüzde 3,24 ile kadınların yürüyüşten sonra en çok yöneldiği ikinci alan oldu. Aynı faaliyet erkeklerde yalnızca yüzde 0,58 düzeyinde kaldı. Benzer şekilde takım sporları arasında kadınların erkekleri geride bıraktığı tek branş voleybol oldu; kadınlarda voleybola katılım yüzde 1,81 iken erkeklerde yüzde 0,96 seviyesinde gerçekleşti.
Ev içi bakım yükü kadının spor zamanından çalıyor
Cinsiyetler arası spor tercihlerindeki bu yarılma, günlük serbest zaman dağılımındaki yapısal eşitsizlikle doğrudan besleniyor. Hane içi ücretsiz emek ve bakım yükü verilerine göre kadınlar günün ortalama 4 saatini ev temizliği, yemek hazırlama ve aile bakımına ayırmak zorunda kalırken, erkeklerde ev içi bakıma ayrılan süre yalnızca 53 dakikada kalıyor.
Bu asimetrik iş bölümü, kadınların fiziksel aktiviteye ayırabildiği zamanı doğrudan daraltıyor. Günlük ortalama faaliyet sürelerine bakıldığında erkekler günde spora ve doğa aktivitelerine ortalama 16 dakika 14 saniye ayırabilirken, kadınlarda bu süre 9 dakika 51 saniyeye kadar geriliyor. Kadınlar için spor yapmak, ev içi görünmeyen emeğin baskısı altında günlük rutinin dışına itilen bir lükse dönüşüyor.
Zaman yoksulluğu kadınlarda daha belirgin
Hafta içi zaman kullanımı verileri, kadının hem ev hem de gündelik hayat temposu içindeki tükenmişliğini ortaya koyuyor. Hafta içi zamanı kendisine yetmeyen kadınların oranı 2015’te yüzde 23,59 iken 2025 yılında yüzde 31,86’ya fırladı. Erkeklerde ise bu oran yüzde 25,40’tan yüzde 29,26’ya yükseldi. Kadınlar arasındaki "Zaman Yoksulluğu"nun (Time Poverty) erkeklerden çok daha keskin bir ivmeyle tırmandığı görülüyor.
Zaman darlığı yaşayan kadınların öncelikli hasreti de spordan ziyade dinlenme ihtiyacı oluyor. Fazladan zaman bulduğunda bunu nasıl değerlendirmek istediği sorulan kadınların yüzde 35,66’sı "Dinlenme ve tatil", yüzde 13,85’i ise uyku ve kişisel bakım cevabını veriyor. Fazla vaktini spora ayırmak isteyen kadınların oranı yalnızca yüzde 4,12 seviyesinde kalıyor.
AB ortalaması Türkiye’nin altında kaldı
Avrupa Komisyonu tarafından yayımlanan ‘Eurobarometer Spor ve Fiziksel Aktivite Raporu’ verilerine göre, Avrupa Birliği (AB) genelinde kadınların yüzde 49'u hiç spor veya egzersiz yapmadığını belirtirken, Türkiye'de bu oran yüzde 70 ila yüzde 80 bandına kadar çıkıyor.
Bu farkın ardındaki temel neden, TÜİK’in 2025 Zaman Kullanımı verilerindeki hane içi ücretsiz bakım emeğiyle de bağlantılı. Eurobarometer raporuna göre Türkiye’de kadınlar spordan uzak kalma gerekçesi olarak ilk sırada "ailevi sorumluluklar ve zaman yetersizliğini" gösteriyor. TÜİK verilerine göre Türkiye'de kadının günün 4 saatini ev ve aile bakımına ayırıp spora günde yalnızca 9 dakika 51 saniye ayırabiliyor.
Branşlarda erkekler öne çıkıyor
Spor tercihlerindeki cinsiyet kutuplaşması, Gençlik ve Spor Bakanlığı (GSB) ile ilgili federasyonların resmi lisanslı sporcu istatistiklerinde de karşılık buluyor. Kadınlar İçin Spor ve Fiziksel Aktivite Derneği (KASFAD) araştırması da Türkiye genelinde kayıtlı lisanslı sporcuların yaklaşık yüzde 60'ını erkekler, yüzde 40'ını ise kadınlar oluştururduğuna işaret ediyor.
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) verileri, futboldaki erkek ağırlığını ortaya koyuyor. Lisanslı futbolcuların yaklaşık yüzde 96 ila 97’sini erkekler oluştururken, kadın futbolcu oranı yüzde 3-4 bandında kalıyor. Bu tablo, TÜİK verilerinde kadınların düzenli futbola katılımının binde 2 (yüzde 0,20) seviyesinde kalmasıyla örtüşüyor.
Buna karşılık voleybol, lisanslı kadın sporcu oranının erkekleri geride bıraktığı nadir branşların başında geliyor. Türkiye Voleybol Federasyonu (TVF) lisans verilerine göre kadın sporcular yüzde 60-65'lik bir ağırlığa sahipken, erkekler yüzde 35-40 bandında kalıyor. A Milli Kadın Voleybol Takımı’nın uluslararası başarılarının yarattığı güçlü rol model etkisi ve kapalı salon sporlarının görece güvenli mekânsal algısı, kadınların bu alandaki kitlesel varlığını besliyor.
Benzer bir kadın ağırlığı cimnastik ve mat sporlarında da kendini hissettiriyor. Türkiye Cimnastik Federasyonu (TCF) ve Herkes İçin Spor Federasyonu (HİS) bünyesindeki lisans ve antrenörlük kayıtlarında kadınların oranı yüzde 70 ila 75 seviyesine ulaşıyor.



