ABD, Erdoğan’a mesaj mı verdi?

Mehmet Necati GÜNGÖR

Fetö firarisi gazeteci Ergün Babahan’ın “Türkiye halkları Bahçeli’siz bir siyasete hazır olmalı” ifadelerini taşıyan Twitt’ine ABD büyükelçiliğince beğeni atılması, öyle özürlerle geçiştirilecek bir mesele değildir.
Öncelikle, ABD elçiliğinin “yanlışlık oldu” beyanlı özrünün bizce hiçbir değeri yoktur.
Türkiye bağımsız bir ülkedir, başka bir devletin Türkiye’nin içişlerine karışan mesajlarını  anlayışla karşılamak ise mümkün değildir.
Bizce, ABD, ittifak ortağı Bahçeli üzerinden Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “subliminal mesaj” göndermiştir.
Alenen şunu söylüyor müttefikimiz (!): “Attığınız adımları beğenmiyoruz.”
Açık ifadeyle söyleyecek olursak; bu ABD’nin Türkiye Cumhuriyeti devletine açık bir tehdididir, bu tehdidin altında kalınamaz.
Devlet Bahçeli, Türkiye’de 50 yıldır siyasette olan bir siyasi partinin Genel Başkanıdır.
Tayyip Erdoğan, bu ülkenin Cumhurbaşkanıdır.
Yürüttükleri politikaları beğenmesek de, bu kimlikler bize ait olan kimliklerdir.
Bu kimlikler üzerinden Türkiye’nin tehdit edilmesini şiddetle reddederiz.
Dışişleri Bakanlığımız bunun gereğini mutlaka yapmalı, ABD’ye gerekli tavrı zaman geçirmeden, behemehal almalıdır.
ABD’nin Türkiye’ye karşı iyi niyet taşımadığını gösteren işaretler vardır.
Suriye’de PKK uzantılarının desteklenmesi, onlara tırlar dolusu silahlar gönderilmesi.
Doğu Akdeniz’de Rumlardan yana tavır takınması,
Verdiği sözleri tutmaması,
Açıkça oyalama siyaseti gütmesi…
Türkiye’ye karşı iyi niyet taşımadığının açık göstergeleridir.
Bir Fetö firarisinin kasıtlı twiit’ini beğenmek, zırvanın ta kendisidir.
Zırva ise tevil götürmez.
ABD büyükelçiliğinin özürleri bu zırvanın üstünü örtmeye yetmez.
Artık iyice anlaşılmıştır ki ABD-Türkiye ilişkileri, bu talihsizlik sonrasında daha da gerilecek, belki de istemediğimiz sonuçlarla bizi karşı karşıya getirecektir.
Buna karşı yapılacak tek yol; ortak aklı işletmektir.
Hükümet, ya da Cumhur ittifakı, muhalefetle de ilişkilerini sıklaştırarak dıştan gelecek ihanetlere karşı güçlü bir set oluşturmalıdır.
İç çekişmeleri bir yana bırakıp, devlet adamlığı ciddiyetiyle devlete sahip çıkmanın zamanıdır artık.
Diplomasi kanallarını iyi işletebilecek yetkin adamlarımız var.
Bunları görmezden gelmek, büyük yanlışlıktır.
Sonuç olarak; devlet bizim devletimizdir,
Devletimize yapılan tehditler, vatandaş olarak hepimizi bağlar ve üzer.
Bundan böyle siyasi partiler arasında hiç olmazsa dışa karşı milli ittifak beklemek hakkımızdır diye düşünüyoruz.