Dünyada askeri teknolojiler hızla gelişirken, hava gücünün tanımı da değişiyor. Artık bir savaş uçağının gücü sadece ne kadar hızlı uçtuğu, ne kadar uzağa gidebildiği veya ne kadar silah taşıdığıyla belirlenmiyor. Uçağın çevresini ne kadar iyi görebildiği, elde ettiği bilgileri ne kadar hızlı değerlendirdiği ve hedefe ne kadar doğru müdahale edebildiği de büyük önem taşıyor. Ayrıca bu sistemlerin siber saldırılara ve elektronik müdahalelere karşı korunması da hava gücünün önemli bir parçası haline geliyor.

A5 Savunma Sanayii Dergisi temsilcisi Dr. İpek İpek ve Emekli Hava İstihbarat Albay Erdoğan İpek, modern hava savaşlarında siber dayanıklılık, elektronik harp, ağ merkezli harekât ve yapay zekânın değişen rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

FİZİKSEL KAYIPTAN DAHA TEHLİKELİ: AĞIN İŞLEVSİZ KALMASI

Modern hava savaşlarında siber saldırılar ve elektronik harp müdahalelerinin, bir uçağın fiziksel olarak kaybedilmesinden daha büyük sorunlara yol açabileceğini belirten Emekli Hava İstihbarat Albay Erdoğan İpek, sistem riski üzerine şu tespitte bulundu:

"Bir uçağı kaybettiğinizde bir platform kaybedersiniz; fakat güvenilir veri akışını, müşterek hava resmini veya zamanlama ve seyrüsefer bütünlüğünü bozarsanız aynı anda birden fazla platformun etkinliğini azaltabilirsiniz. Modern hava harekâtında asıl kritik mesele, platform beka kabiliyeti kadar ağın beka kabiliyetidir."

DİJİTAL DÜĞÜMLER VE BİLGİ BÜTÜNLÜĞÜ

Savaş uçakları ve İHA’ların havada sürekli veri alışverişi yapan birer "dijital düğüm" olarak görev yaptığını hatırlatan İpek, ağ güvenliği konusundaki en büyük tehlikeyi şöyle tanımladı:

“Daha büyük risk, haberleşme devam ederken sistemde dolaşan bilgilerin yanlış veya güvenilmez hale gelmesidir. Güvenilir bir sistem üzerinden yanlış bilgi gönderilmesi, komutanın karar vermesini zorlaştırabilir ve tüm filonun görevini olumsuz etkileyebilir.”

YAPAY ZEKÂ ÇAĞINDA İSTİHBARAT SUBAYI: "KARAR MİMARLIĞI"

Siber güvenlikte ve tehdit tespitinde yapay zekâ kullanımının artmasıyla insan faktörünün rol değiştirdiğini ifade eden Emekli Hava İstihbarat Albay Erdoğan İpek, geleceğin istihbarat konseptini şu sözlerle özetledi:

"Yapay zekâ tespitte hız ve ölçek sağlar; ancak bunun bir aldatma faaliyeti mi yoksa gerçek bir tehdit mi olduğunu anlamlandırmak operasyonel bağlam gerektirir. Geleceğin hava istihbarat subayı ekrana bakıp tek tek iz takip eden bir operatör değil; yapay zekâ yardımıyla verileri birleştirerek rakibin niyetini anlamaya çalışan bir 'karar mimarı' olacaktır."

Savunma teknolojilerinde yaşanan bu kritik dönüşümün detaylarını, yayıncılık ilkelerini ve sahadaki pratik karşılıklarını A5 Savunma Sanayii Dergisi temsilcisi Dr. İpek İpek ve Emekli Hava İstihbarat Albay Erdoğan İpek ile konuştuk.

"İLETİŞİM AĞININ BOZULMASI BİRDEN FAZLA PLATFORMU AYNI ANDA İŞLEVSİZ BIRAKABİLİR"

1.⁠ ⁠Modern hava muharebesinde bir savaş uçağı ya da İHA görevdeyken; radar, GPS veya veri bağlarına (Data Link) yönelik gerçekleştirilecek bir siber saldırı, uçağın düşürülmesinden daha büyük bir operasyonel zafiyet yaratabilir mi?

Erdoğan İpek: Modern hava harekâtında bir uçağın veya İHA’nın sistemlerine yapılan siber ve elektronik saldırılar, uçağın düşürülmesinden daha büyük zararlar verebilir. Günümüz hava gücü tekil platformlara değil; sensör, veri ve karardan oluşan bütüncül bir iletişim ağına dayanır. NATO’nun hava gücü yaklaşımında da ağın korunmasının platformun korunması kadar önemli hâle geldiği açık biçimde vurgulanıyor. Tek bir uçağın kaybı sadece o platformu etkilerken, iletişim ağının bozulması birden fazla uçağı aynı anda işlevsiz bırakabilir. Bu nedenle artık uçağın sağlam kalması kadar, ağın da ayakta kalması kritiktir.

Gelecekte üstünlük, yalnızca en gelişmiş uçağa sahip olanın değil; GPS’in kesildiği ve ağır siber saldırıların yaşandığı koşullarda dahi sistemlerini çalıştırabilen tarafın olacaktır. Türk savunma sanayisinin en büyük avantajı; uçağı, radarı, elektronik harbi ve yazılımları birbiriyle entegre çalışan tek bir sistem olarak geliştirmesidir. Mesele sadece uçak üretmek değil, uçağın etrafında yerli ve güvenli bir dijital ağ kurabilmektir. Bu bütünleşik yaklaşım Türkiye’ye hem operasyonel bağımsızlık hem de savunma avantajı sağlamaktadır.

GÖKYÜZÜNÜN DİJİTAL KALKANLARI VE ÇOK KATMANLI GÜVENLİK

2.⁠ ⁠Çatışma coğrafyalarında sıkça görülen GPS sinyal müdahalelerine ve konum yanıltmalarına karşı KAAN, ANKA veya Bayraktar gibi yerli platformlarımızda ne tür dijital koruma kalkanları kullanılıyor?

Erdoğan İpek: Burada iki farklı tehdidi ayırmak gerekiyor. GPS karıştırması, uydu sinyalinin engellenmesi anlamına geliyor. Spoofing ise hava aracına yanlış konum veya zaman bilgisi gönderilmesi demek. Bu tehditlere karşı en önemli hedef, hava aracının sadece GPS'e bağlı kalmamasını sağlamak.

Türkiye'de GPS sinyalinin karıştırılmasını önleyen sistemler, farklı konum belirleme yöntemleri ve yedek seyrüsefer sistemleri geliştiriliyor. ASELSAN'ın KARETTA sistemi de uydu sinyallerini korumak ve karıştırıcı sinyallerin etkisini azaltmak için kullanılan çözümler arasında yer alıyor.

Baykar'ın AKINCI için açıkladığı özelliklerde de GPS'e bağlı kalmadan farklı sensörlerden gelen bilgileri kullanarak yönünü bulabilme kabiliyeti bulunuyor. Ayrıca yapay zekâ destekli görsel seyrüsefer çalışmalarıyla GPS'in olmadığı veya yoğun şekilde karıştırıldığı ortamlarda konum belirleme konusunda çalışmalar yapılıyor.

KAAN ve ANKA'nın elektronik harp ve seyrüsefer sistemlerinin tüm ayrıntıları kamuoyuna açık değil. Ancak Türkiye'nin geliştirdiği farklı seyrüsefer ve haberleşme teknolojileri, hava araçlarının GPS sinyali kesilse veya karıştırılsa bile görevlerini sürdürebilmesine yönelik önemli bir altyapı oluşturuyor.

3.⁠ ⁠Jetlerimiz ve İHA’larımız havada birbirleriyle ve karayla sürekli veri alışverişi yapan birer "dijital düğüm" olarak uçuyor. Bu iletişim ağındaki tek bir halkaya sızılması, tüm filonun güvenliğini ve görev başarısını nasıl etkiler?

Erdoğan İpek: Modern hava harekâtında savaş uçakları ve İHA'lar artık tek başına hareket etmiyor. Radarlar, komuta merkezleri ve diğer hava araçlarıyla sürekli bilgi alışverişi yapıyor. Bu nedenle iletişim ağının güvenliği, hava araçlarının güvenliği kadar önemli hâle geliyor.

Tek bir sisteme sızılması, doğrudan tüm filonun ele geçirilmesi anlamına gelmez. Askerî ağlarda bu tür durumların yayılmasını önlemek için farklı güvenlik katmanları kullanılıyor. Ancak sisteme güvenilir bir noktadan yanlış bilgi gönderilmesi ciddi sorunlara yol açabilir.

Haberleşme devam ediyor gibi görünürken yanlış bilgilerin sisteme girmesi, komutanın doğru karar vermesini zorlaştırabilir ve birden fazla hava aracının görevini etkileyebilir. Bu nedenle sadece bilginin hızlı aktarılması değil, doğru ve güvenilir olması da büyük önem taşıyor.

Türkiye açısından bakıldığında savaş uçakları, İHA'lar, radarlar, elektronik harp ve komuta-kontrol sistemlerinin birlikte geliştirilmesi önemli bir avantaj sağlıyor. Gelecekte hava gücündeki başarı, bu sistemlerin siber veya elektronik saldırı altında da güvenli şekilde birlikte çalışabilmesine bağlı olacak.

HAVA İSTİHBARATINDA YAPAY ZEKÂ DÖNEMİ

4.⁠ ⁠Yapay zekanın askeri siber saldırılarda kullanılmasıyla birlikte, saniye bazında gerçekleşen tehdit tespitlerinde insan faktörünün (istihbarat subayının) rolü nereye evriliyor?

Erdoğan İpek: Yapay zekânın askerî siber güvenlikte yaygınlaşması, istihbarat subayının rolünü azaltmıyor. Aksine, onu verileri takip eden bir operatörden, yapay zekânın sunduğu bilgileri değerlendiren ve karar sürecine katkı sağlayan bir konuma taşıyor.

Yapay zekâ, çok büyük miktardaki ağ, sensör ve elektronik veri içindeki olağan dışı durumları kısa sürede tespit edebiliyor. Ancak tespit edilen durumun gerçek bir saldırı mı, elektronik harp etkisi mi, teknik bir arıza mı yoksa bir aldatma girişimi mi olduğunu anlamak için insan değerlendirmesine ihtiyaç var.

Bu nedenle gelecekte insan ve yapay zekânın birlikte çalışması daha önemli hâle gelecek. Yapay zekâ hız, veri analizi ve farklı bilgiler arasındaki bağlantıları ortaya çıkarma konusunda öne çıkacak. İstihbarat subayı ise bu bilgileri değerlendirerek tehdidin ne anlama geldiğini ve karşı tarafın ne yapmak istediğini belirleyecek.

Yapay zekâ sistemlerinin de yanlış veya manipüle edilmiş verilerle yanıltılabileceğini unutmamak gerekiyor. Bu nedenle özellikle önemli askerî kararlarda insanın denetleyici ve karar verici rolünün korunması önem taşıyor.

Geleceğin hava istihbarat subayı, yalnızca ekrandaki verileri takip eden kişi olmayacak. Sensörlerden, elektronik harp sistemlerinden, uydu ve insansız platformlardan gelen bilgileri yapay zekâ yardımıyla birleştirerek karşı tarafın niyetini anlamaya çalışan bir karar verici konumunda olacak.

Türkiye'nin İHA, radar, elektronik harp, komuta-kontrol ve yapay zekâ alanlarında geliştirdiği teknolojiler de bu dönüşüm için önemli bir altyapı oluşturuyor. Yapay zekâ tehditleri insandan daha hızlı tespit edebilir; ancak tehdidin ne anlama geldiğini ve nasıl karşılık verilmesi gerektiğini değerlendirmek hâlâ insan muhakemesini gerektiriyor.

DEZENFORMASYON ÇAĞINDA SORUMLU HABERCİLİK

5.⁠ ⁠Türk İHA’larının ve hava platformlarının sahadaki siber dayanıklılığı, uluslararası basında ve savunma sanayii kamuoyunda nasıl karşılık buluyor? Bu durum Türk firmalarının marka değerine nasıl yansıyor?

Dr. İpek İpek: Türk İHA’larının uluslararası alandaki başarısı artık yalnızca uçuş performansı veya taşıdığı mühimmatla değerlendirilmiyor. Elektronik harp ortamında görev yapabilmesi, karıştırmaya dayanıklılığı, güvenli veri bağlantısı ve farklı sistemlerle birlikte çalışabilmesi de giderek daha fazla önem kazanıyor.

Türkiye'nin savunma sanayii de bu alanlarda platform, sensör, haberleşme, elektronik harp ve mühimmat sistemlerini birlikte geliştiren bir yapıya dönüşüyor. AKINCI'nın elektronik karıştırma altında görev yapabilmesi ve KIZILELMA'daki elektronik harp çalışmaları bu yaklaşımın örnekleri arasında yer alıyor.

Uluslararası savunma basınında Türkiye'nin yalnızca İHA üreten bir ülke değil, farklı teknolojileri bir araya getiren bir savunma ekosistemi oluşturduğu yönündeki değerlendirmeler de artıyor. Bu durum Türk savunma şirketlerinin marka değerini ve ihracat potansiyelini güçlendiriyor.

Baykar'ın açıkladığı verilere göre şirket, 2025 yılında 2,2 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Bu da sahadaki teknolojik kabiliyetlerin yalnızca askerî başarı değil, aynı zamanda uluslararası güven ve marka değeri açısından da karşılık bulduğunu gösteriyor.

6.⁠ ⁠Roket, füze veya hava araçları kadar göze çarpmayan ama en az onlar kadar hayati olan "siber güvenlik ve güvenli haberleşme" teknolojileri savunma medyasında hak ettiği değeri bulabiliyor mu?

Dr. İpek İpek: Kesinlikle hak ettiği değeri giderek daha fazla bulduğunu düşünüyoruz. Çünkü günümüzde savunma kabiliyeti yalnızca sahip olduğunuz platformların menzili, hızı veya mühimmat kapasitesiyle ölçülmüyor. Bu platformların güvenli biçimde haberleşebilmesi, elde edilen verinin doğru ve hızlı şekilde aktarılması ve bütün bu ağın siber tehditlere karşı korunabilmesi en az platformların kendisi kadar kritik.

Türkiye açısından baktığımızda ise bu alanın özellikle dikkat çekici olduğunu düşünüyoruz. Türk savunma sanayii yalnızca görünür platformlarda değil; güvenli haberleşme, elektronik harp, komuta-kontrol, veri bağı, yazılım ve siber güvenlik gibi teknolojilerde de önemli bir yetkinlik biriktiriyor. Bence Türkiye’nin savunma sanayiindeki en güçlü yönlerinden biri de farklı sistemleri giderek daha fazla birbirleriyle konuşabilen ve birlikte çalışabilen bir yapıya dönüştürmesi.

Savunma medyasına burada önemli bir görev düşüyor. Bir füzenin menzilini veya yeni bir hava aracını anlatmak okuyucu açısından daha kolay ve görsel olarak daha dikkat çekici olabilir. Ancak geleceğin savaş ortamında belirleyici unsur, çoğu zaman tek bir platformdan ziyade platformların birbirine ne kadar güvenli ve hızlı bağlandığı olacaktır.

A5 Savunma Sanayii Dergisi olarak biz de bu nedenle siber güvenlik, güvenli haberleşme, elektronik harp, yapay zekâ, veri füzyonu ve ağ merkezli harekât gibi daha az görünür fakat stratejik değeri son derece yüksek alanlara özellikle önem veriyoruz. Türkiye’nin bu teknolojilerde geliştirdiği millî kabiliyetlerin hem teknolojik bağımsızlık hem de savunma ekosisteminin bütünlüğü açısından son derece kıymetli olduğuna inanıyoruz.

7.⁠ ⁠Askeri havacılık ve siber güvenlik gibi teknik alanlarda sosyal medyada yayılan spekülatif veya yanlış haberlerin önüne geçmek için savunma yayıncılığına ve stratejik iletişime ne tür sorumluluklar düşüyor?

Dr. İpek İpek: Savunma yayıncılığında hızdan önce doğruluğun gelmesi gerekiyor. Askerî havacılık, siber güvenlik ve savunma teknolojileriyle ilgili yanlış veya bağlamından koparılmış bilgiler sosyal medyada kısa sürede geniş kitlelere ulaşabiliyor. Yapay zekâ ile üretilen içerikler ve manipüle edilmiş görüntüler de gerçek ile kurguyu ayırt etmeyi zorlaştırıyor.

Bu nedenle savunma medyasının en önemli sorumluluklarından biri güçlü bir doğrulama süreci yürütmek. Bir bilginin çok paylaşılması veya sosyal medyada yer alması, onun doğru olduğu anlamına gelmiyor. Haberlerin resmî açıklamalar, üretici firmalar ve güvenilir açık kaynaklar üzerinden kontrol edilmesi gerekiyor. Doğrulanamayan bilgiler ise kesinleşmiş bir gerçek gibi değil, açıkça “iddia” olarak aktarılmalı.

Stratejik iletişimde de doğru bilginin hızlı ve anlaşılır biçimde kamuoyuna ulaştırılması önemli. Türkiye'nin savunma sanayii alanındaki uluslararası görünürlüğü arttıkça, teknik gelişmelerin abartılmadan ve doğrulanabilir bilgilerle anlatılması daha da önem kazanıyor.

A5 Savunma Sanayii Dergisi olarak yaklaşımımız, ilk paylaşan olmak yerine doğru bilgiyi, doğru bağlamda ve güvenilir kaynaklara dayanarak aktarmak. Savunma haberciliğinde güvenin korunması için doğruluk ve kaynak kontrolünün hızdan daha önemli olduğuna inanıyoruz.

AÇIK KAYNAKLAR İLE ASKERÎ GİZLİLİK ARASINDAKİ HASSAS ÇİZGİ

8.⁠ ⁠A5 Savunma Sanayii Dergisi olarak, kritik askeri teknolojileri haberleştirirken kamuoyuna açık bilgiler ile askeri gizlilik arasındaki hassas çizgiyi nasıl koruyorsunuz?

2 ilde eş zamanlı narkotik operasyonu: 3 şüpheli tutuklandı
2 ilde eş zamanlı narkotik operasyonu: 3 şüpheli tutuklandı
İçeriği Görüntüle

Dr. İpek İpek: A5 Savunma Sanayii Dergisi olarak bizim için habercilik kadar önemli olan bir diğer konu, yayımladığımız bilginin niteliği ve sınırlarıdır. Savunma sanayii doğası gereği stratejik ve hassas bir alan. Bu nedenle bir bilginin kamuoyuna açık olması, bizim açımızdan tek başına yayımlanması için yeterli bir ölçüt değil.

Haber ve analizlerimizi hazırlarken öncelikle resmî açıklamalar, üretici kuruluşların kamuoyuyla paylaştığı bilgiler, uluslararası fuarlar, açık kaynaklar ve doğrulanabilir teknik veriler üzerinden hareket ediyoruz. Operasyonel güvenliği etkileyebilecek, personeli veya birlikleri riske atabilecek, sistemlerin hassasiyetlerini ortaya çıkarabilecek ya da kamuoyuna açıklanmasının sakıncalı olabileceğini değerlendirdiğimiz ayrıntılarda ise özellikle ihtiyatlı davranıyoruz.

Biz A5’te savunma haberciliğini yalnızca “ne kadar teknik bilgi verebiliriz?” sorusu üzerinden değerlendirmiyoruz. Asıl amacımız; bir sistemin neden önemli olduğunu, hangi teknolojik dönüşümün parçası olduğunu, savunma sanayiine ve stratejik dengelere nasıl etki edebileceğini okuyucuya doğru bir şekilde aktarabilmek.

Dolayısıyla kamuoyunun bilgi edinme hakkı ile millî güvenlik ve askerî gizliliğin korunması arasında bilinçli bir editoryal denge kurmaya çalışıyoruz. Bizim için iyi savunma haberciliği, en hassas bilgiyi yayımlamak değil; doğru bilgiyi, doğru bağlamda ve doğru sınırlar içerisinde okuyucuya ulaştırabilmektir.

Muhabir: Esin Özdemir