Türk Patent ve Marka Kurumunca 2017 yılında tescillenen meşhur Uşak tarhanası, kentteki kadınların kurduğu kooperatifler ve evlerde kurulan imece sofralarıyla geleneksel lezzetini korumaya devam ediyor. Kırmızı biber, domates, soğan ve nanenin nohut, yoğurt, un ve doğal mayayla harmanlandığı üretim süreci, hem kadim bir mutfak kültürünü yaşatıyor hem de kadınların ekonomik bağımsızlıklarına katkı sağlıyor.

Hava şartlarına bağlı olarak eylül ayının sonunda başlayan tarhana mesaisi aralık ayı sonuna kadar aralıksız sürüyor. Kent genelinde 7 sanayi tipi firmanın yanı sıra kadınların öncülüğünde kurulan 4 ayrı kalkınma kooperatifi bünyesinde üretim yapılıyor.
Uşak tarhanasının geleneksel yapım sürecinde önce biber, domates, soğan ve nane gibi sebzeler öğütücüden geçirildikten sonra un, nohut, yoğurt ve ekşi maya ile yoğruluyor.

Yoğrulan hamur, tekne veya leğenlerde tam 21 gün boyunca mayalanması için bekletiliyor.
İstenen fermantasyon kıvamına ulaşan hamur parçalara ayrılarak beyaz çarşaflar üzerinde gölgede kurumaya bırakılıyor.

Kuruyan parçalar kadınlar tarafından ufalanarak ince eleklerden geçiriliyor ve acılı ile acısız olmak üzere iki ayrı çeşit olarak paketleniyor.

"Yılda 6 ton tarhana satıyoruz, kendi paramızı kazanıyoruz"
Banaz ilçesine bağlı Düzlüce Köyü Kadın Tarımsal Kalkınma Kooperatifi bünyesinde üretim yapan 56 yaşındaki Nezakat Işık, çocuk yaşta annesinden öğrendiği mesleği kurumsal bir yapıya kavuşturduklarını ifade etti:
"Daha önceleri eşe, dosta, akrabaya yaparken 2021 yılında kooperatif kurduk. Kooperatifte yapmaya başladık. Bütün kadınlar burada keyifli bir şekilde üretim yapıyoruz. Yılda 6 ton tarhana satıyoruz. Elinde kendi harçlığın olduğu zaman daha rahat harcıyorsun. Bana bu anlamda katkı sunuyor."
"Eşimizin eline bakmıyoruz, birlikte üretince mutlu oluyoruz"
Köydeki kadınlarla bir araya gelerek üretime katılan 46 yaşındaki Meyser Çelikkanat ise imece kültürünün sosyal ve ekonomik önemini şu sözlerle anlattı:
"Üretmek, güzel bir şey. Kadınlarla birlikte ürettiğimiz zaman mutlu oluyoruz. Aile bütçemize, kendi bütçemize katkıda bulunuyoruz. Çoluk çocuğumuza bir şeyler verebiliyoruz. Eşimizin eline bakmıyoruz en azından. Evde de boş zaman geçirmiyoruz. Tarhana yapım dönemini dört gözle bekliyoruz çünkü evde zaman geçmiyor bizim için. Arkadaşlarla bir araya gelip tarhana yapalım diye bekliyoruz."
54 yaşındaki Naciye Öztürk de geleneksel dayanışma ağı sayesinde hazırladıkları tarhanaları çevre illerden ve köylerden gelen müşterilere ulaştırdıklarını dile getirdi.




