Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında ekonomi, terörle mücadele süreci ve sığınmacı politikalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Hükümetin ekonomi yönetimini eleştiren Özdağ, temmuz ayında asgari ücret ve emekli maaşlarına beklenen düzeyde artış yapılmayacağını öne sürdü.
"Asgari ücret ve emekliye ciddi zam beklemiyorum"
Türkiye'de asıl gündemin ekonomik kriz ve hayat pahalılığı olduğunu söyleyen Özdağ, TÜİK'in açıklayacağı enflasyon verilerine ilişkin de eleştirilerde bulundu:
“Mutlak butlanla Türk siyaseti yeniden yapılandırılmaya çalışılıyor ama esas mesele mutlak yoksulluk, mutfaktaki mutlak kriz. Her ayın üçünde TÜİK, TÜFE ve ÜFE rakamlarını, yani enflasyon verilerini açıklıyor. Yine yarın saat 10.00'da açıklayacaklar. Tabii, yüksek bir maaş zammı olmasın diye yapabilecekleri en düşük enflasyon rakamını açıklayacaklar. Görünen o ki temmuz ayında asgari ücrete ve emekli maaşlarına ciddi bir artış gelmeyecek. Çünkü daha seçimleri düşünmüyorlar. AK Parti iktidarı vatandaşın nasıl geçineceğiyle ilgilenmiyor hiç. Onlar sadece seçimlerden önce zam yapıp milleti nasıl kandırırız, onun peşinde koşuyorlar.”
"PKK elebaşları Kandil'den diyorlar ki 'Biz silah bırakacağız demedik, stratejisini durduruyoruz dedik"
Konuşmasında "Terörsüz Türkiye" sürecine de değinen Özdağ, iktidarın süreç boyunca izlediği politikaları eleştirdi.
PKK'nın silah bırakmadığını savunan Özdağ, örgütün silahsızlanmasına yönelik açıklamalar ile gelinen nokta arasında çelişki bulunduğunu öne sürdü. Meclis'e getirileceği belirtilen düzenlemelerin de örgüt mensuplarına yönelik af niteliği taşıdığı iddiasını dile getirdi:
“Terörsüz Türkiye' dedikleri PKK ile müzakere süreci 20 ayı doldurdu. Bu süreçte Devlet Bahçeli, terör örgütünün elebaşı, narko terörist Öcalan'a 'kurucu önder' dedi. Ona siyasi statü istedi, 'siyasi koordinatör olsun' dedi. Mecliste bir Öcalan Komisyonu kurdular ve narko teröristi meşrulaştırmak için çalıştılar, çalışmaya da devam ediyorlar. Üç milletvekilini bu narko teröristin ayağına gönderdiler, nasihatlerini dinlettiler. Oysa bu sürece başlarken güya bir al-ver süreci olmayacaktı. Pazarlık yapılmayacaktı. PKK kayıtsız şartsız teslim olacaktı. Şimdi AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik çıkıyor ve diyor ki: 'PKK'nın silah bırakması için yasal zemin hazırlamalıyız.' 20 ay sonra geldiğiniz nokta bu mu? Hani PKK kayıtsız şartsız silah bırakıyordu? Hem de bütün Orta Doğu'da bırakıyordu. Hani kendisini feshediyordu?
Ne kendisini feshetti ne de silah bıraktı. Üstelik PKK elebaşları Kandil'den diyorlar ki: 'Biz silah bırakacağız demedik ki, biz silahlı mücadele stratejisini durduruyoruz dedik.' Bu arada adının açıklanmasını istemeyen, bundan da utanan bir MHP yetkilisi de diyor ki: 'PKK'nın tamamen silah bırakmasını beklemek de gerçekçi değil.' Evet, PKK silah bırakmayacak. Bunu istemek gerçekçi değilmiş. Ama siz PKK'yla Türkiye'nin milli, üniter ve laik devlet yapısını tartışacaksınız ve bunu gerçekçi bulacaksınız.
Şimdi bir çerçeve yasa taslağı, Meclis tatile girmeden önce Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne getiriliyor. Biliyorsunuz, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin çalışma süresi de uzatıldı. Açıkça 'af' demiyorlar ama biliyoruz ki bu çerçeve yasa, Öcalan dahil bütün PKK'lılara bir af çerçevesi getirmek ve onları sözde topluma entegre etmek amacıyla getiriliyor. Bu arada DEM Parti'nin Türkiye'nin değişik yerlerinde mitingler yaptığını görüyoruz. DEM, Türk milletine meydan okumak, Türk devletine meydan okumak için; terörle mücadelede verdiğimiz on binlerce şehide, on binlerce gaziye adeta hakaret edercesine, İstanbul'da Mavi Çarşı'da aralarında bebeklerin de bulunduğu 12 suçsuz insanı yakarak öldüren bir teröristi konuşmacı olarak kürsüye çıkarıyor. O terörist de çıkıp, 'Siz bizim pişman olduğumuzu mu zannediyorsunuz?' diye böğürüyor. İnanılır gibi değil. Gelmiş olduğumuz nokta bu."
"Göç İdaresi, bunlara ne yaptınız? Vatandaş mı yaptınız bunları? Nerede bunlar?"
Göç İdaresi Başkanlığı'nın Suriyelilerin geri dönüşüne ilişkin açıkladığı rakamları da değerlendiren Özdağ, resmi veriler arasında tutarsızlık bulunduğunu iddia etti:
"2021'de Türkiye'de 3 milyon 737 bin 369 Suriyeli varmış. Bunun 50 bini dönmüş. Peki 2022'de kaç kalmış? 3 milyon 513 bin 776. Yani 50 bin kişi dönmüş ama azalan sayı 223 bin. Sayın Göç İdaresi Genel Müdürü ve diğer yetkililer, bu aradaki fark ne oldu? Bu Suriyeliler ne oldu? 2022'de 3 milyon 513 bin 776 Suriyeli varken 36 bini dönmüş. Ama 2023'te Suriyeli sayısı 362 bin azalmış ve 3 milyon 150 bine düşmüş. Dönen sayı 36 bin. Nasıl oluyor arkadaşlar? Abrakadabra mı? Ne oldu bu Suriyelilere?
2024'e geliyoruz. Bakın, 2 milyon 901 bin Suriyeli var. 207 bin kişi dönmüş. Ama Suriyeli sayısı 553 bin 722 azalmış. Şaka gibi. Bu matematiği bize izah edin. Yani 2021-2025 arasında aslında resmi rakamlara göre 50 bin, 36 bin, 19 bin ve 207 bini topladığımızda 313 bin 629 Suriyeli Suriye'ye dönmüş diyorsunuz. Ama aynı dönemde Suriyeli sayısı Türkiye'de 1 milyon 399 bin 613 azalmış. Yani izah edemediğiniz 1 milyon 75 bin 996 tane Suriyeli var. Ne yaptınız bunlara? Göç İdaresi, bunlara ne yaptınız? Vatandaş mı yaptınız bunları? Nerede bunlar?"
"Bütün sığınmacıları ülkelerine göndereceğiz"
Zafer Partisi'nin sığınmacı politikasını yineleyen Özdağ, iktidara gelmeleri halinde uluslararası hukuk çerçevesinde düzensiz göçmenler ve sığınmacıların ülkelerine gönderileceğini belirtti:
"Şam Büyükelçimiz, 'Artık Suriyeliler Türkiye'de kalıyor, entegrasyon yapacağız’ dedi. Çok iyi Türkçe öğrenmişler, çok başarılı iş insanları olmuşlar. Olur, hiç itirazımız yok. Ama ülkelerine dönsünler ve kendi ülkelerinde çalışmaya, ülkelerini ayağa kaldırmaya devam etsinler. Biz Zafer Partisi olarak Türk milletine söz veriyoruz. Bu konuyla birinci derecede yüz yüze gelen jandarmamıza, polisimize söz veriyoruz. Bütün sığınmacıları ve kaçakları, devletler hukukuna uygun bir şekilde vatanlarına yollayacağız. Suriyeliler, Suriye'de Türkiye'nin dostları olarak yaşamaya devam etsinler. Ama herkes kendi vatanında yaşasın.”




