Biz yakıyoruz; onlar müze yapıyor

Birsen GÜRDİL

Bugün batının hangi ülkesine giderseniz gidin, uğradığınız kentlerde muhakkak o ülkenin bir yazarının veya ressamın, şairin, müzisyenin müzeye dönüştürülmüş evine rastlarsınız. Biz yakıyoruz onlar müze yapıyor. İşte Avrupa ve Rusya’da yaşamış bazı ünlü yazar, şair ve müzisyenin müze olarak hizmet veren evleri.
Napolyon Bonapart’ın 1851 darbesinden sonra sürgüne gönderilen Fransız yazar, şair ve romancı Vıctor Hugo, Normandiya kapılarındaki Guernsey’de, Channel Adası’nda bulunan Hauteville Evi restore edilerek müze haline getirilmiştir.
1862 yılında yazdığı Sefiller adlı muhteşem eseri ile ünlü yazar ailesi ile 15 yıl sürgün hayatı yaşadığı bu iki katlı evin, muhteşem bir deniz manzarasına sahip olduğunu, her yıl Nisan ve Eylül aylarında açık olan müzeyi 10’ar kişilik gruplar halinde gezmenin mümkün olduğunu, müzenin bir özelliğinin ise burayı ziyaret edenlerin yazarın romanlarını satın alabilme şansına da sahip olduklarıdır.
Evin 1927’de müzeye dönüştürüldüğünü biliyor musunuz, sadece Vıctor Hugo’nun mu evi müze?
Dünyada en çok okunan romanı Karamazou Kardeşler’in yazarı Dostoyevski’nin evi de bugün müze olarak kapılarını Rusya’nın St. Petersburg şehrinde açmış olduğunu, Rus edebiyatının bu büyük yazarının yaşadığı ev her yıl yüzlerce meraklı tarafından ziyaret edilmekte ve eserleri de aynı yerde satılmaktadır. Müze, sanatçının doğumunun 150’nci günü açıldığını bilmem biliyor musunuz?
Diğer bir Rus yazar olan Puşkin’in evi de Moskova’nın en meşhur caddesi olan Arbatskaya’da bulunduğunu, Natalya Gonçarova ile evlendikten sonra 1831 yılında satın aldığı bu müze evde bugün ünlü edebiyatçının çalışma masası, mektupları, notları ve çok şahsi eşyalarının bulunduğunu biliyor musunuz?
Yazdığı romanların geliri ile Paris’te aldığı üç katlı iki bölümden oluşan evinde ölümüne denk yaşayan Fransız yazar Emile Zola, 1878 yılından sonra göz doldurucu kütüphanesi, mobilyaları ve kişisel eşyaları ile görkemli bir müze olan Zola’nın bu yaşam yerinin de her gün ziyarete açık olduğunu biliyor musunuz?
Çekya’nın başkenti Prag’a gidip te ünlü edebiyatçı Kafka’nın müzeye dönüştürülmüş evini ziyaret etmeyen çok az insan vardır. Ünlü yazar, kız kardeşi ile yaşadığı 22 nolu evde çok sayıda roman yazarak adını dünya yazarlar listesine koydurmuştur. Dönüşüm romanı ile ünlü ve zengin olan Kafka’nın bu müze evi de Prag’da en çok ziyaret edilen yerlerden olduğunu biliyor musunuz?
Batılılar ülkelerinde yetişen bu tip ünlü isimleri unutturmamak için evlerini müze yaparken, ülkemde ise yakıp, yıkmakla o ünlü isimleri unutturmaya çalışmaktayız. Bu arada yine de parmakla gösterilecek edebiyatımızın örnek bazı isimlerinin müze yapılmış evleri bulunmaktadır.
Reşat Nuri Güntekin’in, Tekirdağ’da bulunan evinin maksatlı şekilde yakılması beni ve ünlü yazarın hayranlarını derinden üzmüştür. Bilindiği gibi Güntekin’in defalarca film olarak beyazperdeye aktarılan, yine defalarca TV dizisi olarak ekranlara taşınan, “Çalıkuşu” romanı kül olan bu evde yazılmıştır. Uzun yıllar müfettiş olarak Anadolu’yu gezen, 1889 doğumlu Reşat Nuri Güntekin, ilk önce tiyatro oyunu olarak kaleme aldığı Çalıkuşu’nu, daha sonra roman olarak yayımlamış ve roman tahminlerin üstünde büyük ilgi görmüştür.
1923 yılında satışa çıkan Çalıkuşu, yıllarca en çok okunan kitap olmuştur. Tekirdağ Belediyesi’nin mülkü olduktan sonra Ertuğrul Mahallesi’ndeki bu İki katlı ev, bir gece sabaha karşı yakılarak yok edilmiştir. Bu yürekler acısı olay karşısında pek çok ünlü yazar, şair ve müzisyenimizin yaşadıkları evlerin bugün ne durumda olduklarını merak edip, konuyu ele aldım.
Parmakla gösterilecek birkaç müze evinin başında Barış Manço’nun, Moda’da ki evi gelmektedir. Türk edebiyatının önemli yazarlarından Sait Faik Abasıyanık’ın, Burgaz Adası’nda bulunan evi de iyi korunan ve adaya gelenlerin mutlaka ziyaret ettikleri bir yerdir. Öykücü bu evini, Darüşşafaka’ya bağışlamış, İş Bankası’nın da katkıları ile 22 Ağustos 1959 yılında ziyarete açılmıştır.
Haldun Taner’in, Tevfik Fikret’in, Heybeliada’da bulunan Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın evi, Orhan Kemal, Ahmet Hamdi Taşpınar’ın bildiğimiz müze evleri ötesinde Necati Cumali, Oğuz Atay, Abdülhak Hamit, Süleyman Nazif, Nazım Hikmet, Yahya Kemal Beyatlı, Ercüment Ekrem Talu, Orhan Veli, Safiye Ayla gibi pek çok tanınmış sanat, müzik ve kültür dünyamızın ebedi isimlerinin belirli bir müzeleri bulunmamakta, olanlarda bakımsız ve sahipsizdir.
Zeki Müren’in Bodrum’daki adına açılmış müzesini her yıl yüzbinlerce yerli ve yabancı gezgin ziyaret ederken, bizler medarı iftiharımız olan üstatlarımızın evlerini kaderlerine terk etmişiz.