YENİ Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, partisinin Ekonomi Eşgüdüm Konseyi adına Zeytinburnu İlçe Başkanlığı'nda düzenlediği basın toplantısında sermaye piyasalarında yaşanan son gelişmeleri değerlendirdi. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından 7 portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonunun tasfiyesini yürütmek üzere Türkiye İş Bankası ile Ziraat Bankası'nın görevlendirilmesine değinen Özlale, soruşturmanın yalnızca fon yöneticileriyle sınırlı kalmaması ve geriye dönük tüm karar zincirinin araştırılması gerektiğini belirtti.

"Toplumun her alanındaki ahlaki çöküntünün son mağduru küçük yatırımcı oldu"

Sermaye piyasasında yaşananların derin bir toplumsal şoka yol açtığını ifade eden Özlale, şu değerlendirmede bulundu:

"Toplumun her alanında etkisini gördüğümüz ahlaki çöküntünün ve denetlenmeyen bürokratik gücün son mağduru maalesef tasarrufu eriyen küçük yatırımcı olmuştur. Son dönemin belki de en çalkantılı haftasını geride bıraktığımız bu günlerde yaşananlar yalnızca bir sermaye piyasası krizi değildir. Bu, geçim krizinin ortasında ayakta kalmaya çalışan milyonlarca insanın umududur. Çaresizliğinin ve kıt kanaat biriktirdiği parasının istismar edilmesidir. Maaşıyla ay sonunu getiremeyen emeklinin, ücreti kirasına ve mutfağa yetmeyen çalışanın, ailesinden aldığı sınırlı harçlıkla geçinmeye çalışan gencin, çocuğuna biraz daha fazla harçlık vermek için çalışan anne ve babanın hayatta kalma çabasının istismar edilmesidir. Bu düzen vatandaşın zengin olma arzusunu değil, daha fazla yoksullaşmama çabasını sömürmüştür. Bunun sorumlusu, geçim sıkıntısını kazanca çevirenler ile bütün bunlar yaşanırken görevini yapmayan ya da yapmak istemeyen kamu otoritesidir."

Bakan Şimşek'e: "Kurumlar görevini yapmadı mı?"

Tasfiyenin hızla tamamlanmasının gerekliliğine işaret eden ancak asıl meselenin denetimsizlik olduğunu savunan Özlale, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'e seslendi:

Ukrayna'dan Rusya'daki hedeflere yönelik saldırılar için yeni plan
Ukrayna'dan Rusya'daki hedeflere yönelik saldırılar için yeni plan
İçeriği Görüntüle

"Şimdi burada Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek'e sormak isteriz. Kasım 2025'te dönemin SPK Başkanı ile birlikte fonlarda manipülasyon olduğunu ve buna izin vermeyeceğinizi söylediniz. Buna rağmen kapsamlı müdahale için yaklaşık 10 ay beklendi. Bu sürede şüphe konusu yapılar ve fonlar 4-5 kat büyüdü. Yüz binlerce yeni ve küçük yatırımcı sisteme girdi. 10 ay önce önlem alsaydınız eğer çok daha küçük olacak olan bu mali enkaz, bugün devasa bir boyuta ulaştı. Sayın Şimşek, konuyu yeterince ciddiye mi almadınız? Kurumlar mı görevini yapmadı? Aşamadığınız siyasi ya da bürokratik engeller mi vardı? Yoksa bu fonlarda yüksek miktarda birikimleri olduğu konusunda kamuoyunda ciddi şüpheler olan siyasetçi ve bürokratların biraz daha kazandıktan sonra sistemden güvenli bir şekilde çıkmasını mı beklediniz? Burada SPK'nın yayınladığı düzenleme takvimi de gecikmeyi açıklayamamaktadır. Yani bu 10 aylık gecikmeyi SPK'nın düzenleme takvimi hiçbir şekilde açıklayamamaktadır. Sermaye piyasası paydaşları açısından bağlayıcı kurallar ancak 28 Ağustos'ta yayınlanmıştır."

"Yalnızca fon yöneticilerini gözaltına almak yetmez"

Soruşturmanın kapsamının genişletilmesi çağrısında bulunan Özlale, şöyle konuştu:

"Sermaye Piyasası Kanunu piyasa dolandırıcılığını suç olarak düzenlemektedir. Yalnızca işlemleri yapan fon yöneticilerinin adını sıralamak, onları gözaltına almak yetmez. Talimatları kim verdi? Menfaati kim sağladı? Bu mekanizmayı kim kurdu, kim korudu, kim görmezden geldi? Soruşturma gözaltı ve yurt dışı yasağı ile sınırlı kalırsa eğer eksik kalacaktır. Patronlardan siyasi destekçilere kadar bütün talimat ve menfaat zinciri de ciddiyetle soruşturulmalıdır. Onlarca hissede şüpheli işlemler yapılırken ve bunları taşıyan fonlar bu ölçekte büyürken gözetim mekanizmasının neden çalışmadığı hala kocaman bir soru işaretidir. Yedi şirkete ait 131 tane fon söz konusu. SPK içindeki olası ihmal ve kusurlar da bağımsız bir şekilde araştırılmalıdır. Hangi tarihte, hangi bulguya ulaşıldığı ve müdahalenin neden geciktiği belge ve tarih açıklanmalıdır."

"Önceki ve mevcut SPK kararları geriye dönük incelenmeli"

Söz konusu fonların geçmişten bugüne aldığı onayların incelenmesini isteyen Özlale, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu fonların TEFAS'ta işlem görmesine imkan veren kararlardan halka arz işlemlerine, değerleme raporlarının kabulünden şirketlerin unvan ve faaliyetlerinin değişikliklerine, ortaklık yapılarının finansal yeterlilik değerlendirmelerine kadar her aşamada kamu otoritelerinin imzası vardır. Önceki ve mevcut SPK yönetimleri döneminde verilen bütün bu kararlar geriye dönük incelenmelidir. Finansal ve kurumsal yeterliliği tartışmalı yapılara hangi gerekçeyle izin verildiği açıklanmalıdır. Olası çıkar birliktelikleri araştırılmalıdır. Kamu adına imza atan hiç kimse denetim dışında kalmamalıdır."

BDDK ve MASAK'a çağrı: "Sistemden kimler para çıkararak çıktı?"

Sürecin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ile Mali Suçları Araştırma Kurulu'nu (MASAK) da ilgilendirdiğini belirten Özlale, bankacılık ve mal varlığı tedbirlerine ilişkin şu soruları yöneltti:

"Bu yapının çevresindeki bazı finans kuruluşları sahiplerinin aynı zamanda bankalarda ortak veya yönetici olması meseleyi sermaye piyasasının dışına çıkarmaktadır. Bu bankalara ilişkin kuruluş, pay devri ve ortaklık izinleri hangi tarihlerde, hangi değerlendirmeler sonucunda verildi? Ortakların geçmişleri ve haklarında iddialar yeterince araştırıldı mı? O yüzden BDDK Başkanı ve kurul üyelerinin sorumlulukları da ortaya çıkartılmalıdır. MASAK'a da burada önemli bir iş düşmektedir. Şüpheli işlemlerle bağlantılı kişilerin mal varlıkları ve banka hesapları üzerinde bloke, dondurma veya başka koruyucu tedbirler uygulandı mı? Sistemden daha önce kimler, hangi tarihlerde ve hangi tutarlarda para çıkararak çıktı? Ayrıcalıklı bilgiye erişenlerin kazançları zamanında güvenceye alınmış mıdır? Fonlar nitelikli yatırımcılara açılmadan önce içeride kimlerin bulunduğu, daha önce kimlerin kazanç elde ettiği siyasi etkiden uzak bir şekilde incelenmelidir."

Özlale, şüphe altındaki bazı sahip ve yöneticilerin halen finansal kuruluşların yönetim kurullarında bulunmasına ilişkin olarak da "SPK, BDDK ve ilgili kurumlar bu kişilerin görevlerini sürdürmesine neden izin vermektedir?" diye sordu.

"Bu dosyanın üzeri tasfiye ile kapatılamaz"

YENİ Parti olarak sürecin takipçisi olacaklarını kaydeden Özlale, açıklamasını şu ifadelerle noktaladı:

"SPK, 131 fonun tasfiyesine giden sürecin eksiksiz kronolojisini ve müdahaledeki gecikmenin nedenlerini açıklamalıdır. Şüpheli işlemlere ilişkin soruşturma bütün talimat ve menfaat zincirine uzanmalı. SPK içindeki olası ihmal ve kusurlar bağımsız biçimde araştırılmalıdır. Geçmiş SPK yönetimlerinin fon, TEFAS, halka arz ve diğer izinleriyle BDDK'nın banka izinleri geriye dönük incelenmelidir. MASAK'ın mal varlıkları ve hesaplar hakkında aldığı tedbirler açıklanmalı, yatırımcıların alacaklarını koruyacak önlemler gecikmeden alınmalıdır. Kamu eliyle yapılacak hiçbir satın almada geçmiş zararlar milletimize ödenmemelidir. Bizim Yeni Parti olarak son sözümüz şudur. Türkiye bu filmi AK Parti iktidarında daha önce de görmüştür. Kombassan'da, Yimpaş'ta, Çiftlik Bank'ta ve daha bir sürü skandalda, SPK skandalında isimler değişmiş, araçlar değişmiş, hikayeler değişmiş fakat küçük tasarruf sahibinin güvenini istismar eden düzen değişmemiştir. Biz burada mağduru, küçük yatırımcıyı, parasını bu çetelere kaptıranları sorgulamayacağız. Parasını, emeğini ve geleceğini korumaya çalışan vatandaşı suçlamayacağız. Düzeni kuranları, o düzenden kazananları ve o düzene göz yumanları sorgulayacağız. Kamu otoritesinin görevi özel zararları kamulaştırmak değildir. Görevi küçük yatırımcının hakkını korumak, sorumlulukları ortaya çıkarmak ve kamu adına atılan her imzanın hesabını sormaktır. Bu dosyanın üzeri tasfiye ile kapatılamaz. Sorumlular hesap verene, küçük yatırımcının hakkı korunana ve bütün karar zinciri ortaya çıkarılana kadar Yeni Parti olarak bu meselenin takipçisi olacağız."

Kaynak: ANKA Haber Ajansı