12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü'nde, Türkiye'deki çocuk işçiliği verileri yükselişini sürdürüyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan İstatistiklerle Çocuk 2025 verilerine göre, Türkiye'de 15-17 yaş grubundaki çocukların işgücüne katılma oranı yüzde 25,5 olarak kayıtlara geçti. Bu oran erkek çocuklarında yüzde 36,5 kız çocuklarında ise yüzde 13,9. Erkek çocuklar ağırlıklı olarak fiziksel risk barındıran işlerde yer alırken, kız çocukları genellikle kayıt dışı hizmet sektörü ve ev içi emeğe yönlendiriliyor.

804 bin çocuk eğitim sisteminin dışında kaldı
Çocukların erken yaşta işgücü piyasasına dahil olması, okullaşma oranlarındaki düşüş ve eğitimden erken kopuş süreçleriyle doğrudan paralellik gösteriyor. Eğitim Reformu Girişimi (ERG) tarafından yayımlanan 2025 Eğitim İzleme Raporu verilerine göre, Türkiye'de 804 bin 250 çocuk eğitim sisteminin tamamen dışında kalmış durumda. Araştırmada, çocukların okul dışına çıkmasının temel gerekçeleri arasında hane halkı yoksulluğu ve aile gelirine katkı sağlama zorunluluğu ilk sırada yer alıyor.
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerine göre 2025 yılında en az 94 çocuk işçi hayatını kaybetti
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi'nin (İSİG) yayımladığı 2025 Yıllık İş Cinayetleri Raporu verilerine göre, 2025 yılı boyunca Türkiye'de en az 94 çocuk işçi çalışırken hayatını kaybetti. Kurumun kayıtlarına göre yaşamını yitiren çocuk işçilerin sayısı 2024 yılında 71'di. Rapora göre, hayatını kaybeden çocukların 26'sı 14 yaş ve altında, 68'i ise 15-17 yaş aralığındaydı.
![]()
Çocuk işçilerin ölüm tehlikesi en çok tarım ve sanayi sektörlerinde
İSİG Meclisi 2025 yılı verilerine göre, çocuk işçiler en çok tarım sektöründe hayatını kaybetti. Tarımda 31, sanayide 27, hizmette 20 ve inşaat sektöründe 16 çocuk öldü. Rapora göre, çocuk işçilerin ölüm nedenlerinin başında mevsimlik tarımda güvensiz ulaşım kaynaklı trafik kazaları, sanayi ve inşaatta ise ezilme ile yüksekten düşme vakaları geliyor. Kurumun en son yayımladığı Nisan 2026 raporu ise sadece bir ayda aralarında çocukların da bulunduğu 189 işçinin çalışırken can verdiğini belgeliyor.
MESEM bünyesindeki çocukların yarısından fazlası haftanın tüm günleri çalışıyor
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) bünyesinde yürütülen Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) uygulaması, çocuk işçiliğinin yasal zeminini hazırladığı gerekçesiyle toplumda tepki çekmeye devam ediyor. Öğrenci Sendikası tarafından Kocaeli'nin Gebze ilçesinde 926 MESEM'li öğrenciyle yürütülen ve Mayıs 2026'da kamuoyuyla paylaşılan anket raporunun verilerine göre, merkeze kayıtlı öğrencilerin yarısından fazlası haftanın yasal sınırı olan 4 günün ötesine geçerek tüm günlerde çalıştırılıyor. Raporda, çocukların çok büyük bir bölümünün iş yerlerinde psikolojik zorbalık, siber zorbalık, hakaret ve fiziksel şiddete maruz kaldığını beyan ettiği bilgisi yer alıyor.
2024-2025 eğitim-öğretim yılında 15-18 yaş grubunda MESEM'e devam eden öğrenci sayısı 392 bin 887'ye ulaştı. Bu çocuklar haftanın bir günü okulda, dört günü ise işletmelerde çalışıyor. Eğitim Reformu Girişimi ve sendikalar, bu sistemin fiilen çocuk emeğini ucuz ve güvencesiz işgücü olarak sömürdüğünü belirtiyor. İSİG Meclisi'ne göre 2024-2025 eğitim yılında MESEM'li en az 15 çocuk iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.
Eğitim-İş'in raporuna göre 15-17 yaş grubundaki çocuk işçi sayısı 869 bin civarında. MESEM'deki öğrencilerle birlikte toplam rakam 1 milyon 372 bin'e yaklaşıyor.

Eğitim-Sen Genel Başkanı Irmak: Çocukların emeği üzerinden ucuz işgücü piyasası oluşturuluyor
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Genel Başkanı Kemal Irmak, konuya dair 24 Saat Gazetesi'ne yaptığı değerlendirmede, MESEM üzerinden yürütülen uygulamaların çocukların eğitim hakkını elinden aldığını ve sermayeye ucuz emek sağlama amacına hizmet ettiğini belirtti. Bu yapının anayasal bir suç barındırdığını dile getiren Irmak, çocukların asgari ücretin altında bir bedelle çalıştırıldığını ve bu durumun çocuk işçiliğini devlet eliyle yasallaştırmak anlamına geldiğini ifade etti. Durumun kabul edilemez olduğunu vurgulayan Irmak, Türkiye'nin çocuk haklarına dair uluslararası belgelerin imzacısı olduğunu hatırlatarak, 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü’nde bu sömürü sistemine karşı hem hukuki hem de alanda mücadele edilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Irmak, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
"MESEM dedikleri şey aslında tamamen çocukların eğitim hakkının ellerinden alınması, çocukların sermayeye ucuz emek gücü olarak pazarlanmasıdır. Yani haftada bir gün okula gidip dört gün sanayide çalışmak, eğitim değildir. Bu, pedagojik olarak da çocuk gelişimi açısından da kabul edilemez bir durumdur. Burada anayasal bir suç da işleniyor. Çocuklar tamamen güvencesiz, asgari ücretin çok altında bir parayla çalışıyor. Çocuk işçiliği devlet eliyle yasallaştırılıyor. Sanayide merdiven altı yerlerde bu çocukların can güvenliği yok, nitekim can veren çocuklarımız oldu."
![]()
"Çocuklar sahipsiz, denetimsiz ve kötü koşulların içine itiliyor"
Millî Eğitim Bakanlığı'nın organize sanayi bölgelerinin doğrudan bu merkezleri yaptırarak projenin çapını genişlettiğini kaydeden Irmak, bu durumun okul yatırımı yapılmamasının önünü açtığını ve öğrencileri fiilen işçileştirdiğini vurguladı. MESEM kapsamında çocukların haftada sadece bir gün okula gittiğini belirten Irmak, çocukların tamamen sahipsiz ve denetimsiz piyasa koşullarına terk edildiğini ifade etti.
Irmak, "Çocuklarımız o kadar sahipsiz, o kadar denetimsiz ve piyasanın o kötü koşulları içine itilmiş durumdalar ki okul ikliminden alınıp her türlü toplumsal olumsuzluğun hedefi haline getiriliyorlar. Çocuklar tam anlamıyla işçileştiriliyor. Bu yönüyle, bizim tarafımızdan asla kabul edilemeyecek bu uygulama, bir meslek eğitimi değildir. Her türlü eğitim biçimi, yolu ve yöntemi mutlaka eğitim kurumlarının içinde olmalıdır. Çocuklar kâğıt üzerinde bir gün okula gidiyorlar ama biz biliyoruz ki o bir günü de artık gitmiyorlar. Neredeyse tamamen bu çocuklar çalıştıkları yerlerde; iş yerlerinde, organize sanayi bölgelerinde ve fabrikalardalar. Buna eğitim denmez çünkü eğitimi öğretmen verir. Yani bu çocuklar aslında hiçbir eğitim almıyor. Çocuklara doğrudan işçilik yaptırılıyor ve çocuk sömürüsü meşru hale getirilerek devam ettiriliyor" dedi.
![]()
"Çocukların yeri fabrikalar değil, okul sıralarıdır"
Türkiye'de teknik ve ara eleman ihtiyacını karşılayacak gerçek bir meslek eğitimine ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan Irmak, bunun adresinin sanayi siteleri değil liseler ve üniversiteler olması gerektiğini belirtti. Yoksul ailelerin çocuklarını buralara göndermek zorunda kaldığını söyleyen Irmak, çocukların eğitim süreçlerinin robotlaştırıldığını ve sömürü düzeninin ardından yine işsizlikle karşı karşıya kaldıklarını açıkladı.
Irmak, "Ülkemizde gerçek bir meslek eğitimine elbette ihtiyaç var. Teknik eleman ve ara eleman ihtiyacı var. Ancak bunların yetişeceği yerler fabrikalar değil, liseler ve üniversitelerdir. Meslek eğitimi verilirken çocuğun beraberinde her türlü entelektüel bilgiye, birikime ve farklı derslerde öğrenmeye açık olan bir eğitim ortamında bulunması gerekir. Ancak şimdi bu süreç doğrudan ortaokul seviyesine kadar indirildi. Ortaokulun sonunda çocuğu alıyorlar, başka hiçbir genel bilgi vermeden doğrudan bir meslek öğrensin diye fabrikaya götürüyorlar. Çocuklara toplumsal dayanışmayı, farklılıkları veya demokratik kültürü öğretmeden, robot gibi sadece bir mesleği dayatan bir sistem var. Burada en sıkıntılı olan şey ise bu sömürü mekanizmasına bir rıza üretilmesidir. Aileler yoksulluktan kaynaklı olarak çocuklarını bu meslek liselerine gönderiyorlar ve bu çocuklar toplumun en altında kalıyor. Ailelerde 'bu çocuk zaten okumaz, üniversiteye gidemez' duygusu hâkim kılınıyor. Yoksul oldukları için oradan gelecek olan dokuz-on bin liralık paraya ihtiyaçları var. Çocuklar buralarda çalıştırılarak bir rıza üretiliyor ama bu sürecin sonunda çocuk yine işsiz kalıyor. Çocukların yeri fabrikalar, atölyeler değil, okul sıralarıdır" dedi.
![]()
Uluslararası tahminlere göre dünya genelinde 138 milyon çocuk işçi var
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve UNICEF tarafından 11 Haziran 2025'te ortaklaşa yayımlanan "Çocuk İşçiliği 2024 Küresel Tahminler" raporuna göre, dünya genelinde çocuk işçi sayısı 138 milyon olarak belirlendi. ILO tarafından yayımlanan Marakeş Küresel Eylem Çerçevesi metninde, çocuk işçiliğinin kalıcı olarak tasfiyesi için ülkelerin sosyal koruma kalkanlarını genişletmesi ve yoksulluk sınırındaki ailelere doğrudan ekonomik destek sağlaması gerektiği vurgulanıyor.


